Marksizm bize sorunların nasıl bağlantılı olduğunu gösteriyor



23-08-2021 00:20

Yazar: Alan Maass

Çeviren: Ceren Berk

Bu kadar bolluk olan bir dünyada neden bu kadar sefalet var? Neden özel kâr ve sermaye insanların ihtiyaçlarından ve hayatlarından önde gelir? Marksizmin tüm bu sorulara cevabı var, aslında anlaması oldukça kolay olan cevaplar. 

Efsanevi Wobbly Fred Thompson, Marksizmle tanışması hakkında bir hikâye anlatırdı. On üç yaşındayken New Brunswick’in yerel bir gazetesinde Kanada’nın iyi bir hasat mevsimi geçirdiğini okudu. Bunun harika bir haber olduğunu düşündü. Annesine yakın zamanda ailenin yeterince yiyeceği olacağını söylemek için mutfağa gitti. Ama bu o kadar basit değildi.

Ağabeyi ona “Ekonomi denen bir şey var.” dedi. 

Thompson bu “ekonomi” denen şey ile ilgili daha çok öğrenmesinin daha iyi olacağını düşündü. Birkaç hafta sonra Kanada Sosyalist Partisi’nin bir toplantısına gitti ve orada duyduğu şeyler oldukça hoşuna gitti. Marksizm hakkında daha fazla bilgi edinmek adına Chicago’daki sosyalist bir yayıncıdan edindiği bazı broşür ve kitaplarla eve geldi ve böylece Thompson, bolluğun beraberinde yoksulluğu da var eden bir topluma karşı ömür boyu sürecek bir yaşam kavgasına girişti.  

Meğerse kapitalizm denen bir şey vardı. 

Yüz yıl sonra, Jacobin çalışanı Hadas Thier (Chicago’daki başka bir sosyalist yayıncı için) bir başka Fred Thompsonlar kuşağı adına bir kitap yazdı. A People’s Guide to Capitalism, Marksist iktisat teorisinin canlı, erişilebilir ve kapsamlı bir anlatımı olmasının yanı sıra, aynı zamanda “dünyayı değiştirmek için dünyayı anlamlandırmaya çalışanlar” için bir çalışma kılavuzuydu. 

Thier, Marksizmin gücünün yalnızca kapitalizmin bize dayattığı ivedi soruları yanıtlamakta değil aynı zamanda soruların nasıl bağlantılı olmasında yattığını gösteriyor.

Milyonlarca evsiz varken nasıl bu kadar konut bolluğu olabilir? Dünyanın en zengin ülkesi olan Amerika Birleşik Devletleri’nde neden yılda kırk beş bin kişi, koronavirüs öncesinde bile, sağlık sigortası eksikliğiyle bağlantılı nedenlerden dolayı ölüyor? Dünya çapında mevcut gıda üretimi dünya nüfusunun bir buçuk katından fazlasını doyurmaya yetecek kadar yiyecek tedarik ederken, açlık nasıl dünyadaki küçük çocuklar için önde gelen ölüm sebeplerinden biri olabilir? Para neden insan ihtiyaçlarını karşılamak için sağlık ve eğitime değil de petrol, nükleer silah ve abur cubura akıyor? 

Thier, bu soruların her birini daha büyük bir soruya bağlıyor: Kâr, güç ve zenginlik neden insanların ihtiyaçlarından ve yaşamlarından önce gelir? Bu şekilde organize edilen bir sistemle nasıl mücadele edileceğini bulmak, soruların nasıl ve neden bağlantılı olduğunu anlamayı gerektirir. 

YİRMİ BİRİNCİ YÜZYIL İÇİN MARKSİZM

A People’s Guide to Capitalism, ekonomiyi bazen ana akım iktisatta bazen de solda yaygın olan belirsiz ve aşırı teknik açıklamalardan kurtarır. Kitap, bildiğimiz dünyadan örneklerle yirmi birinci yüzyıl sosyalistleri için yazılmıştır. “Solidarity Forever” şarkısının hareketlendiren bir versiyonunu dinlerken “kazanmak için asla çalışmadıkları milyonlarca doları aldılar” kısmına eşlik etmiş olabilirsiniz, ancak kapitalist kârın nihai kaynağı olan artı değerin bir Starbucks baristasından nasıl alındığını okuduğunuzda o milyonların nasıl akıl almaz miktarlarda olduğunu anlayacaksınız.

Farz edelim ki Starbucks için çalışıyorsunuz ve size 8 saatlik bir vardiya için 120 dolar ödüyorlar. Ama muhtemelen ya bir saatte ya da yoğun bir mağaza ise yarım saatte 120 dolar değerinde lüks kahve yapıyorsunuz. Malzemelerin maliyetini ve ekipman kullanımını çıkarsanız bile, Starbucks size yarattığınız değerin (günde yüzlerce dolar) yakınından geçen bir ödeme bile yapmaz. Sizden emek gücünüzü satın alırlar, emeğinizin gerçek meyvelerini değil. Ve siz, bu değeri onlara bir saatte geri kazandırıyorsunuz. Yani vardiyanızın geri kalanında, temelde bedava çalışmış oluyorsunuz!

Yüksek bir sömürü oranının abartılı veya istisnai olmadığının altını çizmek için, Thier, Vietnamlı bir hazır giyim işçisi olan Lan'den her gün binlerce kişinin üretilmesine yardım ettiği ayakkabılara dair bir alıntı yapıyor..

Lan, bir Oxfam araştırmacısına “Oğlumun böyle ayakkabılara sahip olmasını isterdim fakat bu mümkün değil” dedi. "Bence o da bu ayakkabılardan isterdi, onun için üzülüyorum. Ayakkabılar çok güzel. Yaptığımız bir çift ayakkabının tüm aylık maaşımızdan daha değerli olduğunu biliyorsunuz.”

Thier zor kavramlardan kaçmaz ya da kısaca kestirip atmaz. Marksist iktisat haritasındaki her bölüm ek bilgilerle bezelidir, ana akım iktisadın saçmalıklarını (“Marjinal Olarak Yararsız Bir Teori”), kapitalizmdeki yeni gelişmeleri (“Bitcoin'de ne var?”), Marksizm'deki ilgili soruları (“Üretim Yerinin Dışında”) ve daha fazlasını ele alır.

Ve karmaşık fikirlerle ilgili açıklamalarına Marx'ın yazıları ve onu takip edenlerden alıntılar eşlik eder. Daha önce çok fazla Marx okumadıysanız, onun sık sık söylendiği kadar anlaşılmaz ve mizahsız olmadığını keşfetmekten zevk alacaksınız. Ve eğer Marx'ı daha önce okuduysanız ve bazen formülasyonların dili veya karmaşıklığından ötürü zorlandıysanız (benim gibi), Thier'in sunduğu bağlam ve açıklama ışığında bunları daha iyi anlayacaksınız.

Bu Thier'in, yiyecek ve giyecek gibi faydalı şeylerin alınıp satılacak metalara dönüşmesi gibi Marksist iktisadın yapı taşı kavramlarından bazılarını açıkladığı ilk bölümlerde özellikle işe yarar. Eğer daha önce Marx’ın Kapital’i üzerine bir toplu okumaya başladıysanız ve açılış bölümlerinde pes ettiyseniz (yine ben), bunun zorlu bir şey olduğunu bilirsiniz.

Thier'in yirmi birinci yüzyıldan örnekleri, mesela David Harvey'in sağladığı süpermarket gezisi örneği, meta fetişizmini tasvir etmeye bir kez daha yardımcı oluyor:

Bu pazar alışverişinde, siz, yani tüketici, ve marul üretmek için emek veren doğrudan üreticiler arasında bir ilişki gizlidir. Nihai sonuç, başkalarının emek faaliyetleriyle olan sosyal ilişkimizin, şeyler arasındaki ilişkilerde gizlenmesidir. Marullar, nasıl üretildikleri ve onları kimin ürettiği konusunda adeta dilsizdir.

Bu bölümlerden önce, kapitalizmin kökenlerine ilişkin, “bu pazarda saklı” sistemin şiddetini ve zulmünü çarpıcı bir şekilde tasvir eden bir bölüme yer verilmiş olması da faydalı bir özelliktir. Kapitalizmi en ilkel aşamalarında inşa edenler, yol boyunca insanlık tarihinin en korkunç suçlarından bazılarını işlediler.

Bu noktada Thier, dünyanın geri kalanı durgunlaşırken kapitalist endüstrinin sadece Avrupa'da gelişmediğini  – Marx'ın bazı yazılarından daha güçlü bir şekilde – vurgulamak için daha sonraki Marksistlerin yazılarını kullanır.

Thier, Guyanalı yirminci yüzyıl Marksisti Walter Rodney'e atıfta bulunarak, "Daha ziyade," diye yazıyor; "Batı Avrupa, azgelişmiş Afrika’yı ve sömürgeleştirilmiş dünyanın diğer bölgelerini ekonomik açıdan aktif olarak yoksunlaştırarak gelişti.”

Nitekim özgürlükle ilgili olduğunu iddia eden bir sistemin özüne kölelik ve soykırım işlenmiştir. Bu, A People’s Guide to Capitalism’den çıkan sonucun altını çiziyor: Çevremizde gördüğümüz eşitsizlik ve adaletsizliğin nihai kaynağı kapitalizmin yapısında yatmaktadır.

GİDİŞAT ALTÜST OLDUĞUNDA 

Marksist iktisat, yalnızca kapitalizmin nasıl çalıştığını değil, aynı zamanda patlamaları kaçınılmaz olarak takip eden periyodik ekonomik çöküşler sırasında neden düzenli olarak çalışmadığını da açıklar. Marx ve Engels'in de yazdığı gibi:

Toplum bir anda kendini barbarlık durumuna düşürülmüş buluyor; bir kıtlık, genel bir yok etme savaşı, tüm yaşamsal maddeleri toplumun elinden almış görünüyor; sanayi, ticaret yok edilmiş görünüyor, niçin? O toplum aşırı uygarlığa, aşırı geçim aracına, aşırı sanayiye, aşırı ticarete sahip diye.

Tabii ki, milyarlarca insanın yeterli gıdadan yoksun kaldığı bir dünyada, "çok fazla geçim kaynağı" diye bir şey yoktur. Yalnızca kapitalistlerin gözünden bakarsanız çok fazla şey vardır, o da ürünlerini kabul edilebilir bir kâr oranıyla satamayacak kadar fazla demektir.

Thier, kapitalist krizle ilgili bölümleri Engels’ten aşağıdaki cümleyle sona eren uzun bir alıntıyı açarak tanıtıyor: “Toplumsal üretim ile kapitalist temellük arasındaki çelişki, üretimin bireysel fabrika içindeki örgütlenmesi ile toplum içindeki anarşisi arasında antagonizma olarak yeniden üretilir.”

Kapitalizmde, işyerlerindeki üretim genellikle sıkı kontrol altındadır ancak bir bütün olarak ekonomide herkes kendine göre tavır alır. İşletmelerin her biri, yatırım kararlarını kapalı kapılar ardında, en popüler modeli, yeni ürünü, bir sonraki trendi pazara sürerek rekabette bir adım öne geçmeyi umarak alıyorlar. Başarı, pazardan daha fazla pay almak ve dolayısıyla daha fazla kâr demektir.

Bir bütün olarak toplum için ne kadar gıda üretileceği, kaç ev inşa edileceği, ne tür ilaçların araştırılıp üretileceği, nasıl elektrik üretileceği gibi tüm önemli sorular serbest piyasa tarafından kararlaştırılır.

Ekonominin iyi olduğu zamanlarda başarı bulaşıcı görünür. Şirketler iddialı yatırımlar yapar, daha fazla üretir ve paranın akışını izler. Fakat yeterli sayıda şirket devreye girdiğinde, pazar doygun hale gelir, satışlar düşer, borçlar büyür ve rekor kârlar düşmeye başlar. Thier'in petrol örneğini kullanarak açıkladığı gibi, etkiler ekonominin bir bölümünden diğerine yayılır:

Aşırı petrol üretimi olduğu için rafineriler atıl kalırsa, işçiler işten çıkarılır ve yatırımı finanse eden alacaklılar da dibe çekilir. Fakat geleceğe yönelik petrol çıkarma ve arıtma projeleri geri çekildikçe, petrol kuleleri, boru hatları vb. üretimi için gerekli olan hammadde (çelik, beton, plastik, elektrik vb.) ve mühendislik talebi de geri çekilecek. Petrol şirket-kasabalarının gelişiminden faydalanan inşaat ve hizmet sektörleri ve perakende şirketleri de zarar görür.

Uluslararası kapitalist ekonominin karmaşıklığı nedeniyle, ani patlama ve çöküş hızı her seferinde farklı görülebilir ya da hissedilebilir. Thier, geçen seferki çöküşü analiz etmek adına bir bölüm ayırmıştır: 2008–9 Büyük Durgunluğu. Asalak bankacılık ve finans dünyasının neden ve nasıl bu çöküşün ateşleyicisi olduğunu açıklıyor, fakat bunu küresel aşırı üretimin altında yatan krizi ortaya çıkarmak için “finansallaşma” hakkındaki popüler sol açıklamaların ötesine bakarak yapıyor.

Thier’e göre, Marksist iktisat yazarları arasında bu kısımdaki ayrıntılar hakkında, özellikle azalan kârlılık, aşırı üretim (veya bazı durumlarda eksik üretim), şubeler arasındaki orantısızlık, kredinin rolü gibi “Marx'ın yazılarının hangi yönlerinin vurgulandığı ve bu parçaların nasıl bir araya geldiği” konularında bazı anlaşmazlıklar var.

Kendi açıklamalarında Thier daha çok, düşen kâr oranlarını vurgulayanları hayal kırıklığına uğratır çünkü kendisi aşırı üretimi vurgulama eğilimindedir. Aşırı üretim üzerine bu kadar odaklanması sayesinde, mübadele, sömürü ve rekabet tarafından yönlendirilen bir sistemde kaçınılmaz olan organik bir kapitalizm mekanizmasının tekrar tekrar krize nasıl yol açtığını hayati bir şekilde vurgular.

İdeolojileri veya ahlak algıları (ya da bunların eksikliği) ne olursa olsun, kapitalistler kaçınılmaz olarak maliyetleri düşürmeye meyleder; doğal olarak daha azına daha fazla üretmenin avantajını görürler ve bu kaçınılmaz olarak kârlılığı baltalayan ve nihayetinde ekonomiyi tersine çeviren çılgınca aşırı üretime yol açar.

Başka bir deyişle, kapitalizm bir hata veya başarısız politika nedeniyle değil, olması gerektiği gibi çalıştığı için çalışmayı durdurur. Thier'in de yazdığı gibi:

Rekabet, kapitalizmin temel dayanağıdır. Daha dostça ya da daha sakin bir hale çevrilemez, çünkü ilerlemek ya da geride kalmak için ne pahasına olursa olsun sermaye birikimi gerektirir. Aynı birikim süreçleri, ister istemez kapitalistlerin aradığı kârları tehdit eden çelişkilere yol açar. Kapitalizm için her çelişki, hem yaşamlarımız için büyük bir tehlikedir, çünkü bedelini ödememiz gerekir, hem de sistemdeki önemli bir çatlaktır. Her dönemsel kriz, potansiyel bir örgütlenme alanıdır.

A People’s Guide to Capitalism oldukça günümüze dönük bir kitaptır. Yaklaşık iki yüzyıl öncesine dayanan teorik bir geleneğe dayanır fakat asıl bağlam Büyük Durgunluk, ardından gelen “iyileşme”, yoğun neoliberalizm yılları ve kitap halihazırda üretimdeyken pandeminin yol açtığı yıkıcı kriz ile yazılan yeni bir giriş ve son söz etrafındadır.

Bu kitap, kapitalizmin geçmişini ve bugününü anlamamıza yardımcı oluyor. Böylelikle geleceği sosyalist bir düzende kurmak için daha iyi savaşabiliriz.

Kaynak: https://www.jacobinmag.com/2021/01/marxism-capital-socialism-capitalism-book-review