Nihat Hatipoğlu hakkında suç duyurusunda bulunuldu

HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan ve İHD Irçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyonu’nun yaptığı suç duyurularının ardından Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi de, 13 yaşında bir Ermeni çocuğun İslam dinine geçirilmesiyle ilgili ATV ve Nihat Hatipoğlu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.



16-05-2019 13:46

İlahiyatçı Nihat Hatipoğlu’nun sunumu ile 12 Mayıs’ta ATV ekranında canlı yayınlanan iftar programında, 13 yaşındaki Ermeni bir çocuğun dininin değiştirilmesi skandalına dönük suç duyurularına bir yenisi daha eklendi. HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Irçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyonu’nun yaptığı suç duyurularının ardından Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi de, konuyla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. 

İHD, Hatipoğlu’nun yanı sıra  ATV televizyonu sahip ve yöneticileri hakkında da suç duyurusunda bulunarak, TCK 115/3 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 9’uncu Maddesinin İhlal edildiği belirtildi.

Suç duyurusu dilekçesinde şu ifadelere yer verildi: “ATV televizyonunda yayınlanan ve Nihat Hatipoğlu tarafından sunulan ve canlı yayınlanan iftar programında, 12 Mayıs günü bir suç işlenmiştir. İsmi ‘Arthur’ olan 13 yaşındaki bir Ermeni çocuk, ‘Kelime-i şehadet’ getirttirilerek Müslüman dinine geçirilmiş ve isminin de bundan böyle ‘Nihat’ olacağı canlı yayında açıklanmıştır. Çocuk hukukunun en temel ilkesi, Çocuğun üstün yararı ilkesidir. Her şeyden önce bu ilke gözetilmeden, çocuk canlı yayında milyonlarca insanın izlediği bir programda yüzü açıkça gösterilecek şekilde kullanılmıştır. Türk Ceza Kanununun 115. maddesinin 3. fıkrası, ‘Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir kimsenin inanç veya düşüncesine müdahale edilmesini’ suç saymıştır. ATV canlı yayınında hukuka aykırı bir yol izlenmiş, henüz reşit olmayan 13 yaşındaki bir çocuğun özel alanına müdahalede bulunulmuştur. Daha sonra kamuoyundan edilen bilgilere göre, çocuğun annesi de bu durumu televizyondan öğrenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini imzalamış ve taraf olmuştur. Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca uluslararası sözleşmeler iç hukukun üzerinde kabul görmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. maddesi din ve vicdan özgürlüğünü düzenlemiş olup, söz konusu canlı yayında yapılanlar, sözleşmenin 9. maddesine de aykırılık teşkil etmektedir.”

Suç duyurusunun devamında ise, “12 Mayıs günü, ATV canlı yayınında 13 yaşındaki Arthur’un ‘dininin değiştirilmesi’ ve çocuğun üstün yararı gözletilmeden bu durumun kamuoyuna duyurulması, çocuk hakları sözleşmesinin ihlalini teşkil etmektedir. Ayrıca TCK 115/3 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 9. maddesi de ihlal edilmiştir. Sayın Cumhuriyet Savcısı, ihbarımızı kabul edip, konuyla ilgili soruşturma başlatmanızı ve ATV televizyonu ve Nihat Hatipoğlu hakkında dava açılmasını saygı ile talep ederiz” denildi. 

DİYARBAKIR BAROSU DA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmek üzere Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyurusunda; “TCK 115/3 maddesinin ihlali” suç gerekçesi olarak yer aldı.

Baro Çocuk Hakları Merkezi adına avukatlar Berçem Sancar ve M. Emin Çoban imzalı dilekçede şunlar kaydedildi:

 “Bu şov esnasında Nihat Hatipoğlu'nun ‘Artık sıfırsın, günahsızsın, müslümanlık kendinden önceki tüm günahları siler, sen zaten Türksün, Ermeni kökenli bir Türksün, bundan sonra adın ne olsun’ gibi söylemleri, ırklar ve dinler mozaiği olan bir ülkede saygı üzerine kurulu olması gereken vatandaşlık bağına ve farklı aidiyetlere saygı duygusuna aykırıdır.

Ayrıca dini değiştirilmeye çalışan bireyin 13 yaşında bir çocuk olması, çocuğun böyle bir şovun aracı haline getirilmesi açık bir çocuk hak ihlali ve çocuğun psikososyal ve kültürel istismarıdır. Çocuğun dininin değiştirilmesi esnasında ırkının sorulması, adının değiştirilmesi gerektiğinin empoze edilmesi şeklinde sorulan sorulara çocuğun verdiği cevaplar, hal ve hareketlerindeki heyecan, içinde bulunduğu durumun farkında olmadığını göstermektedir.

Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre dilekçede sonuç olarak şu ifadeler yer aldı: “Ayrıntılı izah ettiğimiz ulusal mevzuatımız ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelere açıkça aykırılık teşkil edecek şekilde, çocuğun din ve vicdan özgürlüğüne müdahale etmek suretiyle istismar eden kişiler ve bunun basın yolu ile yapılmasına müsaade eden yayın kuruluşu hakkında cezai işlemlerin başlatılmasını talep ediyoruz.”