Mehmet Karakuş yazdı | Denizlerin yolunda yürüyenlere



06-05-2021 12:43

Mehmet Karakuş

Denizleri anmayla başladığımız cümleler çok büyük ölçüde onların mirası vurgulanarak tamamlanır. Bizce bir retorik olmaktan öte yerleşik bir anlayışı gösteren bu vurgu, Denizlerin eylemci tarzını, devrimci hareketini göz ardı eden, onları tarih üstü bir yerde konumlandırarak “efsaneleştirme” çabalarına karşı bir emniyet subabı konumundadır. Denizlerin yolunda diyeceksek, bu zeminde ilerlemekte fayda vardır.

Denizlerin devrimci mirasından bahsederken özel tarihsel kesitler anlamında ve bu kesitlere göre tercih ettikleri siyasal tarzlar bakımından hem 68 hareketi hem 71 kopuşu referans verilebilir. Gençlik siyaseti perspektifinden bakıyorsak ağırlıklı referans kaynağımız 68’e giden süreç olacaktır ancak öte yandan Denizlerin mücadelesinden günümüze devreden kimi olguları doğru tarif edebilmek için idamlarına kadarki sürece sığdırdıkları devrimci mücadeleyi bütünüyle ele almak gereklidir.

Türkiye’de gençliğin kitlesel biçimde sola yönelmesinden ancak 60’ların ikinci yarısıyla birlikte ve 68’de somutlaşan eylemlerle bahsedebiliyoruz. O dönem memleket meselelerine yüzünü dönmüş gençliğin üniversitedeki buluşma noktası Fikir Kulüpleri’yken, bir yandan sol siyasette Türkiye İşçi Partisi’yle birlikte sosyalizan, partili bir kültür de oluşmaktaydı. Türkiye’de sosyalizmin kitlelerle buluşması adına tarihin özel bir deneyimi olan TİP, işçilerin, aydınların olduğu kadar gençlerin de çekim merkezi olmuştu. Kuşağının diğer devrimci gençleri gibi Denizler de siyasete Türkiye İşçi Partisi’yle atılmıştı. Denizlerin genç yaşta aldıkları bu sorumluluk 68’e geldiğimizde farklı bir boyut kazanacaktı. Öğrenci siyaseti artık iyiden iyiye üniversite sınırlarını aşmaya başlıyordu ve Deniz Gezmiş’in önderlik ettiği Altıncı Filo’yu protesto yürüyüşlerine kadar varacak bu süreç hem Denizler hem de Türkiye için yeni bir dönemecin işaretiydi. 68’in ardından ekonomik ve toplumsal bunalımın yarattığı hareketlilikle birlikte Türkiye’de 12 Mart Darbesi’ne giden süreç hızlanırken, Deniz Gezmiş ve arkadaşları gençlik hareketi içerisindeki tartışmalara pek katılmayarak taleplerini, kaderlerini, mücadelelerini işçi sınıfı ve köylü kitlesiyle ortaklaştırma yolunda karar kılmış, kendi yollarını çizmiştir. 71 devrimci kopuşu da bu tarihsel koşulların ürünü olmuştur.

Bundan sonrasını Türkiye devrimci tarihinin konusu olarak saklı tutmakla birlikte, Denizlerin günümüze devreden mücadele birikimine değinmeyi ihtiyaç olarak görüyoruz. Hem 68 hareketinin kimliği hem 71 devrimci kopuşu özel tarihsel koşulların ürünüydüler. Bu özel deneyimler tarihin belli bir kesitine içkin olsa da bizce hala günümüz devrimci hareketi için kimi hatırlatmalar barındırmaktadır. Bu hatırlatmalar en kaba şekliyle ifade edersek inatçı bir iradecilik, örgütlü siyasetle iç içe geçmiş devrimci faaliyettir. Dönüp baktığımızda Denizler; FKF’den TİP’e, Dev-Genç’ten THKO’ya kadar farklı yapılarda devrimci faaliyet yürütmüşlerdir. Siyaset tarzı, örgütsel modeli, etki alanı bir yana yöntemler ve yapı değişse de Denizlerde devamlı kalanın hep örgütlü devrimci faaliyet, siyaset yapma alışkanlığı olduğu not edilmelidir. Denizler 12 Mart Darbesi’ne giden süreçte, toplumsal krizin ortasında devrimci durumun olanaklarını zorlamış, Türkiye halklarının kaderini sırtlanarak hayal ettikleri dünya adına bir iradecilik örneği sergilemişlerdir. Bugün Denizlerin yolunda inat edenler sırasıyla; bir belirleyen olarak siyasal eylemin devamlılığını, siyasal eylemi önceleyen kitlelerin temsiliyetini, kitlelerin siyasal alandaki temsilcisi devrimci partinin yaratılmasını ve devrimci parti için çalışmayı gözetmeli, üstlenmelidir. Bugün Denizlerin yolunda yürüyenler Deniz’i, Yusuf’u, Hüseyin’i efsaneleştiren bir anlayışla kavga etmeli, onların her daim hayatın içinden eylemini “marksizm-leninizm rehberliğindeki” devrimci inadını devralmalı ve bugünde yaşatmalıdır.

Bitirirken Denizlerin ve genel anlamda 71 kopuşunun Türkiye devrimci hareketine katkısına dair Haluk Yurtsever’den bir alıntıyla bitirmek istiyorum:

“1971 Devrimcileri devrimci hareketimizin bugün yeniden canlandırması gereken çok önemli moral değerler yarattılar. Emekçi halkın davası için ölümü göze alabildikleri gibi, genel çıkarları ve topluma hizmet duygusunu her türlü kişisel çıkar ve kaygılardan önde tutan bir davranış da sergilediler.” (*)

(*) Haluk Yurtsever, Yükseliş ve Düşüş Türkiye Solu, sf.171