KYK borçluları anlatıyor | İşsizlik ve geleceksizlik sarmalında bu borçlar nasıl ödenecek?

İşsizlik ve geleceksizlik sarmalındaki gençlerin en büyük kaygılarından birisi de KYK'den aldıkları öğrenim kredisinin geri ödenmesi. KYK borçluları, yaşadıkları zorlukları İleri Haber'e anlattı. Yurttaşlar, büyük şirketler için yapılan vergi aflarına dikkat çekti.



25-05-2020 23:26

Tugay Candan - @TugayCandann

Mail: tugaycandan@ilerihaber.org

Devletin üniversite öğrencilerine verdiği KYK kredilerinin geri ödenmesi, gençliğin karşı karşıya olduğu işsizlik, ülkedeki çalışma ve yaşam koşulları göz önüne alındığında borçlular için çekilmez bir hal alıyor. KYK borçluları, yaşadıkları zorlukları İleri Haber’e anlattı.

Türkiye’de eğitimin ilköğretimden başlayarak en yüksek seviyeye kadar paralı olarak verilmesi, yurttaşlar için büyük bir maddi külfeti de beraberinde getiriyor. AKP iktidarıyla birlikte eğitimdeki gericileşme adımlarının hızlanmasıyla tarikatlara teslim edilen eğitim kurumları, aynı zamanda bir ticarethane haline getirilmiş durumda. Hal böyleyken öğrencilere verilen burslar önem kazanırken, devletin üniversite öğrencilerine burs alternatifi olarak sunduğu Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) tarafından sağlanan geri ödemeli öğrenim kredilerine çok sayıda öğrenci başvuruyor.

ERDOĞAN’IN ÖVÜNÇ KAYNAĞI

AKP iktidarının, özellikle de Erdoğan’ın sık sık ‘artırmakla’ övündüğü bu krediler asgari olarak harç, barınma, yiyecek, yol ve ders materyallerini kendi cebinden ödemek zorunda kalan öğrenciler için bir mecburiyet halini aldı. Üniversite öğrencileri lisans süresince aldığı bu kredileri ise son ödeme tarihinden 2 yıl sonra geri ödemeye başlamak zorunda. “Sigortalı olarak çalışmaya başlanıldığında ödenecek” denilse de iş bulamayan yurttaşların da ödemek zorunda bırakıldığı krediler, imza atılan miktara yüzde 75-80’e varan faizlerle geri alınıyor.

GENÇ İŞSİZLİK ARTIYOR

Türkiye’de yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını öncesi Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) şubat ayı verilerine göre işsizlik oranı 13,6 seviyesinde gerçekleşirken, genç işsizlik oranı ise yüzde 24,4 olarak gerçekleşti. Salgınla birlikte artan işsizlik göz önüne alındığında, bu rakamların artacağını ön görmek zor değil.

İşte bu şartlarda sosyal medyada hafta sonu bir eylem yapan KYK borçluları, #Kykborçlarısilinsin ve #KYKBorçlarıUnutuldu etiketleri altında seslerini iktidara duyurmaya çalıştı. Biz de KYK borçlularının yaşadığı zorlukları ve taleplerini kendi ifadeleriyle okurlarımıza aktarıyoruz.

‘ŞİRKETLERİN VERGİ BORCU SİLİNİRKEN, BİZİM BU ÖDEMEYİ YAPMAMIZ ADALETSİZLİKTİR’

Ufuk Üstenci, Akdeniz Üniversitesi Tarih Bölümü 4. sınıf öğrencisi. “Öğrenim kredisi almadığım durumda, öğrenim hayatımı sürdürebilmem olası değildi. Üniversiteyi, yaşadığım şehir dışında başka bir şehirde sürdürme ihtimalim ise kesinlikle yoktu. Ben ailemle birlikte yaşadığım şehirde üniversite okusam dahi öğrenim kredisi almak zorundaydım. Aksi takdirde öğrenim hayatıma devam edemezdim” diyen Üstenci’nin kredisi süre dolayısıyla kesildi.

Birçok öğrenci gibi en büyük kaygısının bu kredinin geri ödenmesi olduğunu belirten Üstenci, şunları söylüyor:

“Bir işçi çocuğu olarak evin geliri konusunda sadece ev kirası ve temel ihtiyaçlarımız karşılanabiliyordu. Bununla birlikte üniversiteye ulaşım sağlamak da dahil, eğitim harcamaları ile birlikte bir çok giderim oluyordu. İlk sınıftan itibaren her dönem, her ders için kitap alma konusunda harcamalar mevcuttu. Bu nedenlerden dolayı almak zorundaydım. Eğitim sistemi ana ders kitapları ve kaynak kitaplarına erişebilmem için aldığım kredinin büyük bir kısmını kitaplara harcamama neden oluyordu.

Öğrenim hayatına devam edebilmek için ben dahil milyonlarca öğrenci bu krediyi alıyor. Devletin eğitimi ücretsiz hale getirmesi gerekirken, milyonlarca öğrenciyi faizli olarak verdiği krediye mahkum etmesi yanlış bir politikadır.

Zor koşullarda öğrenim hayatımıza devam etmemiz için aldığımız bu faizli öğrenim kredilerini, mezun olduktan sonra karşı karşıya kalacağımız işsizlik ve güvencesizlik ile birlikte nasıl ödeyeceğimiz hepimizin aklında soru işareti. Üniversite mezunlarının yaşadığı iş bulamama sorunu ise katlanarak artıyor. Öğrenim kredisi, mezun olunca işsizler silsilesine dahil olacak olan her öğrencinin en büyük kaygısı olmaktadır.

Büyük şirketlerin vergi borçları tümüyle silinirken, eğitim hayatımıza devam edebilmek için aldığımız faizli öğrenim kredilerinin, icra takibine verilmesini sosyal adaletsizlik olarak görüyorum. Maddi zorluklara geçirdiğimiz öğrenim hayatımız sona erdiğinde elimizde sadece işsizlik oluyor. Yanlış eğitim politikalarının, yanlış ekonomi politikalarının karşılığı iş bulamayan milyonlarca işsiz yaratırken, servetlerine servet katan patronların vergilerinin silinip, işsizlik vadedilen öğrencilerin eğitimini sürdürmek için almak zorunda kaldığı faizli kredilere gelen icralar eşitsizlikten ve adaletsizlikten başka bir şey değildir.”

‘ŞİRKETLERİN SİLİNEN BORÇLARIYLA,  ÖĞRENCİLERE GELECEK KAYGISI OLMADAN EĞİTİM VERİLEBİLİR’

Çukurova Üniversitesi Makine Mühendisliği son sınıf öğrencisi Ozan Bozdoğan da KYK borçluları arasında. Bozdoğan’ın öğrenim kredisi de süre dolayısıyla yakın zamanda kesildi. “Henüz mezun olmadan devlete 27 bin liraya yakın borcum var” diyen Bozdoğan, büyük şirketlerin ve futbol kulüplerinin silinen borçlarıyla gençlere gelecek kaygısı olmadan eğitim verilebileceğini düşünüyor.

Bozdoğan, şunları söylüyor:

Okula başladığım sene öğrenim kredisine başvurdum ben de çoğu öğrenci gibi. Aileme yük olmak istemedim, liseye giden bir de kız kardeşim var. Kredi olmadan eğitimime büyük ihtimalle devam edebilirdim ama çok daha zorlu olacağı kesindi.  Çünkü ben kredi almama rağmen iki seneye yakın barda çalıştım. Çalışma ve öğrencilik hayatının birleşmesi dersleri olumsuz etkiledi tabii ki. Okulun uzama sebeplerinden biri de çalıştığım dönemde gece dörtte eve geldiğim için sabah dokuzda yetişemediğim dersler…  

Öğrenci evleri fakirlikle özdeşleşmiş durumda. Öğrenciler daha okurken işçileşiyorlar çünkü aldığımız kredi hayat pahalılığıyla yarışamıyor. Eğitimin ücretsiz ve herkes için bir hak olduğu söylense de çocuk okutan herkes şu an bunun büyük bir yükümlülük olduğunun farkında. Ulaşım, yemekhane, kira derken giderler büyüyor. 2020’ye girişimiz öğrenciler açısından çok acıklı oldu. İntihar eden öğrenci arkadaşların haberleri hepimizi etkiledi. Sıra arkadaşlarımızın can güvenliğinden endişelenir olduk. Adana çoğu büyükşehire göre nispeten öğrenci için daha kolay ama şaşırtıcı bir şekilde ulaşım İstanbul’dan daha pahalıya denk geliyor. Abonman uygulaması olmadığı için.

Ben artık okulu bitirmeye yakın olduğum için hali hazırdaki bu dertlere bir de gelecek kaygısı ekleniyor. Genç işsizliğin yüzde 30’a doğru ilerlediği bir dönemdeyiz. Üniversitelerde aldığımız eğitim zaten tartışmalı, yeni mezun birinin bulacağı işlerde sektörün beklentileri de acımasız oluyor. Şimdi hepsini toparlarsak dudak uçuklatan bir faizle bize verilen bu kredi (18 bin liraya imza atmıştım ödemem 27 bin lira) karşılıksız verilebilir. Büyük patronların veya futbol kulüplerinin tek kalemde silinen milyonlarca dolar borcuyla bu ülkenin gençlerine gelecek kaygısı olmadan, ay sonu kaygısı olmadan eğitim verilebilir ve bizlerde bar köşelerinde harcadığımız emeği üniversiteleri olmaları gereken bilim yuvalarına getirmek için harcayabiliriz.”

‘DEVLET VATANDAŞ İÇİN DEĞİL, YANDAŞ İÇİN İŞLEYEN BİR KURUM HALİNE GELDİ’

Oğuzhan Aktaş ise 2018’de üniversiteden mezun olmuş. Uzun süredir gazetecilik yapan Aktaş’ın, öğrenciliği döneminde aldığı KYK kredisi, ödenmediği için verdi dairesine sevk edilmiş. “10 bin 630 TL kredi almışım, 12 bin 630 TL borç çıkarıyorlar” diyen Aktaş, devletin görevinin vatandaşın iyi bir eğitim alması ve iş bulması olduğunu düşünürken, Türkiye’de ise devlet tarafından gençlerin geleceğinin ipotek altına alındığını vurguluyor.

Aktaş, şunları söylüyor:

“Öncelikle bunu geri ödemek ülke şartlarında imkansız. Üniversiteden mezun olduğunda ya iş bulamıyorsun ya da bulduğun iş normal ihtiyaçlarını bile zor karşılıyor. Sürekli üniversite açmak eğitim sistemini kaliteli hale getirmiyor. Çok fazla mezun var ve bunu karşılayabilecek iş sahası ve güvencesi yok. Devletin asli görevi kendi vatandaşının iyi bir eğitim alıp mezun olduğunda çalışabileceği iş konusunda bu eğitime göre iş bulabilmesini sağlamak. Fakat bizim ülkemizde devlet 18 yaşına gelmiş bir gencin ihtiyaçlarını karşılaması için ona kredi verip bir de üstüne faiz koyarak geleceğini ipotek altına alıyor.

AKP hükümeti ile birlikte bazı şirketlere verilen ihalelerin akıl almaz boyutlara gelmesi sonrası bir de yandaş şirketlerin devasa vergi borçlarının bir kalemde silinmesi borçlu durumda olan vatandaşların kendilerini dışlanmış ve ötekileştirilmiş hissetmesine neden oldu. Bu borçların ödenmeye zorlanması bizlerin sadece devlete çalışmak zorunda görülen bireyler olduğumuzu ortaya koyuyor. Devlet artık biz vatandaşlar için değil, kendi yandaşları için işleyen bir kurum haline geldi. Hükümet herkese eşit mesafede kalmak yerine, ülkenin gençlerini borç bataklığına itmeyi tercih ediyor.”

‘HİÇ İSTEMEDİĞİM BİR İŞTE ÇALIŞIP ÖDEMEYE UĞRAŞACAĞIM’

Namık Kemal Üniversitesi Tıbbi Laboratuar Teknikleri Bölümü son sınıf öğrencisi Selin Çandar’ın da kredisi süre dolayısıyla kesilmiş durumda. İktidar için “Toplumun her kesimini soymayı başarıyorlar” diyen Çandar, verilen öğrenim kredisinin bile öğrencinin okurken yaşadığı maddi problemleri çözmediğini ifade ediyor:

Eğitim sürecimde iş olsun, aileden yardım falan maddi konuları bir şekilde hallettim ama tabii ki tek başıma kendimi geçindirmek imkansız olurdu. Krediyi alsam da geçinemezdim. Öğrencilerin çok olduğu bölgede yaşıyordum ben. 1+1 hiçbir şeye benzemeyen eve faturalar dahil olmadan 900 lira veriyorduk. Kredi alsam da yettiremezdim zaten. 500 lira neye yetsin?

Geri ödeme konusunda da hemen iş bulamayacağımı var sayarsam, hiç istemediğim bir işte çalışıp ödemeye çalışacağım. Zaten seneye ödemem gerekiyor bir şekilde. Her şeyin faizini aldıkları için ya da aldıkları vergileri gördükçe hiçbir şeye şaşıramıyorum artık.

Her şeyin faizini aldıkları için ya da aldıkları vergileri gördükçe hiçbir şeye şaşıramıyorum artık. Zengini daha çok zengin, fakiri daha çok fakir yapan bir sistemde yaşadığımız için artık üzülemiyoruz da… Toplumun her kesimini bir şekilde soymayı başarıyorlar, ‘kendilerinden insanlar’ ya da ‘işlerine gelenler’ bir şekilde kazanıp devam ediyor, olan bizlere oluyor.”

‘İŞİM OLMAZSA NASIL ÖDEYEBİLİRİM Kİ?’

Yağmur Parçikanlı ise üniversiteden bir yıl önce mezun olmuş ve halen işsiz durumda. “Öğrenim kredisi almasaydım, eğitimimi sürdüremezdim” diyen Parçikanlı, geri ödeme için ise en azından anaparaya eklenen fahiş faizlerin silinmesini istiyor.

Parçikanlı şu ifadeleri kullanıyor:

“Bu desteği almasam eğitimimi sürdüremezdim, ailemin durumu yok. İnsanların çoğu bilmeden konuşuyor, ‘biz ödedik siz de ödeyin, iyi yediniz, almasaydınız…’ Ben kendi adıma dile getiriyorum, keyfimden almadım.  Zaten maddi durumu bizden daha iyi olan durumdakilere burs çıktı. Bizim hiçbir şeyimiz yok. Bana herkes ‘sana kesin burs çıkar’ diyordu. Ama maalesef kredi çıktı. İhtiyacım olmasa asla almazdım. Zaten 18 bin TL aldım. Aldığım 10 bin TL ile yurt ücretimi ödemişim hesapladığım kadarıyla. Bazı arkadaşlarımız ‘çoğu kıyafet almak, makyaj vs almak için bile kredi alıyor’ diyor. Haksızlar demiyorum, öyle kişiler benim çevremde de vardı. Ben ihtiyacı olmadığı halde krediyi alanları anlamıyorum. Ailemin maddi durumu olsaydı bu krediyi asla almazdım. Neden bu kadar borç ile hayatıma devam edeyim? Ben 18 bin TL aldım ancak 26 bin TL ödeyeceğim. Ödemem Haziran 2021 tarihinde başlayacak. Şu an bir işim yok. İşsizlik durumunda bu kredi nasıl ödenecek bilmiyorum, üniversite mezunu işsiz oranı sürekli artıyor. Ödeyeceğimizi biliyoruz zaten bilerek aldık bu durumu. Ama işimiz olmazsa nasıl ödeyebiliriz ki? 24 yaşında bu şekilde bir adım geride başlıyor insan. İnsanı üzüyor, yoruyor. Gençliğimiz stres altında geçiyor. Tamamı silinsin demiyorum, ödemeyelim de demiyorum ama en azından öğrencilere bir fayda sağlanabilir. İmza attığımız kadar ödeyebiliriz. Üstüne bu kadar eklenmesine anlam veremiyorum”