Merdivenleri çıkarken: 'Oralı Olmamak'

Bir yitirilmişliğin ardından büyümenin, çocukluğu arkada bırakırken anılara sarılmanın, kadınların gücünün hikayesi… Oralı Olmamak bizleri merdivenlerden çıkarıyor, düşmek pahasına ve elbette gökyüzüne dokunmak adına…



22-08-2021 00:10

Umut Dağlar

Murat Yalçın “Çocukluk, dili çözülmemiş bir uygarlık yazıtı…” ifadesini tek bir cümle halinde yerleştirirken sayfanın tam da orta yerine ve kitabın en başına; bizleri ağır aksak çıktığımız bir merdivende, düzenli soluk alışlarımızla karşılaştırıyor. Yaşamın zor fakat ritmik, bazen duraksayıp köşeleri döndüğümüz zamanların içine koyuveriyor. Dilimizi, içimizi ve elbet kendimizi çözmeye çalışırken tırmandığımız merdivenleri, tepetaklak basamaklardan yuvarlanışımızı, iç çekişlerimizin dayanılmaz olduğu zamanlarda açılan kapıların ardındaki elleri bir bir diziyor önümüze… Ve dediği gibi elbette çocukluk yaşamın en karmaşık taraflarından bir tanesi, üstelik bir de büyüyen bir çocukluktan bahsediyorsak…

“Oralı Olmamak” bir ailenin, babalarının aralarından ayrılışından sonraki zamanda birbirine tutunma hikayesini anlatıyor bizlere. Sarp babasının ses kayıtlarıyla fotoğrafları birleştirerek özlemini gidermeye çalışırken annesi akülü sandalyesini şarjından çıkarıyor. Sarp’ın belki de en hızlı büyüdüğü zamanlardan birisi oluveriyor bu anlar. Değişmek ve dönüşmenin sebepleri başka fiziksel koşullarda anlık olabileceği gibi birkaç saatlik ses kaydına da sığabiliyor, şarjı biten bir sandalye de…

Yitirilmişliğin insanları birbirine sarmalayan tarafı, ne kadar bambaşka zaman parçalarına gitse de duygular ve düşünceler bir odada toplayabiliyor herkesi. Sevginin gücü dedikleri şeyin ise sabırla bir araya geldiğinde ancak işe yaradığını defterler bir pencereden aşağıya atıldığında görülebiliyor. Çünkü sabretmek, sevgiyle bütünleşen sessizlik değildir bazen; bazen bir cümlenin gözlerde odaklanmayan bakışlardan kendisi gibi sert bir duvar halinde dizilmesidir insanların kulaklarına. Tıpkı Sarp’ın annesi Aysun’un sesi gibi.

Sarp, içi karmakarışık olup kendini bulmaya çalışırken, üstelik eksik kalan tarafıyla, cümlelerin kahramanları kadınlar olarak çıkıyor karşımıza. Yaşamın zor tarafını sırtlanan ve devam eden. Şefkat bir damga gibi yapışmışken üstlerine satırlara cümleler dizen, sevgiyi ve sabrı birlikte kucaklayan kadınlar… Mücadelenin adı tarihler boyunca erkeklere yazılmış olsa da asıl kadınların ilmek ilmek işlediği direnç “Oralı Olmamak”ta çıkıyor karşımıza. Köşe başlarından aniden çıkıp sokakları var eden kadınlar gibi, tekerlekli sandalyenin birinden, yutulması zor bir anda arkada boş bir tabak bırakan ve yürümesi zor olan yolları yürüyen kadınlar çıkıyorlar karşımıza…

Murat Yalçın, çocukluğun değişip dönüşen tarafını hayatın gerçek yanlarıyla sunuyor bizlere. Bir evin içinde yaşayabileceğimiz tüm duygularla, bir yerlerde rastlayabileceğimiz her türlü insanla tanıştırıyor bizleri. En başta dediğimiz gibi merdivenleri çıkarken bazen yuvarlayıveriyor, bazen de koşar adım çıkılıyor, kapıların ardındaki ellere uzanılıyor.

Hüznün, yaşamın gerçek tarafının ve çocukken bir birey olma yoluna çıkmanın hikayesi… Satırlarda herkes birbirini sararken satırların ötesinden bizlere sarılıyorlar…

KÜNYE: Oralı Olmamak, Murat Yalçın, Günışığı Kitaplığı, 2020, 116 Sayfa.