La Diyez: Müzikte de katı olan her şey buharlaşıyor

Rap müzik sanatçısı La Diyez, son albümü ‘Prekarya’yı ve AKP ile değişen müziği İleri Haber’e anlattı. La Diyez, siyasetin dilindeki değişimin ve toplumsal yaşamdaki dönüşümün müziği de etkilediğini belirterek, “Müzikte de katı olan her şey buharlaşıyor” dedi.



05-05-2021 03:03

Mehmet Fırat Özgür-@zgr_frt

Albümünün adını işçi sınıfının “hallerinden” birinden esinlenerek belirleyen rap müzik sanatçısı La Diyez (Hasan Kocabıyık), şarkılarında işçilerin olduğu kadar mültecilerin, ezilen ve yoksullaşan tüm kesimlerin düşüncelerine tercüman olmaya çalışıyor. Bununla birlikte Prekarya’da, işçi sınıfının değişen yapısına, bu değişimin çeşitli yorumlamalarına dair tartışmalara yer verildiğini de görüyoruz.

Müzik hayatına 2003 yılında Immigrant Wave Recordz çatısı altında giriş yapan La Diyez, o günlerden bu zamana hem rap müzikteki değişimi hem de AKP iktidarı ile Türkiye’deki değişimi İleri Haber’e değerlendirdi.

‘PREKARYA’ İŞÇİ SINIFININ YAŞADIĞI PROBLEMLERE BİR IŞIK TUTUYOR'

Prekarya kavramı üzerinden işçi sınıfının sorunlarına dokunmayı amaçlayan La Diyez, artık her işin güvencesiz bir hal aldığı, geleceğin tümüyle risk altında olduğu bir zamanın içinde olduğumuzu belirterek, “Akademik çerçevenin ya da sosyo-politik tartışmaların yanı sıra, ‘Bu durumu müziğin içine nasıl kotarabilirim?’ sorusuyla hareket ederek sınıf mücadelesi perspektifiyle işçi sınıfının yaşadığı problemlere müzikal bir kapı aralamak ve bu tartışmalara bir katkı sağlamaya çalışmak albümün ortaya çıkmasındaki temel fikirdi. Bu anlamda, bu çabanın fark edilmesi albümün üretim sürecinde ortaya konulan emeğin karşılığını bulduğu anlamına da gelmektedir. Bunun da ötesinde bu tartışmayı diğer albümlerde de sürdürebilmek için iyi bir başlangıç oluşturduğuma inanıyorum. Bu yüzden, 'Prekarya' albümü kesinlikle işçi sınıfının yaşadığı problemlere bir ışık tutmakta ve çıkış yolları üzerine kafa yoruyor" dedi. 

‘EKONOMİK ZORLUKLAR BİR YERDE YOL ARKADAŞINIZ OLUYOR’

Müziğe bir süre ara verip akademik kariyerine odaklanan sanatçı, aradan geçen 6 yılın ardından yeni bir albüm hazırlığına girişti.

"Hayatta bir şeyler elde edebilmek için sıfırdan başlayanlardan iseniz, bu tür ekonomik zorluklar bir yerde yol arkadaşınız oluyor…"

 

Yeni albüm fikrinin, doktora öğrenimi gördüğü İspanya'da canlanmaya başladığını dile getiren La Diyez, "Ekipmanlarımı okulun ilk yıl harcını ödemek için sattığımdan yalnızca albüm içeriği düşünebilmiştim. Hayatta bir şeyler elde edebilmek için sıfırdan başlayanlardan iseniz, bu tür ekonomik zorluklar bir yerde yol arkadaşınız oluyor… Türkiye’ye geri döndüğümde teker teker cihazlarımı toplamaya başlamıştım ve bu da maddi olarak külfetli bir işti. Bir süre sonra nihayet stüdyomu toplamıştım ve artık ne yapmak istediğimi daha iyi biliyordum. Albümün içeriği işçi sınıfının yaşadığı problemlere işaret etmeliydi ve bu amaç beni albümü yapma konusunda daha çok tetikledi. Altyapıları tek tek oluşturmaya başladım ve düetler için hiç yüz yüze tanışmadığım, yetenekli olduklarını gördüğüm ve politik olarak da duruşlarını bildiğim isimlerle irtibata geçtim" dedi. 

Yaklaşık dört ay gibi bir sürede albümü hazırladım. Her şarkıda farklı bir tema işlemeye çalışsam da birbirleriyle bağlantılı şarkılar üretmeye dikkat ettim. Üretim sürecinde ise bir yandan doktora eğitimime devam ediyor ve prekarya üzerine okumalar yapıyordum." diyen La Diyez, albümün isminin ortaya çıkışını, "Albümün ismi ya prekarya olacaktı ya proletarya. Albümün kapak tasarımını yapan Yasin Balmuk ile fikir alışverişi yaptım ve prekaryanın daha uygun olacağı kanısına vardık, böylece albümün ismi de ortaya çıkmış oldu" ifadeleriyle anlattı. 

‘RAP MÜZİKTE SINIFSAL BİR DÖNÜŞÜM YAŞANDI’

La Diyez, rap hayatına başladığı 2003 yılından bu yana Türkiye'de ve dünyada yaşanan değişimin rap müziğe de yansıdığını,  2000’li yılların başında dayanışmaya, sokak kültürüne dayalı müzik kültürünün artık ‘zenginlerin oyuncağı’ haline geldiğini düşünüyor. 

"Hem müzikte hem de Türkiye’de 2003 yılından bu yana çok şey değişti. Koalisyonlarla geçen 90’lı yıllar sonrası AKP tek başına 2000’li yılların başında hegemonik güce sahip bir parti olarak iktidar oldu. Rap müziğin sınıfsal bir dönüşüme uğradığını söyleyebilirim. 2000’li yılların başında Türkiye’de daha çok ezilenlerin müziği olan rap, şimdi içerik olarak zenginlikten bahseden, pahalı elbise ve aksesuarlardan bahseden, para ve parayı merkezine almış şaşalı hayatları çıkış noktası olarak gösteren bir form aldı. Sınıfsal olarak bilinçli bir birlikten bahsetmesek de 2000’li yıllarda rap müzik her şeye rağmen dayanışma odaklı bir müzikti. Şimdi ise şöhret basamaklarını kısa yoldan, hızlıca tırmanmak için herkesin bir şekilde müzik üretmeye çalıştığı bir dönemin içerisindeyiz. Rap müzik de bu eksende maalesef hızlı bir şekilde dönüşüme uğrayan bir tür haline geldi." şeklinde konuşan La Diyez, sözünü ettiği dayanışma çizgisini bozmayan sanatçıların da varlığını sürdürdüğünü belirterek, "Albümde düet yaptığım; Dipnot, Kodes Kahra, İmpala, Sırat, OG Mecaz  çizgisini bozmayan sanatçılar arasında yer alıyor. Ayrıca Fuat Ergin, Çağrı Sinci, Rizzo Guerta ve Saian gibi isimler de politik eksende müzik yapan ve duruşlarını bozmayan, kült müziklere imza atmış benim de takip ettiğim isimlerden birkaçıdır" diye konuştu. 

‘MÜZİKTE DE KATI OLAN HER ŞEY BUHARLAŞIYOR’

Hip-hop kültürünün Türkiye’de çok mücadeleler verdiğine dikkat çeken sanatçı "Gerek toplumsal önyargılara gerek politik baskılara karşı direniş müziği olarak tanımladığım ve benim de yıllar içinde yoluna baş koyduğum bu türün zenginlerin hayatını, kültürünü aktaran bir hale gelmesine anlam verememekteyim. Diğer bir bakış açısıyla, Marx’ın sözleriyle ifade edecek olursak hayatın içinde olduğu gibi müzikte de 'katı olan herşey buharlaşıyor" diyerek rap müziğin geldiği durumu değerlendirdi. 

'SORUNLAR AKP İKTİDARIYLA BİRLİKTE DERİNLEŞMEYE BAŞLADI'

Gelinen noktada hem siyasette hem de müzikte seçeneklerin bir illüzyon halini aldığını belirten La Diyez, son olarak şunları söyledi: 

"Artık üretimin durduğu, fabrikaların kapandığı, kimi üretim merkezlerinin satıldığı,  her gün ve her yerde tekrar edilmesine rağmen siyaseten ve ekonomik açıdan istikrarın olmadığı, işsizliğin hızla arttığı, üniversite mezunlarının vasıfsızlaştırıldığı bir dönemden geçiyoruz. Bu sorunlar, AKP iktidarıyla birlikte derinleşmeye ve yapısallaşmaya başladı ve hızlıca üretim toplumundan-tüketim toplumuna doğru kayıyoruz.

İşçi servislerinde uyku ile uyanıklık arasında bir yerdeyseniz, müzik açısından fazla bir seçeneğiniz de yok aslında.  Rap müzikteki dönüşüm de bu fayın üzerinden yol alıyor: Düşündürmesin, sorgulatmasın, öğretmesin… Burada dinleyicilerin tercihlerini eleştirmiyorum, bu bir durum tespiti. Herkes elbette istediği partiye oy verebildiği gibi, istediği müziği de dinleyebilir. Ancak, Türkiye’de sınıfların hem ekonomi-politik olarak hem de sanatsal açıdan bir dönüşüme uğradığını ortaya koymak gerektiğini düşünüyorum. Seçenek çokluğu illüzyonuna rağmen pek çok şeyin tek tipleştiği, kısırlaştığı bir çağın içindeyiz.

Partiler gelir geçer, asıl mesele daha kalıcı olan sistemlere ve yine kalıcı olan müziğe odaklanmakta diye düşünüyorum…Başka bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyorum. Dolayısıyla, her şeye rağmen enseyi karartmamak gerekiyor ve elbette “Başka bir Türkiye mümkün” diyerek bitirmek istiyorum"


Sanatçının 'Prekarya' albümüne Youtube kanalından ulaşılabiliyor.