'Muğla'yı termik santrallerden, dünyayı iklim krizinden kurtarın'

Muğla Çevre Platformu, Küresel İlkim Grevi Haftası'nda termik santrallere karşı mücadele edeceklerini belirten bir basın açıklamasında bulundu.



23-09-2019 20:33

İleri Haber

Muğla Çevre Platformu, Küresel İlkim Grevi Haftası'da Muğla bölgesinde işletilen termik santrallerin ve onlara kömür sağlayan maden sahalarının neden olduğu yerel ve küresel felaketlere dikkat çekmek için birçok etkinlik düzenledi. Platform bugün Milas'ın Karacahisar - İkizköy köyleri arasında kömür ruhsat alanı içinde kalan ve kesilmek üzere işaretlenen orman alanına sahip çıkmak için yaptığı basın açıklamasında aynı durumun kurbanı olan Yatağan bölgesinin ve Turgut köylülerinin yaşadığı içler acısı durumu hatırlattı.

Platform yaptığı basın açıklamasında "Çağdışı teknolojilerle işlettiğiniz ve iklim krizinin baş sorumlusu olan kömürlü termik santrallerden derhal vazgeçin. Yatağan, Kemerköy ve Yeniköy termik santrallerini ve onlara kömür sağlayan maden ocaklarını kapatın. Küresel iklim krizine daha fazla katkıda bulunmayın, enerji verimliliğini ve doğa dostu enerji üretimini temel alan politikalar geliştirin ve uygulayın." taleplerinde bulunda.

Platform'un basın açıklamasının tamamı şu şekilde:

MUĞLA'YI KÖMÜRLÜ TERMİK SANTRALLERDEN, DÜNYAYI İKLİM KRİZİNDEN KURTARIN!

"Küresel İklim Grevi Haftasında Muğla Çevre Platformu olarak Muğla bölgesinde işletilen termik santrallerin ve onlara kömür sağlayan maden sahalarının neden olduğu yerel ve küresel felaketlere dikkat çekmek için etkinlikler düzenliyoruz. Üç gün önce Milas'ın Karacahisar - İkizköy köyleri arasında kömür ruhsat alanı içinde kalan ve kesilmek üzere işaretlenen orman alanında idik. Bu gün burada aynı kara talihsizliğin yıllardır mağduru olan Yatağan bölgesinin ve Turgut Köylülerinin yaşadığı trajediyi bir kez daha gündeme getirmek için bir araya geldik.

Üç gün önceki etkinliğimizde olduğu gibi çağrımıza cevap vererek burada bir araya gelen bölge halkımıza, basın çalışanlarımıza, etkinliğimize destek veren Muğla Büyükşehir Belediyelerimize, Menteşe Kent Konseyine, milletvekillerimize, siyasi partilerimize, etkinliğimize müziği ile renk katmak üzere gelen Praksis'e teşekkür ediyoruz. İklim Grevi çağrıları ile küresel sorumluluğumuzu hatırlattıkları için Muğla'nın ve dünyanın tüm çocuklarına ve gençlerine bir kez daha selamlarımızı gönderiyoruz.

'ZEYTİNLİK ÖLÜM ÇUKURUNA GÖMÜLECEK'

Şu an sınırında bulunduğumuz arkamızdaki devasa ölüm çukuruna bir zamanlar bulunduğumuz noktadan bakanlar, canlı ve keyif veren doğal yaşamı ile bereketli ovaların, zeytinliklerin, ormanların ve Yeşilbağcılar Köyü'nün manzarasını keyifle izleyebiliyordu.. Bu sınır, bir kâbus gibi, her geçen gün yaşam alanlarımızı yok ederek ilerlemeye devam ediyor. Eğer bu çılgın ilerleyiş durdurulmazsa, şu an üzerinde bulunduğumuz bu zeytinlik de ne yazık ki kısa süre sonra gittikçe büyüyen bu devasa ölüm çukurunun içinde kaybolacak.

Bölgemizde yaşanan trajediyi, 27 ve 28 Temmuz' da Milas ve Turgut'ta 350.org ile birlikte düzenlediğimiz sempozyumlarda paylaştığımız Kömürün Gerçek Bedeli Raporu ile ortaya koymuştuk. Yatağan Milas havzasında yer alan kömür sahaları ve termik santrallerin neden olduğu sorunları bu raporda yer alan birkaç çarpıcı bilimsel veriyi paylaşarak bir kez daha gözler önüne sermek istiyoruz:

'YÜKSEK MİKTARDA KİMYASAL HAVAYA KARIŞTI'

  • Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santralleri, 1983-2017 yılları arasında atmosfere 360 milyon ton karbondioksit, 9,5 milyon ton sülfür dioksit, 890 bin ton azot oksit, 65 bin ton toz, 28 bin kilogram cıva saldı.

'45 BİN İNSANIN ÖLÜMÜNE NEDEN OLDU'

  • Santrallerden kaynaklanan hava kirliliği hâlihazırda yılda 280 erken ölüme yol açıyor ve 2017 yılına kadar 45.000 insanın ölümüne yol açtığı hesaplanıyor; hastalık ve erken ölümler dolayısıyla yılda toplamda 61 bin işgünü kaybına yol açıyor; 2018-2043 yılları arasında, her bir santral 50 yaşını dolduruncaya kadar çalışmaya devam ederse; çevre yatırımları mevzuata göre yapılsa bile, santrallerden kaynaklı hava kirliliğinin 5.300 insanın daha erken ölümüne yol açacağı öngörülüyor.

'BİRÇOK İNSAN YERİNDEN EDİLECEK'

  • 48 köyümüz kömür ruhsat alanlarının içinde kalıyor. Geçtiğimiz yıllar içinde kömür madenlerinin işletmeye alınması nedeniyle 8 köyümüz bazıları tamamen, bazıları da başka yerlere taşınmak zorunda bırakılarak yok edildi. Santrallerin kapasite artırımı, ömürlerinin uzatılması ve maden ruhsat alanlarının işletmeye alınması planları gerçekleşirse kalan 40 köyümüz de yok edilme tehdidi altında. 40 köyün halkı daha, köyünün olduğu gibi taşınması ya da zeytinlik, tarım, orman alanlarının istimlaki sonucunda yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalacak. Bu da, Milas'ta 8.300, Yatağan ve Menteşe'de 20.400 olmak üzere toplamda 30 bine yakın insanın doğrudan veya dolaylı olarak yerinden edilmesi anlamına gelecek.

'KÖYLER YUTULMAK İSTENİYOR'

  • Açık kömür ocaklarının yarattığı ölüm çukurları, yok etmek için İkizköy'ün Karadam Mahallesine, Çamköy'e, Karacahisar'a ve Turgut'a dayanmış durumda. Yeni istimlâklerle köylerimiz yutulmak istenmektedir.

'ARKEOLOJİK SİT ALANLARI ETKİLENİYOR'

  • UNESCO dünya mirası adayı olan Stratonikeia ve Lagina sit alanları, bölgedeki kömür çıkarma sahalarından en fazla etkilenen arkeolojik sitlerdir. Hem kömür ocakları, hem de üç santralin bacasından çıkan kirleticiler arkeolojik sit alanlarına zarar vermekte, insan sağlığı üzerinde olduğu gibi, kültür varlıkları üzerinde de olumsuz etkileri yaratmaktadır.

'TERMİK SANTRALLER İKLİM KATİLİDİR'

Muğla bölgesinden yayılan zehirli sera gazları komşu illerimize, ülkemize, deniz aşırı ülkelere yayılarak tüm dünyayı etkiliyor. Bu anlamda Muğla'nın kömürlü termik santrallarının, yerel ölçekte yarattığı felaketin yanında, küresel ölçekteki iklim krizinde de yadsınamaz bir etkisi vardır. Tüm dünyada iklim katili olarak damgalanan bu çağdışı enerji üretim modeli hızla terk edilerek yenilenebilir, temiz enerji üretim yöntemlerine geçiliyor. Ne yazık ki ülkemizde, Muğla'mızda havamızı, toprağımızı, suyumuzu zehirleyen, sağlığımızı, atalarımızdan kalan yaşam alanlarımızı yok eden bu kirli politikalar inatla sürdürülüyor. Bu inattan vazgeçilmezse çocuklarımıza, atalarımızdan miras aldığımız cennet yurdumuzun yerine her karışı zehirlenmiş, artık hiçbir canlıya yaşama imkân kalmamış devasa ölüm çukurları bırakacağız.

'MÜCADELEDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ'

Turgut'tan, bu ölüm çukurunun dibinden bir kez daha sesleniyoruz. Yetkilileri, hem bölge halkımızı yaşadığı ekolojik ve sosyal felaketlerden kurtarmak, hem de küresel boyuttaki iklim krizinin çözümü için sorumluluk almaya davet ediyoruz.

Bu ölüm çukurlarının daha fazla büyümesine izin vermeyin, şu ana kadar açılmış olanları rehabilite edin. Atalarımızdan miras kalan yurdumuzda, doğamızla denge içinde, sağlıklı olarak yaşamak istiyoruz.

Çağdışı teknolojilerle işlettiğiniz ve iklim krizinin baş sorumlusu olan kömürlü termik santrallerden derhal vazgeçin. Yatağan, Kemerköy ve Yeniköy termik santrallerini ve onlara kömür sağlayan maden ocaklarını kapatın. Küresel iklim krizine daha fazla katkıda bulunmayın, enerji verimliliğini ve doğa dostu enerji üretimini temel alan politikalar geliştirin ve uygulayın.

Turgut'tan ve komşularımızın köylerinden, topraklarından elinizi çekin. Zeytinliklerimizi, köylerimizi, ormanlarımızı rahat bırakın.

Muğlamızı kömür ve termik santral belasından kurtarana kadar, "Kömürsüz Muğla" hedefimize ulaşana kadar mücadele edeceğiz.

Muğla Cennet Kalsın

Dünya Temiz Kalsın"