Kültür sanat emekçileri: Salgın tedbirlerinin 'toplum sağlığını koruma'yla alakası yok

Kültür-Sanat Sen tarafından koronavirüs salgınına karşı alınan yeni tedbirlere ilişkin yayınlanan basın açıklamasında "Alınan yeni tedbirlerle görüldü ki; kamu idaresinin toplum sağlığını koruma yönünde ne niyeti ne de çabası yok. Yurttaşlar salgının insafına terk edildi" ifadelerine yer verildi.



19-11-2020 13:53

İleri Haber

Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür-Sanat Sen), Türkiye'yi etkisi altına alan yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınında tablonun ağırlaşmasıyla alınan yeni tedbirlere ilişkin basın açıklaması yayınladı. 

Basın açıklamasında "Her gün bir dizi yasaklar listesi sıralanırken ve özellikle 17.11.2020 tarihinde Cumhurbaşkanlığı tarafından açıklanan tedbirler hayata geçirilirken, hastanelerin doluluk oranlarının sinyal verdiği şu günlerde devletin sanat kurumlarının konser, oyun ve her türden temsil yapmayı önlerine hedef olarak koymaları ciddi çelişki yaratmaktadır" ifadeleri kullanıldı.

Devlet Opera ve Balesi müdürlüklerinde yapılan konser programlarının bilim kurulu kararları ve önerileriyle de çeliştiği belirtilen açıklamada "Sanat kurumları eserleri her ne kadar kadroları minimize ederek sahnelemeye çalışsada salgının seyri sanat emekçilerinin ve seyircilerin sağlığı açısından tehdit olmaya devam etmektedir" denildi.

Kültür-Sanat Sen'in basın açıklamasının tamamı şu şekilde:

"Bütün dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgınının ülkemizde etkisinin yeniden artmasıyla, Cumhurbaşkanlığı tarafından yeni “COVID-19’’ tedbirleri belirlendi.

Alınan yeni tedbirlerle görüldü ki; kamu idaresinin toplum sağlığını koruma yönünde ne niyeti ne de çabası yok. Yurttaşlar salgının insafına terk edildi. Salgının dehşetinin hissedildiği ilk andan itibaren toplumun önemli bir kısmı, emekçi sınıflar zorla çalıştırıldı. Toplu ulaşımlarda, koruyucu önlemler alınmayan işyerlerinde, uzun ve yoğun mesailerde emekçiler bulaşa maruz bırakıldı. Salgının süresinin uzaması, sermaye kesimlerinin tamamen rutin çalışma rejimine dönmesi ile sonuçlanırken, yoksul ve ezilen toplum kesimleri de geçimlerini sürdürmenin baskısı ile çalışmak zorunda kaldılar.

Önce Kamu İdaresisalgını ciddiye almalı, alınması gereken önlemleri bilimsel çerçevede ve ihtiyaca karşılık gelecek şekilde almalı.Sonra halktan buna göre kişisel önlemlerini almasını istemelidir. Halk tehlikenin gerçek boyutlarını bilmelidir ve süreç şeffaf yönetilmelidir. Aksi halde salgınla yaşamak ve boğuşmak yaşam biçimimiz haline gelecektir.

Her gün bir dizi yasaklar listesi sıralanırken ve özellikle 17.11.2020 tarihinde Cumhurbaşkanlığı tarafından açıklanan tedbirler hayata geçirilirken, hastanelerin doluluk oranlarının sinyal verdiği şu günlerde devletin sanat kurumlarının konser, oyun ve her türden temsil yapmayı önlerine hedef olarak koymaları ciddi çelişki yaratmaktadır.

Opera-Bale, tiyatro, koro ve topluluklar yapısı itibariyle kolektif çalışmanın yapıldığı, yine üretimlerinin de sergilenmesi suretiyle insanları bir araya getiren kurumlardır. Bir opera korosu şarkı söylerken yarattığı eforla birlikte 8 metreye kadar tükürük yoluyla zerre saçabilmektedir. Sahne üstünde görünen kadar bir de sahne altında çalışan teknik personel vardır. Sahnede 60 kişi görüyorsanız bilin ki bu 120 kişidir. Yüz metre kare alan içinde efor sarf eden 120 kişi, buna birde aynı giriş çıkış tuvalet vs alanları kullanan izleyici kitlesini ekleyince işin vahameti daha net anlaşılacaktır.

Devlet Opera ve Balesi müdürlüklerinde yapılan konser programları bilim kurulu kararları ve önerileriyle de çelişmektedir. Profesör Doktor Mustafa Necmi İlhanın da  “Kapalı mekânda yüksek sesle konuşma, şarkı söyleme riski 50 kat artırıyor. Kapalı ortam temiz hava ile havalandırılmadığı sürece mekân içindeki virüs yükü artmaktadır." şeklindeki tespitleri de göz önüne alınarak yapılan yanlışlardan bir an önce dönülmelidir.

Sanat kurumları eserleri her ne kadar kadroları minimize ederek sahnelemeye çalışsada salgının seyri sanat emekçilerinin ve seyircilerin sağlığı açısından tehdit olmaya devam etmektedir. Örneğin Ankara Devlet Opera ve Balesinde sahnelenmesi planlanan Mozart’ın 9. Senfonisi kalabalık kadrolu bir eser olması sebebiyle iptal edilmeli ve daha küçük kadrolu bir alternatifi düşünülmelidir. Bu sebeple;

Temsil ve prova sayılarının azaltılması, temsili yapılacak eserlerin seçiminde daha az kadro ile yapılabilecek olanların tercih edilmesi gerekmektedir.   Maske kullanamadıkları için nefesli sazlar ve koronun programdan çıkarılarak piyano eşliğine çevirtilmesi ya da daha az enstrüman kullanılarak yapılması, temsil sürelerinin 1 saatten az olması ve tek perdelik olması gerekmektedir.

Yaşam hakkı en temel haktır. Bir an önce pandemi gerçeğine ve Cumhurbaşkanlığınca açıklanan tedbirlere uygun hareket edilmeli ve sanatsal faaliyetler bu tedbirlere uygun hale getirilmelidir."