Muğla’da kadınlar, Zeynep Şenpınar ve katledilen tüm kadınlar için eylem yaptı

Muğla’da kadınlar, Selim Ahmet Kemaloğlu isimli erkek tarafından öldürülen Zeynep Şenpınar ve katledilen tüm kadınlar için eylem yaptı. Eylemde "Zeynep’in ve katledilen tüm kadınların yanındayız ve hiçbir baskıyı, şiddeti ve katliamı kabul etmiyoruz" denildi.



13-06-2020 19:39

İleri Haber

Muğla’da Üniversiteli Genç Kadınlar, Selim Ahmet Kemaloğlu isimli milli boksör tarafından göğsünden bıçaklanarak öldürülen Zeynep Şenpınar ve katledilen tüm kadınlar için eylem yaptı.

Muğla'nın Kötekli Mahallesi'nin Yoğurtçu Parkı'nda yapılan eylemde "Bugün burada üniversiteli genç kadınlar olarak Nahide Opuz, Nadira Kadirova, Gülistan Doku, Emine Bulut, Fatma Şengül, Aleyna Çakır, Güleda Cankel, Zeynep Şenpınar için, katledilen ve katledilmesine izin vermeyeceğimiz tüm kadınlar için isyanda olduğumuzu haykırıyoruz" denildi.

'KATİLLER YARGILANANA KADAR DURMAYACAĞIZ'

Türkiye'de kadınların güvencesiz kanunlar ile baskı altında yaşadığı belirtilen açıklamada "Bizler daha birkaç ay önce Zeynep’in gözlerine bakan, onunla kol kola yürüyen, bizler Zeynep’in yürüdüğü sokaklarda aynı güvencesiz kanunlar altında baskılanan kadınlarız. Buradan yargıya ve adalete sesleniyoruz: Zeynep’in ve katledilen tüm kadınların yanındayız ve hiçbir baskıyı, şiddeti ve katliamı kabul etmiyoruz. Katiller ve destekçileri, yargılanıp cezalandırılana kadar asla durmayacağız. “O evde ne işi varmış”, “Kendi isteğiyle gitmiş”, “Saçlarımı örer misin anne?”, “Kahkaha atan kadın iffetsizdir”, “Kadınlar için tek kariyer anneliktir” gibi sapkın söylemlerle bizi kısıtlayan ve katillerimize davetiye çıkaran ataerkil zihniyeti reddediyoruz" ifadelerine yer verildi.

'ERK SİSTEMİ TEMSİL EDEN İKTİDARI KABUL ETMİYORUZ'

Eylemde ayrıca 6284’ün ve İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması gerektiği belirtilirken "Kadınları mülk gibi gören, kısıtlayan ve sahiplenen zihniyeti kabul etmiyor, 6284’ün ve İstanbul Sözleşmesi’nin hemen şimdi uygulanmasını istiyoruz. Bizleri ev işlerine, düşük ücrete mecbur bırakan hiçbir kararı, erk sistemi temsil eden iktidarı ve toplumu kabul etmiyoruz" denildi.

'BİR KİŞİ DAHA EKSİLMEYECEĞİZ'

Her cumartesi, saat 17:00’de Yoğurtçu Parkı’nda katledilen tüm kadınlar için bir araya geleceklerini belirten kadınlar, "Buradayız ve haykırıyoruz: Bir kişi daha eksilmeye tahammülümüz yok!" dedi.

Üniversiteli Genç Kadınlar'ın yaptığı basın açıklamasının tamamı şu şekilde:

"Mücadeleden vazgeçmeyen, yaşamak için direnen tüm kadınlara selam olsun!

Bolivyalı cesur Aymara savaşçısı Bartolina Sisa, Şilili sosyalist kadın işçilerinden Teresa Flores veya Arjantinli Corolina Muzzilli, Meksika Devrimi Generali Amelia Robles, ABD’li işçi örgütçüsü Mother Jones, Fransız-Perulu feminist ve sosyalist Flora Tristan,  Komüncü Elisabeth Dmitrieff ve Louise Michel, Avrupalı enternasyonalist devrimcilerden Clara Zetkin veya Nadeschda Krupskaha, ABD’li Marvell Scholl ve Clara Dunne, Brezilyalı Patricia Galvao veya Çinli Pen Pi Lan, ‘Beyaz Çarşamba’ direnişçisi İranlı kadınlar, ilk Kürt kadın derneğinin kurucusu Encam Yalmuki Hanım, birçok ilki gerçekleştiren ilk Türk opera sanatçısı Semiha Berksoy ve daha birçok kadın… Güney Amerika’dan Asya’ya, Afrika’dan Ortadoğu’ya, Kuzey Amerika’dan Avustralya’ya binlerce kadın onlardan çalınan haklar için korkusuzca savaşmıştır.

Bugün burada üniversiteli genç kadınlar olarak Nahide Opuz, Nadira Kadirova, Gülistan Doku, Emine Bulut, Fatma Şengül, Aleyna Çakır, Güleda Cankel, Zeynep Şenpınar için, katledilen ve katledilmesine izin vermeyeceğimiz tüm kadınlar için isyanda olduğumuzu haykırıyoruz.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklı uygulanan baskı, şiddet ve katliamlar son bulana kadar; toplumda, yasamada ve yargıda eşitlik sağlanana dek her Cumartesi, saat 17:00’de, burada -Yoğurtçu Parkı’nda- isyanımızı ve öfkemizi dile getirerek mücadelemize devam edeceğiz. 

SUSMUYORUZ, KORKMUYORUZ, İTAAT ETMİYORUZ!!!

Bizler daha birkaç ay önce Zeynep’in gözlerine bakan, onunla kol kola yürüyen, bizler Zeynep’in yürüdüğü sokaklarda aynı güvencesiz kanunlar altında baskılanan kadınlarız. Buradan yargıya ve adalete sesleniyoruz: Zeynep’in ve katledilen tüm kadınların yanındayız ve hiçbir baskıyı, şiddeti ve katliamı kabul etmiyoruz. Katiller ve destekçileri, yargılanıp cezalandırılana kadar asla durmayacağız. “O evde ne işi varmış”, “Kendi isteğiyle gitmiş”, “Saçlarımı örer misin anne?”, “Kahkaha atan kadın iffetsizdir”, “Kadınlar için tek kariyer anneliktir” gibi sapkın söylemlerle bizi kısıtlayan ve katillerimize davetiye çıkaran ataerkil zihniyeti reddediyoruz.

Kadınları mülk gibi gören, kısıtlayan ve sahiplenen zihniyeti kabul etmiyor, 6284’ün ve İstanbul Sözleşmesi’nin hemen şimdi uygulanmasını istiyoruz. Bizleri ev işlerine, düşük ücrete mecbur bırakan hiçbir kararı, erk sistemi temsil eden iktidarı ve toplumu kabul etmiyoruz.

-Her şehirde sığınma evleri, kadın eksenli kollektif üretim ve eğitim atölyeleri oluşturulmalı; var olan kadın mücadelesi için dayanışma ağı ören kurumlara yapılan saldırılar engellenmeli ve bu kurumlar desteklenmeli,

-Toplumun ve erk devletin dayattığı roller yüzünden mecbur olmadığı ev içi emeğine karşılık her kadın sosyal güvence altına alınmalı ve ücret almalı,

-Şiddet gören veya tehlikede olan kadınlar için şiddet uygulayan evden uzaklaştırılmalı, kendisine yaklaşması engellenmeli ve yakın koruma verilmeli, gerekiyorsa kadının adresi, kimlik ve ilgili diğer bilgileri değiştirilmeli veya gizlenmeli, bu bilgilerin paylaşımını yapanlar da cezalandırılmalı,

-Şiddet uygulayanın silahı teslim alınmalı, şiddete uğrayan kadına geçici velayet veya tedbir nafakası veya geçici maddi yardım verilmeli ve oturduğu eve aile konutu şerhi konulmalı,

-Devlet, kadına yönelik şiddetle bütüncül bir mücadele için kurumsal, mali ve eşgüdümlü yapılar kurmalı; etkili, kapsamlı ve birbiriyle koordineli politikalar oluşturmalı,

-Toplumsal cinsiyet eşitliğine karşı öfke ve nefret söylemlerinde bulunan, taciz, istismar ve tecavüzde bulunan personeller, öğrenciler ve eğitimciler; üniversite ve diğer tüm eğitim-öğretim alanlarından kesin bir şekilde cezalandırılarak uzaklaştırılmalı,

-Evlilik yoluyla çocuk istismarını meşrulaştıran, kadına şiddetin, kadın cinayetlerinin her gün artmasına rağmen ve bir türlü yakalanmayan, yakalanmak istenmeyen failler olduğu halde kadına şiddet ve cinsel saldırı suçlarından içerde bulunan erkekleri toplum içine tekrar salan Yeni İnfaz Yasası gibi bir düşünce yaşam hakkımızı hiçe saymaktadır. Bu şahıslara getirilen af kabul edilemez. İstismarın, tecavüzün, şiddetin, cinayetin affı olmaz! İnfaz yasasında ve TCK'nın  102, 103, 104 ve 105. maddelerinde düzenlenmeye gidilmeli,

-Çocuk bakımı kadına atfedilen bir sorumluluk olmamalı, çocuk ve ev işi emeğini kadına atfeden söylemler, politikalar ve etkinlikler yasaklanmalı, yerel yönetimler çocuk bakım evleri oluşturarak çalışmak ve gelişmek isteyen kadınların özgürleşmesini desteklemeli,

-Hiçbir yerde güvende olmayan biz kadınlar için yerel yönetimler sokakları ışıklandırmalı, güvenliğimiz her alanda sağlanmalı,

-Şiddet özgeçmişi bulunan silahlı kolluk kuvvetleri ve güvenlik personellerinin, kadın katliamlarında nitelikli kadın katili olma ihtimali olduğu göz önünde bulundurularak emniyet yönetimi eve giden silahlı personellerin silahına mesai saatleri dışında el koymalı,

- Kadına yönelik şiddet için önleyici tedbirlerin alınmamasının hemen ardından gerçekleşen kadın katliamlarına karşın, mahkeme heyetlerinin caydırıcı cezalar uygulamaması tedbirlerin alınmamasının devamı niteliğindedir. Mahkeme heyetleri bağımsız yapılarına istinaden caydırıcı cezalar vermeli.

Ataerkil zihniyet tarafından eğitimden yaşam hakkına kadar tüm insani hakları çalınan biz kadınlar, yüzyıllardır katlediliyoruz. Bizler özgür ve eşit yaşamın mücadeleci meşaleleriyiz. Tüm dünya ve insanlık bilsin ki, yitirdiğimiz tüm kadın arkadaşlarımıza bu ateşin sönmesine asla izin vermeyeceğimize dair söz veriyoruz.

Herkes susarken susmayı asla kabul etmeyen biz kadınlar erk zihniyeti ve sistemi reddediyoruz. Her bir kadının sokaklarda özgürce koşabildiği, kahkahalarla dans edebildiği güne kadar alanlardan, meydanlardan, kampüslerden ve kürsülerden asla çekilmeyeceğiz.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklı uygulanan baskı, şiddet ve katliamlar son bulana kadar; toplumda, yasamada ve yargıda eşitlik sağlanana dek her Cumartesi, saat 17:00’de, burada -Yoğurtçu Parkı’nda- isyanımızı ve öfkemizi dile getirerek mücadelemize devam edeceğiz. 

Buradayız ve haykırıyoruz:

Bir kişi daha eksilmeye tahammülümüz yok!

SUSMUYORUZ, KORKMUYORUZ, İTAAT ETMİYORUZ!!!"