Kuzey Ormanları Savunması: Yaşam savunucularına dokunmayın!

2 yıl önce katledilen çevreci Büyüknohutçu çifti, çevre ve yaşam gönülleri tarafından anıldı. Yapılan açıklamada "Yaşam savunucularına dokunmayın, onlar sizin çocuklarınız da daha iyi bir dünyada yaşayabilsin diye çalışıyorlar!" denildi.



10-05-2019 11:57

İleri Haber

9 Mayıs 2017’de Antalya’nın sedir ormanlarını taş ve mermer ocaklarına karşı korumaya çalışırken, evlerinde uğradıkları saldırı sonucu hayatlarını kaybeden Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu’nun ölüm yıl dönümünde Kuzey Ormanları Savunması (KOS) tarafından bir basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, “Yaşam savunucularına dokunmayın, onlar sizin çocuklarınız da daha iyi bir dünyada yaşayabilsin diye çalışıyorlar!” denildi.

Büyüknohutçu çifti, Finike’de mermer ocakları için katledilen ormanları kamuoyuna duyururken, yöre halkıyla birlikte bu büyük kıyıma karşı durmuştu. Çiftin, yıkımı gerçekleştiren Bartu Mermer’e ait bir mermer ocağı için verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararına karşı dava açmasının ardından, bölgedeki 50 köylü de davaya müdahil olmuştu.

DANIŞTAY KARARINA ÖNCÜLÜK ETTİLER

Dava sonunda “ÇED Gerekli Değildir” raporu ve maden arama izin belgesi, mahkemece iptal edilmiş, bunun üzerine Danıştay tarafından davayla ilgili “taş ocakları artık ÇED raporu almak, hali hazırda çalışan ocaklar ise bu karar doğrultusunda kapatılmak zorunda” kararları çıkmıştı.

Bunun ardından Büyüknohutçu çifti, mücadele sürecinde maden ocaklarının kendilerine karşı açtığı davalarda tazminat isteminden ve iftira suçlamalarından beraat etti.

9 Mayıs 2017’de katledilen çiftin katili, ifadelerinde kapatılan bir mermer ocağının kendisini azmettirdiğini ve para teklif ettiklerini söyledi. Tutuklanmasından sonra kaldığı cezaevinde şüpheli bir şekilde intihar ettiği belirtildi.

‘AZMETTİRİCİLERİ TANIYORUZ’

KOS tarafından bugün yapılan açıklamada “Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu’yu saygı ve büyük bir özlemle anıyoruz.” denilirken, dava sürecine ve çevre mücadelesine değinildi. “Ali ve Aysin’in taş ve mermer ocaklarına karşı verdiği mücadeleyi, ardından meydana gelen şaibeli ölümlerinin ve sonrasında açığa çıkan kirli oyunların, iki sene boyunca baskı ve tehditlerle üstü kapatılmak istenen dava sürecinin takipçisi olduk ve olmaya devam ediyoruz. Henüz aydınlatılamamış bu cinayetin azmettiricilerini hepimiz tanıyoruz.” ifadelerinin kullanıldığı açıklamanın devamında şunlar söylendi:

Tüm bu yaşananlar göstermiştir ki Ali ve Aysin’in mücadelesi ve hukuki kazanımları bu cinayetin azmettiricisi olan maden şirketlerinin çıkarlarını baltalamıştır. Eli kanlı şirketler Ali ve Aysin’in mücadelesi ile başa çıkamamış, ölümlerinden başka çıkar yol sağlayamamıştır.

Arkadaşlarımızın hayatlarını adadıkları yaşatma gayesine devam ediyoruz. Onların korkmadığı gibi bizler de doğayı talan edenlerden korkmuyoruz. Çünkü biliyoruz, doğa her zaman kendinin olanı geri alır.

Türkiye’nin bugünkü ekonomik sorunlarında büyük payı olan, beton ekonomisine taş yetiştirmek uğruna ülke topraklarını delik deşik eden, İstanbul’un nefesi Kuzey Ormanları’na rant uğruna hançer saplayan 3. havaalanı ve 3. köprü gibi doğa katil mega projelere malzeme sağlamak için ta Tekirdağ’ın köylerine kadar Trakya topraklarını talan eden şirketlere sesleniyoruz: Elinizi doğamızdan çekin!

Yeşili, doğayı, ağacı, suyu, hayvanı ve insanı katledenler, dünyaya karşı bu ihanet suçunu işleyenler bilsinler ki; Yaşamı savunmak için el ele verdiğimiz mücadelemizi sürdüreceğiz.

Ali’yi, Aysin’i, Avukat Cihan Eren’i ve yaşamı savunurken yaşamlarını yitiren dostlarımızı hiçbir zaman unutmayacağız.

Ayrıca Alakır Vadisi’nde HES’lere karşı doğayı savunan yaşam savunucuları Birkan ve Tuğba’ya yönelik baskı ve tehditler hala sürüyor! Yaşam savunucularına dokunmayın, onlar sizin çocuklarınız da daha iyi bir dünyada yaşayabilsin diye çalışıyorlar!