Meclis kürsüsünden 'Gezi'ye selam alkışlandı

CHP'li Sera Kadıgil: Gerçek sanatçılar kimlerdir biliyor musunuz? Saray sofralarında el pençe divan duranlar değil. Sırf Gezi’de yaralanan çocuklara tiyatrolarının kapılarını açtı diye bakanlık teşvikinden mahrum bırakılan, yine de Ali İsmail’e atılan o son tekmeyi unutmayanlardır!



14-12-2018 16:53

Son günlerde AKP cephesinde yeniden artan Gezi Direnişi’ne yönelik saldırılara karşı CHP Milletvekili Sera Kadıgil Meclis kürsüsünden tepki gösterdi. TBMM Genel Kurulu’nda Devlet Opera ve Balesi bütçesi üzerine bir konuşma yapan CHP PM Üyesi ve İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil AKP’nin kültür sanat alanındaki politikalarını eleştirdi.

“Gerçek sanatçılar kimdir biliyor musunuz?” diye soran Kadıgil, “Sırf Gezi’de yaralanan çocuklara tiyatrolarının kapılarını açtı diye bakanlık teşvikinden mahrum bırakılan, yine de Ali İsmail’e atılan o son tekmeyi unutmayanlardır!” ifadelerini kullandı.

'ESAS SAVAŞ AÇTIĞINIZ ŞEY CUMHURİYET'İN HAFIZASI’

Kadıgil, Devlet Opera ve Balesi’ne ayrılan bütçenin AKP iktidarının kültür ve sanata bakışının bir izdüşümü olduğunu belirterek “2019 yılında bu kuruma reva gördüğünüz toplam bütçe Saray’ın 1 aylık masrafına dahi denk düşmüyor” dedi.

“2018 yılında, koskoca devlet operamıza ait tek bir bina olmasının utancı içerisinde yaşamak durumunda bırakıldık” diyen CHP’li vekil, “Esas savaş açtığınız şeyin Cumhuriyet’in hafızası olduğunu biliyoruz. Nereden mi biliyoruz? Her yıl değiştirmekten yorulmadığınız Kültür Bakanları’nızın “AKM’yi şöyle güzel yapacağız, böyle şahane açacağız” vaatlerine karşın Genel Başkanı’nızın kendini tutamayıp İstediğiniz kadar bağırın, çatlayın, patlayın, yıktık” diyebilmesinden anlıyoruz” ifadelerini kullandı.

‘KARŞILIĞI OLACAĞINI BİLSEM 1 SAAT SÖZ EDEBİLİRİM'

Kadıgil konuşmasında, Meclis’in yetkilerinin kısıtlanmasını ve yasama faaliyetinin “el kaldır-el indir” düzeyine indirgendiğini de söyleyerek kültür- sanat dünyasının yaşadığı sıkıntıların anlatılmasının “beyhude” bir çaba olduğunu belirtti. “Açık yasa hükmüne rağmen denetimsizlikle kaçak ya da usulsüz çalışmaya mahkum edilen ve hiçbir sosyal güvencesi olmadığı için açlıktan bağırsakları düğümlenen sinema emekçilerini anlatabilirim size, ya da “dünyaya satılıyor” diye caka sattığınız dizilerden, bir kuruş telif alamayan sanatçıların haklarının nasıl gasp edildiğinden de saatlerce söz edebilirim, bir karşılığı olacağını bilsem” diyen CHP’li Kadıgil şöyle devam etti:

“Emsali darbe dönemlerinde dahi görülmemiş sansür ve baskılar yüzünden yazamayan, yazsa da basacak kağıt bulamayan yazarlarımızdan, yayıncılarımızdan. Neredeyse günah ilan edilecek resimden. ”İçine tükürmekten” bahsedebilecek kadar seviyeyi düşürdüğünüz heykellerden .Ya da “örgüt üyesi” ilan ederek mezarında ters döndürdüğünüz Camus ve Spinoza’dan söz etmek de beyhude bir çaba olur ancak” dedi.

‘HER ALANDA YANDAŞINIZI YARATABİLİRSİNİZ AMA BU ALANDA OLMAZ’

İktidarın amacının her alanda olduğu gibi kültür sanat camiasında da kadrolaşmak ve kendi “makbul” sanatçılarını yaratmak olduğunu ifade eden Kadıgil, “Biliyorum çok istiyorsunuz her yerde olduğu gibi kültür sanat camiasında da kadrolaşmak, paşa gönlünüzün istediği gibi davranacak akıllı uslu sanatçılar yaratmak. Yıllardır uğraşıyorsunuz ama nedense bir türlü olduramıyorsunuz! Çünkü, sizler için üzülerek söylemeliyim ki, her alanda yandaşınızı yaratabilirsiniz ama bu alanda olmaz, olmayacak! Çünkü sanat özgür düşünce ve özgür bir ortam ister. Kese doldurmaktan gayrı derdi olmayanların altından kalkamayacağı kadar önemli ve ciddi bir iştir. Çünkü toplumu dönüştürmek ve her daim ileri götürmek gibi büyük ve ‘bağzıları’ için korkutucu bir amacı vardır.”

KÜRSÜDEN GEZİ’YE SELAM SÖZLERİ ALKIŞLANDI

“Sanatçı kimdir biliyor musunuz?” diye soran Kadıgil, Gezi Direnişi’ni selamladığı sözlerinde şunları dile getirdi: “Saray sofralarında el pençe divan duranlar değil, eve ekmek götürememek pahasına alnı açık, başı dik duranlardır! 100 yıllık Darülbedayi’de maaşlarını almak için Bank Asya’da hesap açmaya zorlanan, karşı çıkınca işten atılmakla tehdit edilen, sonra da OHAL darbesiyle “FETÖcü” ilan edilip, sorgusuz sualsiz kovulan oyunculardır.

Sırf Gezi’de yaralanan çocuklara tiyatrolarının kapılarını açtı diye bakanlık teşvikinden mahrum bırakılan, yine de Ali İsmail’e atılan o son tekmeyi unutmayanlardır! Borç harç kredilerle tiyatrolarını ayakta tutanlar, akşam el emeği dekorlarda başrol oynayıp, oyun çıkışı salonun tuvaletlerini yine elleriyle temizlemekten gocunmayanlardır! Tüm dünyada ayakta alkışlanırken kendi ülkesinde, kendi insanına konser vermekten mahrum bırakılan Fazıl Say’lar. Her devirde susturmaya çalışıp bir türlü baş edemediğiniz Genco Erkal’lar. Bin türlü iftirayla evinden, yurdundan sürdüğünüz yetmiyormuş gibi bir de seçim yatırımı niyetine tutuklamaya çalıştığınız Memet Ali Alabora’lardır!” dedi.

Kadıgil sözlerini “İşte bu ülkenin tüm baskılara inat onurla direnen gerçek sanatçıları, ülkeyi içine sürüklediğiniz karanlığın sönmez, söndürülemez parıltılarıdır. Önlerinde saygıyla eğiliyorum” şeklinde tamamladı.