Mehmet Fırat Özgür yazdı | Kaliforniya’dan Oribos’a: Her yerde eylem!

Dijital emek ve dijital oyun alanları, hem “Silikon Vadisi” tekelinde kullanıcıların ve çalışanların manipüle edildiği, sömürüldüğü hem de burada ortaya çıkan mücadele ve eylem biçimleri açısından bugün önemli olmakla birlikte gelecekte kritik bir noktada.



26-07-2021 00:23
Görsel: World Of Warcraft/ Oribos'ta oyuncuların düzenlediği oturma eylemi
 

Mehmet Fırat Özgür 

Dijital oyun pazarı, bu alana dönük teknolojilerinin gelişmesi ile birlikte büyümeye devam ediyor.  Bu büyüme, yanında her türlü sömürüyü de beraberinde getiriyor. Genellikle uzun çalışma saatleri, mobbing gibi başlıklarla gündeme gelen dijital oyun firmaları, bu kez -belki de takipçileri tarafından yeni fark edilen- cinsel taciz davaları ile gündemde.

Activision - Blizzard’dan söz ediyoruz.

Aslında ilgilileri Activision’ı ve Blizzard’ı ayrı ayrı oyunlarından daha çok tanır. Özellikle anti komünist propaganda ve manipülasyonlarıyla bilinen Call Of Duty oyununun üreticisi Activision, ABD’nin savaştığı Güneydoğu Asya ve Ortadoğululara karşı agresif ve dehşet dolu görselleri ile biliniyor (Dikkat edildiğinde çoğu oyunda, “düşmanın” vücut bütünlüğünün bombalarla bozulduğu ama ABD askerinin aynı durum karşısında sadece yerde yattığı görülüyor). Blizzard ise son dönemde çok oyunculu World of Warcraft gibi oyunları ile popülerliğini koruyor.

Activision – Blizzard olarak Kaliforniya’da varlığını sürdüren şirket, bugün kadın çalışanlarına dönük taciz, ücretlerde eşitsizlik gibi sorunlarla gündemde.  

Kadın çalışanlardan biri  çalışma arkadaşlarınınhamile oldukları ve kadınsal rahatsızlıkları nedeniyle işin gerekliklerini yerine getiremedikleri gerekçe gösterilerek şirket içinde daha düşük pozisyonlara getirildiğine” şahit olduğunu söyleyerek, Blizzard’ın yarattığı fantastik dünyayı bir kenara koyarak düşünmeye çağırdı.

Kadın çalışanların “tazminat, atama, terfi, fesih” ve “sürekli cinsel taciz” söz konusu olduğunda ayrımcılığa maruz kalması sebebiyle Activision – Blizzard’a açılan dava, yalnızca mahkeme salonları ya da dosyalar arasında kalmayıp, oyuncuların da dahil olduğu bir sürece dönüştü. Ünlü World of Warcraft oyununu oynayan yüzlerce oyuncu, oyun evrenindeki “Oribos Şehri”nin meydanındaki merdivenlerinde buluşarak bir oturma eylemi düzenledi. Onlarca oyuncu ise World of Warcraft aboneliğini sonlandırdı.

Eylemlerde, beyaz olmayan kadınların bilgisayar programlama teknoloji becerileriyle tanışmasını hedefleyen Black Girls CODE isimli kuruluşa da binlerce dolar bağış sağlandı.

Tüm bu olanların ardından Activision – Blizzard ve yan kuruluşları sessizliğe gömülürken, şirket yönetiminin büyük bir telaş ve kaos içinde olduğu iddiaları ortaya atıldı.

Kimimizin boş ve değersiz bir iş olarak gördüğü ancak bir eğlence – hatta bazen bir eğitim – biçimi olan dijital oyunların bundan 20 yıl öncesinde bu tarz eylem biçimleri için bir “meydana” dönüşeceği pek çoğumuzun aklından bile geçmezdi belki de. Ancak, “büyük hikayelerin çöküşü” ve kapitalizmin bir çıkış noktası olarak gördüğü, “sınıfların, eşitsizliklerin ortadan kalkacağı” enformasyon toplumu projelerinin, bugün çalışanları ve kullanıcılıları ile sanal meydanları dolduran, sermayeyi bir blog yazısı ya da bir mesajlaşmanın sızdırılması ile titreten, direnişi direnilecek alanın hem içinde hem de dışında örebilen mücadele biçimleri yarattığını görüyoruz.

Kadın çalışanlara ve onların emeklerine dönük bu saldırılara karşı Oribos meydanındaki oturma eylemi, bugün belki de şirketin önünde bir araya gelerek eylem yapılmasından daha etkili olmuştur. Yalnızca çalışan kadınları bağlayan bir süreç olmaktan çıkıp, bugün zamanını boş ve anlamsız oyunlarla bilgisayar başında geçirdiğini öne sürdüğümüz ama yine de anlamamız, ayak uydurmamız gereken ve nasıl siyaseten yakına çekileceği hesaplanan bir kuşağın sorunu haline de gelmiştir.

Dijital emek ve dijital oyun alanları, hem “Silikon Vadisi” tekelinde kullanıcıların ve çalışanların manipüle edildiği, sömürüldüğü hem de burada ortaya çıkan mücadele ve eylem biçimleri açısından bugün önemli olmakla birlikte gelecekte kritik bir noktada.

Konuyla bağlantılı olarak Emre Gürcanlı’nın bir yazısında ifade ettiği şekilde bitirelim: "Neden hayal etmeyelim?... Neden bir yandan ev işi, çocuk bakımı işleriyle ilgilenirken, bir yandan bilgisayar başından saatlerce kalkamayan bir kadın işçiye bir arkadaşının boş gününde dayanışma ziyareti yapıp ev işlerinde yardımcı olduğunu, ücreti ödenmeyince sosyal medya hesaplarından ilgili şirketin afişe edildiğini, mal ve hizmetlerinin boykot edildiğini… 

İster şantiyede, ister fabrikada, ister çevrimiçi platformda “işçilerin birliği sermayeyi yenecek”!