Mersin Emek ve Demokrasi: ‘Öğrenciler için AKP’ye karşı mücadelemizi sürdüreceğiz’

Yükseköğretimin plansız bir şekilde okullaşma ve kontenjan artırımına karşın öğrenciler kalacak yer bulamazken, “Barınamıyoruz!” diyen öğrencilere destek veren Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, “Öğrencileri Tarikat/Cemaat yurtlarına mahkum etmeye çalışan AKP iktidarına karşı mücadelemizi sürdüreceğiz” açıklaması yaptı.



01-10-2021 15:36

İleri Haber

“Barınamıyoruz!” diyen öğrencilere destek için basın açıklaması yapan Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, “Sorun alt ve orta gelir grubunun bir bütün halinde Türkiye kentlerinde barınamamasıdır. Ve Cemaat/Tarikat yurtlarına öğrencilerin terk edilmesiyle çözülmesi mümkün değildir” dedi.

Özgür Çocuk Parkı’nda düzenlenen basın açıklamasını Mersin Emek ve Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü Dr. Mehmet Antmen yaptı. Antmen açıklamasında, AKP’nin 2002 yılında iktidara gelişinden beri inşaat ve gayrimenkul sektörlerinin geçirdikleri dönüşümlerin adaletsizliği derinleştirdiğini söyledi. Toplumsal alanda iyiden iyiye görünür hale gelen barınma sorunun iktisadi krizin uzantısı olduğunu kaydeden Antmen, bu sorunlarla baş edilemeycek hale gelindiğini söyledi.

‘YÜKSEKÖĞRETİMDE KONTENJANLAR PLANSIZ BİR ŞEKİLDE ARTTIRILDI’

Antmen açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:

Bugün piyasa mekanizmasının çözemediği toplumsal taleplerden doğan bir planlama sorunu ile karşı karşıyayız. Öncelikle üniversite öğrencilerinin ‘Barınamıyoruz Hareketi’ ile başlayan sürecin bir ayağını yurtsuzluk problemi oluşturmaktadır. Türkiye`de 1980`li yıllar itibariyle ivme kazanan yükseköğretim düzeyinde okullaşmanın ve kontenjanların plansız bir biçimde sürekli artırılması stratejisinin karşısında ihtiyaç duyulan barınma alanları benzer düzeyde geliştirilmemiştir.

‘PAYLAŞIMLI BİR ŞEKİLDE KONUTTA YAŞAMAK DA İMKANSIZ HALDE’

Üniversitelerin kendi öğrencilerine yurt sağlama kapasitesi yaklaşık olarak %2 seviyesinde kalmıştır. Kredi Yurtlar Kurumu eliyle sunulan yurtlar ise uzaktan eğitim ve açık öğretim öğrencileri dışındaki üniversite öğrencilerinin yaklaşık olarak yalnızca %18`ine hizmet sunabilmektedir. Sonuç olarak kamunun yokluğunda vakıf/dernek yurtları, özel yurtlar, pansiyonlar, cemaat/tarikat destekli evler, paylaşımlı kiralık evler şeklinde çeşitlenen biçimlerde yeni barınma modelleri piyasa koşulları içinde açığa çıkmıştır. Bugün ise devlet yurtlarında barınma imkanı bulamayan ve özel yurtlarda kalacak maddi imkanı bulunmayan ya da cemaat/tarikat/vakıf/dernek yurtlarında kalmak istemeyen öğrenciler için paylaşımlı şekilde bir konutta yaşamak da imkansız hale gelmiştir.

‘ALT VE ORTA GELİRLİ TÜRKİYE KENTLERİNDE BARINAMIYOR’

Sonuç olarak bugün otellerde geçici barındırma, öğrenciye ev sahibinin inisiyatifinde olacak şekilde ucuza konut kiralama şeklinde geliştirilen pratiklerin, oldukça karmaşık bir sorunun kalıcı biçimde çözümüne olanak sağlamayacağı açıktır.

Sorun alt ve orta gelir grubunun bir bütün halinde Türkiye kentlerinde barınamamasıdır. Ve Cemaat/Tarikat yurtlarına öğrencilerin terk edilmesiyle çözülmesi mümkün değildir.

EMEK VE DEMOKRASİ PLATFORMU’NDAN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Barınma hakkının kalıcı, bütüncül bir biçimde çözümü için: 

•             Devlet, toplumun farklı kesimleri için kentle bütünleşik toplu konutlar, yurtlar, pansiyonlar, lojmanlar, sosyal konutlar üretmelidir.

•             Bölgesel ve kentsel düzeyde, konut için kaynak tahsis stratejileri oluşturulmalıdır. Bu stratejiler kentlerin ve bölgelerin gelişme eğilimleri ile ilişkilendirilmiş nitelikli toplu konut uygulamalarını kapsamalıdır.

•             Konut ihtiyacının ne kadar olduğu ve arz-talep arasındaki uyumsuzluğun tespit edilmesi gerekmektedir.

•             Var olan ancak ulaşım zorlukları sebebiyle tercih edilmeyen konut alanları kent merkezleri ile bütünleşmenin sağlanacağı toplu taşım uygulamaları ile desteklenmelidir.

•             Yerel yönetimler, müteahhit odaklı kentsel dönüşüm süreçlerini öne çıkarmak yerine, toplumcu belediyecilik pratiğini benimseyerek tüm yurttaşların sağlıklı ve güvenli bir çevrede barınma hakkını tesis etmek üzere sosyal konut uygulamalarını yaygınlaştırmalıdır.

•             Ödeme güçlüğü çeken yurttaşlar için kiralık sosyal konutlar inşa edilmelidir.

•             Konutun bulunduğu yöreye göre ortalama kira bedelleri belirlenerek kira artışları sınırlandırılmalı, denetimler artırılmalı ve yaptırımlar tanımlanmalıdır.

•             İhtiyaç sahibi olan tüm yurttaşların barınma hakkına erişim koşulları iyileştirilmeli; sağlıklı ve güvenli bir konutta yaşama imkanı sunmak için gerekli kira yardımları yapılmalıdır.

•             Bugün barınma problemi yaşayan öğrencilerin sorunlarına kalıcı çözüm bulunana kadar kamuya ait misafirhane, boş lojman, sosyal tesislerin ivedilikle öğrencilerin uygun fiyatla kullanımına açılmalıdır.

•             Yüksek öğrenim politikasının artık milyonlarca diplomalı işsiz yarattığı ülkemizde üniversite öğrencilerini kent ekonomilerini kalkındıracak müşteri olarak gören yaklaşımdan vazgeçilmelidir. Bu anlamda yüksek öğrenim politikasında rasyonel gereksinimlerden uzak bölüm ve kontenjanlara ilişkin acil düzenleme yapılmalıdır.

‘AKP İKTİDARINA KARŞI MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ’

Bu çerçevede, ‘Barınamıyoruz’ diyerek seslerini yükselten öğrencilerin taleplerini sahiplendiğimizi,  temel bir insan hakkı olan sağlıklı ve güvenli bir çevrede barınma hakkına erişemeyen milyonların sorununun çözüme kavuşması için sunduğumuz çözüm önerilerinin takipçisi olacağımızı, öğrencileri Tarikat/Cemaat yurtlarına mahkum etmeye çalışan, öğrencilerin sesini duyup çözüm üretmek yerine ‘yurt sorunu yoktur, bu protestolar Gezi’nin devamıdır’ diyen AKP iktidarına karşı mücadelemizin süreceğini, bizim için gezi sürecinde mücadele etmiş olmanın bir onur olduğunu kamuoyunun bilgisine sunarız.