Küçük Ülke’nin büyük yası

“Soykırım tıpkı bir petrol sızıntısı gibiydi, içinden boğulmadan çıkanlar hayatları boyunca katrana bulanmış oluyordu.”



05-05-2019 00:32

Berna Metin

Takvimler 1995 yılını gösteriyorken Gaël Faye doğduğu topraklardan yani anavatanından etnik çatışmalarla körüklenen savaşla ayrılmak zorunda bırakılmış bir çocuk. Henüz 15 yaşında. 2000’li yıllara geldiğimizde bir hip-hop sanatçısı, söz yazarı ve şarkıcı. Milk Coffee and Sugar müzik grubunun dikkat çeken üyesi. Tarih 2016 yılını gösterdiğinde ise Gaël Faye artık bir yazar. Üstelik ilk romanı Küçük Ülke Fransa’nın saygın edebiyat ödüllerini kazanan ve 30 dile çevrilerek acısını, anısını dünyaya haykıran bir yazar. Kitap dilimize Gizem Şakar tarafından çevrildi ve Kafka Yayınevi tarafından yayımlandı.

'MUTLU GÜNLERİMİZİN SONA ERMEYE BAŞLAMASI'

Ruandalı bir anne ile Fransız bir babanın çocuğu olan Gaël Faye, 1995’te iç savaşın patlak vermesi ve Ruanda’da soykırımın başlamasıyla kız kardeşi Ana ile Fransa’ya göç etmek zorunda kalır. İşte Küçük Ülke bir milyondan fazla insanın ölümüne sebep olan bu iç savaşı on yaşındaki Gaby’nin gözünden bize anlatır. Henüz çocuk olan Gaby; etnik çatışmaların, siyasetin, silahların, kurşun izlerinin, klasik müzikle gelen askeri darbelerin ve ardı arkası kesilmeyen ölümlerin suratına bir tokat gibi çarpmasıyla çocukluğunu da yitirir masumiyetini de.

Şehrin en güzel kadını olan annesi, zengin ve kültürlü babası ve çok sevdiği kız kardeşi ile Burundi’de kendilerine ait şahane bir hayatları vardır. Okuldan arkadaşlarıyla kurdukları çeteyle mango tarlalarına dalıp, gizlice girdikleri havuzlarda çılgın atlayışlar yaparak geçen çocukluğun heyecanlı anıları arasında ülkede yapılan ilk seçimde yer alır. Halk büyük bir heyecan ve coşkuyla darbeci diktatörün yıkılmasını ve demokrasiyle birlikte adaletin hüküm süreceği Burundi’yi arzular.

“O öğleden sonra, hayatımda ilk defa, bu ülkenin derininde yatan gerçeği kavradım. Herkesi şu ya da bu tarafta olmaya mecbur bırakan aşılmaz sınır çizgisini, yani Hutu-Tutsi karşıtlığını keşfettim. Tıpkı çocuğa isminin hiç sorulmadan konulması gibi, insan mensup olduğu tarafla birlikte doğuyor ve söz konusu taraf sonsuza kadar peşini bırakmıyordu.”

Küçük Ülke’yi yüzyıllardır sömürülen ve asla kendi kaderini belirleme izni verilmeyen Afrika’nın romanı olarak okumak da mümkün, içinden savaşla birlikte sökülüp alınan çocukluğunun yasını tutan bir yetişkinin yaşam öyküsü olarak da... Kitabımız bu iki taraftan birini seçmiyor. Ne son derece gerçekçi bir tarihi anlatı ne de on yaşındaki bir çocuğun iç çekişi. Tıpkı romanımızın kahramanı Gaby gibi. Gaby’nin Tutsi ve Hutu’lar arasında bir taraf olmak istemediği gibi... O etnik ayrışmaya anlam yüklemiyor, kafasına çektiği yorganının altında okuduğu kitaplar nasıl huzurlu akıp gidiyorsa ülkesinin tarihi de öyle akıp gitsin istiyor. Acıdan deliren anneler olmasın, tarihini ardında bırakan ve doğduğu ülkeyi son kez görmeyi arzulayan büyük anneler olmasın, babalara sokakta pusu kurulmasın, insanlar sadece o ya da sadece bu diye kurşuna dizilmesin, gençler tarih yazmak için ölmesin istiyor. Ve işte tüm bu isteklerin dünyadaki karşılığı, kendi vatanından mecburen uzaklaşmak ve yıllar sonra içinde yanan ateş seni kavurmasın diye ağlayarak terk ettiğin topraklara yine ağlayarak dönmek ve kaybettiklerini çaresizce aramak oluyor.

Richard Sennet Saygı adlı kitabında şöyle diyordu: “ Yas tutma, çok önemli bir kayıp duygusuyla başlar.” İşte Gaël Faye Küçük Ülke’de kaybettiği çocukluğunun, ailesinin, ülkesinin yasını tutuyor ve gerçekle hesaplaşıyor. Ruanda’nın göğe açılan bir toplu mezara çevrilmesinin; betona işleyen, tırnakla, suyla temizlenmeyen çocuk cesetlerinin, acıdan aklını yitiren kadınların gerçeğiyle…

Annesiz büyüyen çocuklar, çocuksuz kalan anneler, dört duvar arasında radyodan gelecek barış haberini bekleyen bir koca ülke. Afrika’nın küçük ülkelerinden biri olan Burundi, dünyaya büyük bir yazar armağan etmenin gururunu da taşıyordur mutlaka. Gaby’nin babası Michel kitapta şöyle diyordu, “İnsanların savaşmayı bırakacakları gün tropikal kuşakta kar yağacak.” Elbette biz, bu kadar ümitsiz değiliz.

Keyifli okumalar!

KÜNYE: Küçük Ülke, Gaël Faye, Kafka Yayınevi, 2019, 188 sayfa.