Marx'ın yöntemi

Marx’ın nasıl düşündüğü ve akıl yürüttüğünü ortaya koyan Grundrisse hakkında ülkemizde ne yazık ki yeterince çalışma bulunmamaktadır. Özgür Öztürk, Melda Yaman ve Özgür Narin tarafından yazılan “Grundrisse’den Kapital’e Patikalar” adlı derlemenin bu alandaki eksikliğin giderilmesinde kılavuz eser olmasını umuyorum. Derleme sadece Grundrisse üzerine olmayıp Marx’ın Grundrisse’den Kapital’e giderken nasıl ilerlediğini ortaya koymayı amaçlamaktadır.



15-07-2018 09:10

Ufuk Akkuş

Doğumunun 200. yılı nedeniyle hakkında pek çok sempozyum ve etkinlik düzenlenen Karl Marks’ın yöntemi ve kapitalizm analizi ışık tutmaya devam ediyor. İşçi sınıfı hareketine bilimsel bir nitelik kazandıran dev eser Kapital’i yazmadan önce Marx, 1857-1858 yılında Grundrisse’yi (taslak) kaleme almıştır. Bu defterler yayımlatmak amacı ile değil Marks’ın kendi düşüncelerini açıklığa kavuşturmak için yazılmıştır. Kapital’in ilk ham taslağı sayılan Grundrisse’de Marx; değer, artı değer, para, kar vb. kapitalist üretime ilişkin teorilerini netleştirmiştir. Marx, düşünsel sıçramasını gerçekleştirirken Grundrisse’de Hegel’in “Mantık Bilimi” eserinden büyük ölçüde yararlanmıştır.

Marx’ın nasıl düşündüğü ve akıl yürüttüğünü ortaya koyan Grundrisse hakkında ülkemizde ne yazık ki yeterince çalışma bulunmamaktadır. Özgür Öztürk, Melda Yaman ve Özgür Narin tarafından yazılan “Grundrisse’den Kapital’e Patikalar” adlı derlemenin bu alandaki eksikliğin giderilmesinde kılavuz eser olmasını umuyorum. Derleme sadece Grundrisse üzerine olmayıp Marx’ın Grundrisse’den Kapital’e giderken nasıl ilerlediğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda yöntem sorunu, daha doğrusu diyalektik, açık seçik biçimde tartışılmaktadır. Marx’ın Kapitale giden yolunu izlerken, el yazmalarından eserlerine giden muazzam çabasını damıtmaya, güncel tartışmalarla harmanlamaya çalıştıklarını belirten yazarların temel hedefi kapitalizmin güncel eleştirisi için patikalar açmak ve önerilen patikaların tartışılmasıdır.

Marx’ta Hegel etkisi üzerine oldukça geniş bir literatür vardır. Ancak Kapital’de ve diğer Marksist klasiklerin bazılarında alıntı yapılan Aristoteles etkisi, benzerlikleri ve farklı düşünceleri üzerine Türkçede pek çalışma yoktur. Derlemede Aristoteles’in değer, ortak ölçü ve mübadele  kavramları çerçevesinde yöntem açısından Marx ile ortaklıklar ve farklılıklar  hakkında geniş bir tartışma yapılmaktadır. Marx’ın makineleşmeye bakışı, toplumsal olarak gerekli emek zaman, toplumun yeniden üretiminde kadın emeği, genel zeka konularını içeren makaleler zaman ve serbest zaman çerçevesinde aktarılmaktadır. Antik zamandan geleceğin toplumuna kayıp serbest zamanın peşinde makalesinde de Marx’a atıfla sermayenin el koyduğunun sadece işçilerin emek zamanı olmadığının emekçilerin serbest zamanına; müzikle, sanatla, edebiyatla, felsefeyle, bilimle, sporla uğraşabileceği zamanlara yani kendini geliştirebileceği zamanlara ve olanaklara da el koyduğu vurgulanır. Marx’ın Grundrisse’de yazdığı gibi, serbest zaman, insanların ve dolayısıyla tüm toplumun tüm üretken güçlerinin gelişimidir. Emek zaman olmayan bu serbest zaman sermaye çağında tıpkı önceki çağlarda olduğu gibi sadece bir azınlık için yaratılır. Marx’ın değindiği üzere; toplumun çalışmayan kısmının sahip olduğu serbest zaman, çalışan kesimin fazla çalışmasına, artık emeğine -artık emek zamanına-  dayanır. Marx için komünizm, herkesin serbest zamana kavuşmasıdır. Herkese daha fazla serbest zaman yaratmak, emeğin sınırlamalarından ve zora dayalı emek etkinliğinin yabancılaşmadan kurtulmanın ilk koşuludur.

Makalelerde yoğunlaşılan ortak konunun emek-zaman olduğu göze çarpmaktadır. Bu bağlamda toplumsal olarak gerekli emek-zaman kategorisi kapitalizm öncesi ve sonrası ele alınarak incelenmiştir ve gerçek zenginiğin serbest zaman olduğunun altı çizilmiştir.

Paranın ortaya çıkışına dair analiz Grundrisse’den Kapital’e giden yolda sağlam bir sezgiden ayrıntılı bir teoriye dönüştürülmüştür. Metadan ve meta mübadelesinden paraya geçişe dair açıklamalar diyalektikten nasıl yararlandığını ve mantık ile tarih arasındaki ilişkiyi nasıl formüle ettiğini anlamak açısından da önem taşır. Paranın sermayeye dönüşmesini Marx önce salt mantıksal bir tarzda Hegelvari bir kategorik geçiş biçiminde formüle etmeye çalışmıştır. Bunu, dolaşım sürecinde paranın kendi başına bir amaç haline gelmesine dayandırmayı denedi. Paranın bir amaç olmasının sermayeye geçiş sağlamak için yeterli olmadığı ortaya çıktı. Daha sonra bu çabanın sınırlarının görüğü için farklı bir açıklamaya yönelmiştir. Paranın sermayeye dönüşmesi için kritik adım kendisinin bir amaç haline gelmesinden ziyade özel bir meta olan emek gücüyle karşılaşmasıydı. Dolayısıyla paranın sermayeye dönüşebilmesi için emek gücünün meta karakteri kazanmış olması gerekiyordu. Böylece Marx, süreç içinde Hegel’e yönelik eleştirisini somutlaştırmış ve kendi diyalektik yöntemini açıklığa kavuşturmuştur. Sermaye kategorisine geçişle birlikte inceleme, dolaşım alanından üretim alanına kayar. Analizin yeni odak noktası artık bağımsız üreticiler arasındaki meta mübadelesi ilişkileri değil kapitalist ile işçi arasındaki üretim ilişkisidir. Parıltılı mübadele dünyasının gerçek yüzü fabrikanın karanlık kuytularında ortaya çıkar.

Bilimsel sosyalizmin öncü teorisyenliği ile devrimci mücadeleyi birleştiren Karl Marx’ın düşünce dünyası ve yöntemi ışığında özellikle de Grundrisse’den Kapital’e giden teorik gelişimin izi sürülerek günümüz kapitalist toplumunu anlamak ve dönüştürmek için önemli ve heyecanlı bir patika açıyor “Grundrisse’den Kapital’e Patikalar” kitabı.

KÜNYE: Grundrisse’den Kapital’e Patikalar, Özgür Öztürk, Özgür Narin, Melda Yaman, Sosyal Araştırmalar Vakfı, 2017, 528 Sayfa