Murat Büyükyılmaz yazdı | Tarımda üç öncelik: Ekoloji, üreticiler ve tüketiciler

"Yanlış kimin için, doğru kimin için, diyorsanız; üretici köylüler, tarım işçileri ve ezici çoğunluğu işçi olan halklar için elbette. Sektör ve milyar dolarlık kârlar bizi hiç ama hiç ilgilendirmiyor..."



16-09-2020 02:24

Murat Büyükyılmaz

Bitkisel ve hayvansal gıda üretiminin temeli olarak düşünecek olursak tarım, hepimizi ilgilendiriyor. Gelir düzeyimiz veya toplumsal sınıfımız ne olursa olsun her birimiz, gündelik hayatımızı sürdürebilmek için ihtiyaç duyduğumuz enerjiyi tarım ürünlerinden karşılıyoruz.

Tükettiklerimizin temiz, sağlıklı ve taze olması günlük hayat standardımızdan ömrümüzün geriye kalanının akıbetine kadar tüm yaşamımızı doğrudan etkiliyor, belirliyor.

Peki tarımsal üretimin, yani gıdanın sınıf ve gelir düzeyi farkı gözetmeksizin tüm toplumu eşit derecede etkilediğini söyleyebilir miyiz? Elbette hayır. İlerleyen satırlarda gıda alanının eşitsizlik dolu dünyasına değineceğiz, ama önce tarımın kamuoyu ve kamuoyunu etkileyen medyada nasıl gündeme geldiğine dair birkaç söz söylemek isteriz.

Eğer kabaca ifade edecek olursak, tarımsal üretimin kamuoyunun gündemine girişinin genellikle fiyatlar ve sağlık başlığında olduğunu söyleyebiliriz. X ürününde süregelen düzeyin çok ötesinde bir fiyat artışı meydana gelmiştir veya Y, Z, V ürünlerinde saptanan kimyasallar kansere yol açmaktadır. Kamuoyu, gündelik hayatın içerisinde karşılaştığı “pahalılıktan” şikayetçi olmaktadır ya da artan kanser gibi hastalıklar veya salgınlar dolayısıyla “nefes alamamak korkusuyla” gelişen hassasiyetler üzerinden sağlıklı gıda tüketmek istemektedir.

Haber bültenlerine veya köşe yazılarına, haberlere buna benzer başlıklardan yansıyan tarım ve gıda alanındaki gelişmelerin yanında bir de tarım işçilerinin traktör kasasından ölüme düşüşleri, Kürt tarım işçilerine yönelik saldırı ve katliamlar, ürünlerine yeterli düzeyde fiyat bulamadıkları için isyan eden üretici köylüler var. Tüm bunlar ayrıntılı değerlendirmeleri, güncellenen araştırmaları hak ediyor. Not edip devam ediyoruz.

Tarım ve gıda alanının kamuoyunun gündemine taşınmasının bir başka hali var ki neredeyse her gün farklı başlıklarla, farklı rakamlarla yeniden ve yeniden üretiliyor: tarım sektöründeki gelişmeler…

Kovid-19 pandemisi ile birlikte dünya genelinde “ulusal güvenlik” meselesi olarak değerlendirilen ve çeşitli uygulamalarla iktidarların müdahale etmeye çalıştığı tarım ve gıda alanı, tarımı bir sektör olarak gören ana akım analistlerin gündeminden hiç düşmüyor. Tarım; rakamlarla, ihracat/ithalat miktarlarıyla ve kazanılan/kaybedilen milyar dolarlarla ölçülüyor, takip ediliyor.

Eşitsizliklerle malul sınıflı bir toplumda, tarıma sektör analizleriyle bakmak, ölçüyü ve değerlendirmeyi buradan yapmak kabul edilebilir değil. Bir toplumun, toplumsal yeniden üretiminin en temel alanına verimlilik ve kar oranları üzerinden bakamazsınız.

Peki nasıl bakacağız?

Üç boyutlu bir yöntem önerebiliriz, elbette tartışmaya sadece başlamak adına.

Ekolojik boyut, üretici boyutu ve tüketici boyutu. Bu üç boyutu olmazsa olmaz kabul edip geri kalan tüm aşamaları bu üç boyut üzerinden değerlendirip değiştirmeyi tartışmalıyız.

Ekolojik boyutu gözetmeksizin sürdürülecek bir tarımsal üretim faaliyetini kabul edemeyiz. Üreticilerin sadece desteklenmesi, kazançları veya kayıplarının telafisi gibi popülist uygulamaların ötesinde; fiyatların belirlenmesi, üretimin planlanması ve arzın koordinasyonu gibi tüm alanlarda üreticilerin/tarım işçilerinin söz, yetki ve karar sahibi olmasını hedeflememiz gerekiyor. Tüketicilerin ise gıda egemenliğinin tesis edilmesi için her düzeyde üreticiler ile birlikte sürece dahil edilmesi, müdahale ve karar mekanizmalarında yer alması gerekiyor.

Buraya kadar serpiştirdiğimiz düşünceleri Türkiye’de tarımsal üretime ve gıda alanına uyguladığımızda, neyin yanlış olduğunu ve doğrunun nasıl mümkün olabileceğini konuşmaya da başlamış olacağız.

Yanlış kimin için, doğru kimin için, diyorsanız; üretici köylüler, tarım işçileri ve ezici çoğunluğu işçi olan halklar için elbette. Sektör ve milyar dolarlık kârlar bizi hiç ama hiç ilgilendirmiyor.

Tartışmaya devam etmek üzere…