Mehmet Torun yazdı | HOD mu yakın Toronto mu?

"HOD köyü; Çoruh vadisinde ılıman iklimi gereği zeytin, nar, incir, üzüm, kızılcık vb. meyvelerin ve türlü sebzelerin yetiştiği şirin bir köyümüzdür. Doğanın bahşettiği madenlerin köy ve yöre için şans mı yoksa sorun mu olduğu önümüzdeki süreçte görülecektir. Ancak, bugüne kadar izlenen politikalar ve uygulamalar izlendiğinde sonuç belli gibidir. Şirket, doğası gereği maksimum kazanç elde etmek için her türlü yola başvuracak, işletme dönemi sonunda yaklaşık 12 milyon tonluk bir kirli atığı bırakıp gidecektir. Her ne kadar yasada işletme sonunda sahada rehabilitasyon zorunluluğu konulmuşsa da bunun pratikte nasıl yapılacağı tartışma konusudur."



06-03-2021 16:29

Maden Mühendisi Mehmet Torun

HOD (Madenli), Artvin’in bir köyü. Toronto ise Kanada’da. Bu iki ismi ortaklaştıran konu altın-gümüş-bakır madeni. HOD köyü, Türkiye’nin kuzeydoğusundaki Doğu Pontid metalojenik kuşağı içinde yer alan altın-bakır cevherleşmesi içinde yer alır. Daha doğrusu maden HOD köyü sınırlarında.

Kanada kökenli bir şirket; bu madeni işletmek üzere harekete geçmiş, doğal olarak (yerli ve milli) yerli bir firmayı işe ortak etmiştir. 2015 yılında yapılan sondaj çalışmalarıyla elde edilen yüksek tenör rakamlarına sahip cevherleşme yapısı bu projeyi önemli hale getirmiştir. Cevher, oldukça yüksek oranda altın, gümüş ve bakır içermektedir. Tonda 170-200 gramlara çıkan altın, tonda 10 grama yakın gümüş ve ortalama %3 oranında bakır bulunmaktadır. Günümüzde tonda 1(bir) gram altın üretimi bile ekonomik olmaktadır. Yani oldukça kârlı bir işletme olacağı görülmektedir.

Yapılan projeye göre işletme ömrü boyunca yüksek tenörlü altın içeren bakır konsantresi üretilecektir. Yani bakır, altın ve gümüş birlikte kazanılacaktır. Bunun yanı sıra cevher zenginleştirme ve kırma eleme tesisi, taş ocağı, kil ocağı, atık depolama tesisi, hazır beton tesisi projesi gibi tesisler proje kapsamındadır.

Çok uluslu şirketler, dünyanın her yerinde benzer şekilde madenleri üretip kaynakları kendi ülkelerine, şirket ortaklarına aktarmaktadır. Bunu yaparken “sosyal sorumluluk” adı altında yöre halkının bazı ihtiyaçlarını (!) karşılamakta kısaca şirin gözükmeye çalışmaktadır. İşsizliğin yoğun yaşandığı yörelerde istihdam yaratacağını, çevre duyarlılığının yüksek olduğu yörelerde çevre ile uyumlu çalışacağını söylemekte bunu da yandaş medyayı ve basını kullanarak, kamuoyu oluşturarak gerçekleştirmektedir. Bazı sözde sivil toplum örgütleri de bu şirketlere payanda olmaktadır. Sonuçta halkın ortak malı olan madenleri tüketerek ürettiği artı değeri kasasına koymaktadır.

Mevcut Maden Kanunu’na göre işletmeler olumlu Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu almak durumundadır. Ancak kanundaki bazı istisnalar kullanılarak bu rapordan kurtulmaya çalışılmakta, mecbur kalındığında ise bir şekilde çözüm bulunmaktadır.

Şöyle ki; kanunda 25 hektarın üzerindeki alanlar için ÇED raporu istendiğinde bazı şirketler 24,50 hektarlık alanlar için müracaat etmekte ve ÇED den muaf olmaktadır. Bu basamak geçildikten sonra kapasite artışı istenerek alan genişletilmektedir. Daha sonra patlayıcı madde kullanımı için başvurulmakta ve izin alınmaktadır. Bilahare diğer yan tesisler için izinler alınarak süreç tamamlanmaktadır. Oysa proje bir bütündür ve başından itibaren planlanması ve buna göre değerlendirilmesi gerekir. İşletme daha sonra gelişip büyüyecekse bunun da ciddi ve bilimsel gerekçesiyle birlikte projelendirilmesi söz konusudur.

HOD köyü; Çoruh vadisinde ılıman iklimi gereği zeytin, nar, incir, üzüm, kızılcık vb. meyvelerin ve türlü sebzelerin yetiştiği şirin bir köyümüzdür. Doğanın bahşettiği madenlerin köy ve yöre için şans mı yoksa sorun mu olduğu önümüzdeki süreçte görülecektir. Ancak, bugüne kadar izlenen politikalar ve uygulamalar izlendiğinde sonuç belli gibidir. Şirket, doğası gereği maksimum kazanç elde etmek için her türlü yola başvuracak, işletme dönemi sonunda yaklaşık 12 milyon tonluk bir kirli atığı bırakıp gidecektir. Her ne kadar yasada işletme sonunda sahada rehabilitasyon zorunluluğu konulmuşsa da bunun pratikte nasıl yapılacağı tartışma konusudur.

Bu nedenle alternatif maliyet analizlerinin iyi yapılması gerekmektedir. İşletmenin uzun vadede getirdikleri ile götürdükleri iyi hesaplanmalı, geri dönüşü olmayan yanlışlıklara işin başında müdahale edilmelidir.

15-20 yıl sonra maden işletmesi kapandığında umarım tüm bu soruların yanıtları olumlu olur ve keşke denmez.

Şimdi yazının başlığına dönelim. Size hangisi daha yakın?