Mersin NKP: Yalanlarınızın bedelinin ne kadar olduğunu hesapladınız mı?

Mersin NKP, yapım aşamasında olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali için basın açıklaması düzenledi. Basın açıklamasında nükleer santral patronlarının yalan söyledikleri vurgusu yapılırken “Yalanlarınızın bedelinin ne kadar olduğunu hesapladınız mı?” denildi.



10-02-2020 16:49

İleri Haber

Mersin'de yapım aşamasında olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali'ne karşı mücadele sürüyor.

Mersin Nükleer Karşıtı Platform (NKP), Nükleer Güç Santrali ile birlikte, nükleer santral patronlarının doğayı ve canlıları düşünmeden yaşam alanları talan ettiklerini belirterek konuyla ilgili basın açıklaması yaptı.

Basın açıklamasında nükleer santral sermayedarlarının yalan söyledikleri vurgusu yapılırken, “Bütün çabalara karşın halkımız nükleercilerin yalanlarının kuyruklu yalan olduğunu algılıyor” denildi.

Basın açıklamasının tamamı şu şekilde:

Evet, Akkuyu Nükleer A.Ş.'ye, Rosatom'a, yerli ve milli taşeronlarına soruyoruz: Yalanlarınızın bedelinin ne kadar olduğunu hesapladınız mı?

Yerli, milli, yabancı nükleer santral sermayedarları ve siyasi iktidar durup dinlenmeksizin gerçeklerin üstünü örterek halkımızın doğruları algılamasını engellemeye çabalıyorlar. Akkuyu Nükleer A.Ş. İlişkiler ve İşbirliği Direktörü Aleksey Frolov'un dile getirdiği Çernobil Dizisinin ünlenen repliği "Yalanın bedeli ne kadardır?" sorusunu halkımızın özdeyişi ile karşılıyoruz:

"Yalancının mumu yatsıya kadar yanar."

Yatsı vakti gelmiş olmalı ki, Rosatom, Akkuyu Nükleer A.Ş. ile yerli ve milli ortakları yalan ve uydurma kampanyalarını yoğunlaştırdılar.

Akkuyu Nükleer A.Ş. geçtiğimiz Çarşamba Günü adı açıklanmayan bir otelde, adları bilinmeyen basın kuruluşlarına kapalı kapılar ardında bir bilgilendirme semineri verdi. Seminere Akkuyu Nükleer A.Ş. yetkilileri yanında, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Temsilcisinin, Mersin Üniversitesi Termodinamik Ana Bilim Dalından Doç. Dr. Gökhan Arslan'ın konuşmacı olarak katıldıkları basında yer aldı.

Akkuyu Nükleer A.Ş. Yapı İşleri Direktörü Sergey Butskikh diyor ki: "Bizim inşa etmekte olduğumuz bu tesis bölgeye, coğrafyaya çok güzel uyum sağlayacak çok güzel bir eser olacaktır." Ve ekliyor: "Buradaki kıyı yapısını bozmadan tesisler inşa etmeye çalışıyoruz. Ve çok nadir bir güzelliğe sahip olan bu doğayı bozmadan, bu tesisi oraya oturtmaya ve faaliyete geçirmeye gayret sarf ediyoruz."

Halkımız der ki iki çeşit yalan vardır: Yalan ve kuyruklu yalan.

Bütün çabalara karşın halkımız nükleercilerin yalanlarının kuyruklu yalan olduğunu algılıyor.

Rosatom, Akkuyu Nükleer A.Ş. ile İçtaş, Mehmet Cengiz, Mefa gibi yerli ve milli taşeronlarının doğamızı nasıl yakıp yıktıkları, köylerdeki ve bölgedeki halkımız yaşıyor. Akkuyu'nun inşaat öncesi fotoğrafları ile bugünkü görüntüleri gören gözler derhal algılıyor.

"Saha zeminin hazırlanması" için yapılan ve 1-2-3 şiddetinde yer sarsıntılarına neden olan mağara patlatmaları ile akdeniz foklarının, yunusların, deniz kaplumbağalarının yaşam alanı mağaraları yok edenler doğayı korumaktan söz ediyorlar. Daha dün işçi konteynerlerinin bulunduğu bölgeden gelen görüntüler kanalizasyonun, kirli, atık suların oluşturduğu gölcükleri gösteriyor. Bölgeden kötü kokular yükseliyor.

Nükleer santral sermayedarlarının bilinçaltlarında takdir etmek zorunda kaldıkları eşsiz ve benzersiz doğal güzellikleri yok ederek tatmin oldukları garip bir çelişkileri var sanki. Eşsiz ve benzersiz doğal güzelliklerin ortasına "oturtmaya "çalıştıkları "tesis", tümüyle yaşayan bir organizma olan doğanın genetiğini bozarak hilkat garibeleri yaratan nükleer radyasyonu yayan bir " tesis".

Akkuyu Nükleer A.Ş. yetkilileri santralin ve reaktörün güvenlik şartlarını yerine getirdiklerini iddia etmektedirler.

Oysa biz biliyoruz ki, Mitsubishi Şirketi 4480 MW gücündeki Sinop Nükleer Santral Projesinden çekildi. Çünkü Fukuşima Felaketinden sonra Japonya Devleti nükleer santral güvenlik standartlarını yükseltmişti. Mitsubishi Japonya dışında da bu güvenlik standartlarını uygulamak zorundaydı. Bu takdirde de Sinop Projesinin maliyeti 18 milyar dolardan 44 milyar dolara çıkıyordu.

Nükleer santrallerin her koşulda güvensiz oldukları gerçeği yanında; 4800 MW gücündeki Akkuyu Nükleer Santralinin 22 Milyar dolarlık maliyetinde 2010'dan bu yana hemen hiçbir artış olmaması güvenlik standartlarının Fukuşima öncesi olduğunu göstermektedir.

Açıklamalarda radyoaktif atıkların "geçici olarak" sahada depolanacağı, radyoaktif atıkların yönetimi konusunda Türkiye mevzuatının henüz güncelleştirme sürecinde olduğu, kullanılan nükleer atıkların işleneceği, reaktörde tekrar kullanılacağı, nihai atıkların sahada yani Akkuyuda depolanacağı ifade edilmektedir.Böylece  İthal nükleer atıkların da bölgede depolanması tehlikesi ortaya çıkmaktadır.

Bütün bu açıklamaların can alıcı noktası Rosatom'un Akkuyu Nükleer A.Ş 'nin %49 hissesine yerli ya da yabancı, toptan ya da perakende müşteri aramasıdır. Bu "Basın bilgilendirme seminerinin" aslında bir pazarlama çağrısı olmasıdır. Bir finansman zorluğu yaşandığı, yüzlerce yer sarsıntısı yaratan patlayıcı kullanımına rağmen halen " saha zeminin hazırlanması çalışmaları devam etmektedir. ", " Gayret sarf ediyoruz " ifadeleri ve şirket yönetim kademelerindeki sık değişimler işlerin yolunda gitmediğini ortaya koymaktadır.

Aleksey Frolov bir yandan nükleer yalanları Çernobil repliğinin ardına gözlemeye çabalarken diğer yandan da Mersin Basınına Nükleer Santral kapitalistlerinin hedeflerinin yerine getirilmesinde sorumluluk yüklemekte ve destek istemektedir.

Biz biliyoruz ki, Mersin Basını Mersin Halkına karşı sorumluluğunu yerine getirecek ve Rosatom'a, Akkuyu Nükleer A.Ş.'ye, yerli ve milli taşeronlarına destek vermeyecektir.

Mersin Nükleer Karşıtı Platform olarak kapalı kapılar ardında değil halkımızın arasında, ev ev, sokak sokak, alanlarda nükleer yalanlara karşı doğal doğruları dile getirmeye devam edeceğiz.