'Mücadeleyi büyütmeye haklarımıza ve hayatlarımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz'

"Hayatlarımıza ve haklarımıza sahip çıkacağız " diyen kadınlar 25 Kasım'ı İleri Haber'e değerlendirdi. 25 Kasım Platformu üyesi kadınlar, karşılaştıkları polis saldırısıyla yılmayacaklarını, mücadeleyi sürdürmeye kararlı olduklarını söyledi. 



27-11-2018 21:32

Nazlı Eda Piyade - @nazliieda_

Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olan 25 Kasım Türkiye'nin birçok ilinde kadınların bir araya gelerek, kadına yönelik şiddete karşı mücadeleyi yükselttikleri bir gün oldu.

İstanbul Taksim'de bir araya gelen kadınlar ise polisin saldırısıyla karşı karşıya kaldı. Daha önceki yıllarda da bir araya gelerek yürüyen kadınlar bu yıl, polisin engellenmesiyle karşılaştı. Kadına yönelik şiddete karşı mücadele gününde, kadınlara şiddet uygulamakta beis görmeyen polis, kadınlara biber gazıyla saldırdı.

25 Kasım günü polisin tüm engelleme girişimlerine rağmen Taksim'in birçok noktasında basın açıklamalarını okuyan kadınlara bir saldırı da ertesi gün İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'dan geldi. Soylu, Taksim yürüyüşüne katılan kadınları hedef gösterdiği konuşmasında polisin saldırısına onay verdi.

25 Kasım Platformu bileşenlerinden İlerici Kadınlar Meclisi üyesi Melike Çınar, 25 Kasım platformu üyesi Feride Eralp ve Mor Dayanışma Sözcüsü Gamze Özkök'le 25 Kasım'a dair değerlendirmelerini konuştuk. Kadınlar, kadına yönelik şiddete, taciz ve istismara karşı bir arada mücadele etmeye, hayatlarımıza ve haklarımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz dedi.

'KADIN CİNAYETLERİNE KARŞI ALMADIKLARI ÖNLEMLERİ YÜRÜMEK İSTEYEN KADINLARA KARŞI ALDILAR'

İlerici Kadınlar Meclisi- Melike Çınar

"Her yıl olduğu gibi bu 25 Kasım’da da, kadına yönelik şiddete karşı Türkiye’nin her yerinde kadınlar bir araya geldi.

İstanbullu kadınlar olarak her sene olduğu gibi bu yılda buluşma noktamız Taksim Tünel'di. Süreç boyunca herhangi bir yasaklama kararı bildirmeyen İstanbul Valiliği, yürüyüş başlamadan hemen önce yürüyüşün 'yasaklandığını' duyurdu. Yasağı tanımadığını söyleyen kadınlara biber gazı ile saldıran emniyet güçleri, kadın cinayetlerine karşı almadığı önlemleri şiddete karşı mücadele veren kadınlara karşı aldı.

Fakat bizler kadına yönelik şiddete karşı sözümüzü, devletin izin verdiği ölçülerde değil, her yerde ve her zaman söyleyeceğiz. O gün alanı terk etmeyen kadınlar olarak, kolluk kuvvetlerinin ve devletin bu gücünü, şiddete karşı tek ses olan kadınlara değil, şiddeti uygulayan ve besleyenlere karşı kullanması gerektiğini söylüyoruz.

Taksim'in sokaklarında okuduğumuz basın metninde de söylediğimiz gibi hayatlarımıza ve haklarımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz. Katillerin sırtını sıvazlayan yargıya rağmen, AKP/ Saray rejiminin kadın düşmanı dinci, gerici politikalarına karşı sokaklarda olmaya devam edeceğiz.

Soylu'nun tehdit ve hedef göstermeleri ise ancak mücadele kararlılığımızı artırır. Tüm baskı ve engellemelere rağmen bizler; alınmayan önlemler, uygulanmayan cezalar altında hayatını kaybeden ve şiddete maruz bırakılan tüm kadınlar için mücadeleyi büyütmeye ve sürdürmeye devam edeceğiz."

'İÇİMİZDE BİRİKEN ÖFKE, EŞİT VE ÖZGÜR BİR YAŞAMIN TEMİNATI OLACAKTIR'

Mor Dayanışma- Gamze Özkök

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü yıllardır, tüm dünyadaki kadınların sokaklara çıktığı ve şiddete karşı ses verdiği bir gün. Türkiye'de de geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi Taksim Tünel'de binlerce kadın cinsiyet ayrımcılığına, baskıya, hukuksuzluğa karşı yanyana geldi. Aslında hiç de süpriz olmayan bir saldırıyla karşı karşıya kaldık. 

Her gün onlarca kadının öldürüldüğü, fiziki ve psikolojik şiddetle karşılaştığı, taciz ve tecavüze uğradığı, bu şiddetin faili olan erkeklerin ise; cezasızlıkla ödüllendirildiği, toplumsal çürümenin had safhaya ulaştığı bir iklimde yaşıyoruz. İktidar ise yıllardır kadınların mücadele ederek kazanmış olduğu haklarını tırpanlamaya çalışırken, erkekleri koruyan ve kollayan yasal düzenlemeler getirmeye çalışıyor. Tüm bunları yaşarken elbette ki bu saldırılar ve sonrasında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun kadınlara yönelik söylemlerini tesadüfi görmüyoruz.

Ama kadınların kendilerine dayatılan bu hayatı kabul etmeye hiç niyetleri yok. Kendilerine dayatılan her türlü baskı ve korku duvarlarını bir bir yıkıyorlar. Erkeklerin ve devletin kol kola girdiği kuşatmaya karşı yaşamlarına sahip çıkıyorlar.

AKP/ Erdoğan iktidarının kadın düşmanı yasalarına ve söylemlerine karşı bulunduğumuz her yerde mahallelerde, iş yerlerinde, atölyelerde, kampüslerde mücadele etmeye, teşhir etmeye devam edeceğiz. Biliyoruz ki içimizde biriken ve iliklerimize kadar hissettiğimiz öfkeyi örgütlülüğe dönüştürmek, eşit ve özgür bir yaşamın teminatı olacaktır.

'BİR ARAYA GELMEYE, KAZANIMLARIMIZA SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ'

25 Kasım Platformu'ndan Feride Eralp:

"Geçtiğimiz Pazar günü, her sene olduğu gibi 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü'nde İstiklal Caddesi'ndeydik.25 Kasım İstanbul Kadın Platformu olarak Tünel Meydanı'na çağrı yaptık. 

Sloganımız, "Erkek Şiddetine Bahane Çok, Susmaya, Haklarımızdan Vazgeçmeye Niyetimiz Yok!" idi. 
Kriz, aşk, cinnet, tahrik, kıskançlık , "Yemek hazır değil", "Boşanmak istedi", "Travesti zannettim", gibi kadınlara hayatı dar eden, canına kıyan erkek şiddetini meşrulaştırmak için, cezasız bırakmak için, haklı göstermek için kullanılan bahanelere karnımızın tok olduğunu ilan etmekti amacımız.

Senelerdir sorunsuzca yürüdüğümüz caddede bu sefer önümüzde polis bariyeri vardı. İlk başta yürüyüşe yol verecekmişçesine Galatasaray Meydanı'na basın açıklaması alanı kuran Emniyet, binlerce kadın Tünel Meydanı'nda toplanınca İçişleri Bakanlığı emriyle "yürüyemezsiniz" dedi. Anlam veremedik. "Bu sokaklar bizim", biz kadınların, dediğimizde ve engellemeye karşı ısrarcı olduğumuzda itilerek ve biber gazıyla durdurulmaya çalışıldık. Halbuki kadınlara şiddete karşı uluslararası gündü bu; derdimiz zaten tam da bu şiddetle mücadele etmekken şiddetle karşılandık.

Ama gördük ki kadınlar yılmıyor, vazgeçmiyor, gitmiyor, birbirini bırakmıyor. Mücadelemiz gerçekten hayatımız için çünkü. Başka türlüsünü ummak istesek de aslında kadınlara 25 Kasım'da şiddet uygulanması şaşırtıcı değil. Erkek şiddetini önleyici, eşitliği önceleyen politikaları pek gündeme almayan, kadınların başvurabileceği dayanışma derneklerini kapatan, sığınakları, şiddet önleme merkezlerini bir türlü yeterli sayıya çıkarmayan, bunun yerine geçici yardımlara ve din-temelli kurumlara bütçe ayıran anlayıştan şikayetçiyiz tam da.

Kadınları engellemeye harcanan çaba kadın cinayetlerini önlemeye harcansa bu durumda olmayacaktık, biliyoruz. Bildiğimiz bir şey daha var, o da 25 Kasım tüm kadınların. 25 Kasım'da farklı çevrelerden kadınların ortak yürüyüşüne saldırı da, düşüncesi ne olursa olsun, tüm kadınlara saldırı aslında. Ama birbirimizden güç bulmaya, kazanımlarımıza sahip çıkmaya, ayrıştırmalara rağmen bir araya gelmeye, birbirimizin derdini duymaya, paylaşmaya, kadın hareketini büyütmeye devam... "