Küba Devrimi 61 yaşında: Başka bir dünya mümkün



29-12-2019 13:19

Seher Ünver

"Fidel de içlerinde,
bir yüz milyon insanlık oldular 
yıktılar Batista’yı,1959’un ocağında 
ve hergün biraz daha keyifli 
türkü söylüyerek geçiyorum,
Havana 
sokaklarından,
somos sosyalitas palante palante"

                                         Nazım Hikmet


Bu sene Küba Devrimi'nin 61. yıldönümü. 

Nazım, ”Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin? / 1961 yazı ortalarında Küba’nın resmini yapabilir misin? / Çok şükür çok şükür, bugünü de gördüm, ölsem de gam yemem / Gayrının resmini yapabilir misin üstat?” dizelerini kaleme aldığında, Küba rotasını sosyalizme çevirmişti. Çünkü bağımsızlığın, eşit, özgür, adil bir yaşamın ancak sosyalizm ile birlikte korunabileceğini ve sağlanacağını biliyordu.

1 Ocak 1959’da iktidara gelen devrimci hükumetin kurduğu toplumsal ve siyasî örgütlenme, Küba‘da yıllardır iktidarda olan köhneleşmiş yapıları parçalayarak, halk kitlelerini seferber ederek, ülke kalkınması için gerekli koşulları yaratarak, eşit, adil ve özgür bir toplum kurma hedefiyle biçimlendi. Ancak birtakım engeller sürekli olarak Küba’nın karşısına çıktı. Bunların arasında doğrudan doğruya ABD’nin iktisadî ve siyasî ablukası, suikast girişimleri, sabotajlar, işgal tehditleri var.

Ancak bütün bunlara rağmen Küba, eğitimden sağlığa kadar pek çok toplumsal alanda önemli dönüşümler gerçekleştirdi, gerçekleştiriyor. Toplumsal ve uluslararası alanda güçleniyor. Ablukanın Küba üzerinde kuşkusuz olumsuz etkileri var. Ancak Küba halkı dayanmaya ve direnmeye kararlı, dün olduğu gibi bugün de…

Bu küçük ülkenin tüm müdahalelere rağmen 61 yıldır dünya halklarının sempatisini üzerinde toplayan pek çok kazanımdan en önemlilerini sıralarsak;

- Küba Komünist Partisinin öncülüğünde halkın toplumsal örgütlenmeler yoluyla yönetimlere doğrudan katılımı sağlanmıştır.

- Devrimi ezmek için her türlü saldırıyı gerçekleştiren ABD emperyalizmine karşı tavizsiz 61 yıldır direniş yürütülmektedir. 

- Bağımsızlık tutkusunun Latin Amerika’da güçlü olması, “Amerika Amerikalılarındır” fikri ile kendi tarihî bağlarına dayanan güçlü bir yurtseverlik bilincinin oluşmasını doğurmuştur.

- Sosyalizmin büyük sorunların çözüm formülü olarak sürdürülmekte, ulusal bağımsızlığın korunması ve direnişin sürdürülmesi için sosyalizmin önemi bilinmektedir. 

- Küba sosyal adalet uygulamalarına örnektir. Irk, cinsiyet, inanç ve iktisadî durumdan kaynaklanan ayrımcılık tamamen ortadan kalkmıştır. Herkese eşit imkânlar sunulmaktadır. 

- İş, parasız eğitim, sağlık hizmetleri, çiftçilere toprak, kültürel gelişimde elde edilen kazanımlar, spor ve bilimde atılımlar, yaşlılara sosyal güvence sunan ender ülkelerden biridir. 

- Sokaklarda ne kaderine terk edilmiş ne de çalışmak zorunda bırakılan tek çocuk dahi bulunmamaktadır.

- Küba Devrimi siyasî yolsuzluğa son vermiştir. Öyle ki, halk hükümet yetkilileri hakkında tahkikat açtırarak görevlerinden alabilir ve hükumet yetkilileri, halkla aynı koşullarda yaşamakta. Ne imtiyaz sahibi sınıflar ne de gruplar mevcuttur. Küba’nın tarihi geleneği, önderlerinin örnek oluşuna ve özverisine dayanmaktadır. Bu da Küba halkına büyük bir güç vermektedir.

- Amerikan çıkarlarına boyun eğen basının karalama kampanyalarına rağmen, Küba insan haklarına saygıda bir örnektir. Devrimin 61 yıllık tarihinde vatandaşlara baskı, işkence ve kaybolma gibi kötü muameleye dair hiçbir kanıt bulunamaz. Uluslararası örgütlerdeki Küba temsilcileri, insan hakları ihlalcilerini ortaya çıkarmakta ve duyurmaktadır. Buna bağlı olarak da Küba kendisini Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi üyeliğine büyük çoğunlukla seçen Üçüncü Dünya ülkelerinin hemen hemen hepsinin desteğini kazanmıştır.

- Küba devletlerarası eşitlik, halkların egemenliği, savaş karşıtlığı, ortak hayallere dayalı dayanışma, bağımsızlığın savunulması ve hegemonyacılığın reddi ilkelerini dış işleri politikasının merkezine koymuştur. Bu politika tek taraflı çıkarlar yerine işbirliğini benimsemekte ve diplomatik bağlardan çok daha güçlü ve anlamlı uzun ömürlü bağlantılar kurulabilmektedir.

- Küba’nın halk odaklı uluslararası ilişkileri, rekabet yerine işbirliğini öne çıkaran ALBA ve CELAC gibi bölgesel kurumlara katılmaya olan hevesinde görülebilir. Küba uluslararası dayanışmaya belki de en değerli katkısını, dünyanın en uzak köşelerindeki 67 kadar ülkede yaklaşık 50 bin doktorunun yer aldığı tıbbi görevleri ile sağlamaktadır. Küba’nın ilk tıbbi ekibi 1963’te Cezayir’e gönderilmişti. Ancak, dayanışma ve enternasyonalizm ifadesi olarak en olağanüstü tıbbi desteği 1998’de, Mitch kasırgası sırasında Honduras ve Guatemala başta olmak üzere Orta Amerika’da yaşanan felakette sunmuştur. 

- Latin Amerika ve Karayipli 30 binin üzerinde öğrenci Küba üniversitelerinde ve kurumlarında meslek sahibi olmuştur.

Dünya Sağlık Örgütü, Küba’nın “temel sağlık hizmeti sistemini iyi sağlık hizmeti sağlamanın temel gereksinimi’’ diyerek övmüş, Küba’yı tıbbi işbirliğine yönelik eleştirilerden bu şekilde korumuştu.

Görünen o ki devrim sürecinde, Küba halkının elde ettiği kazanımlar kendi mücadelelerinin ürünüdür. Bu nedenle Kübalılar elde ettikleri bu kazanımları ciddi bir biçimde sahipleniyorlar.

Küba, içinden geçtiği her dönemde zorluklar ve engellerle karşılaşmaya devam ediyor. Biricik sosyalist ülke Küba’nın küresel iktisadî buhrandan etkilenmemesi mümkün değildir. Ancak Küba’yı ayırt eden, krize bulduğu çözümlerdir. Küba, krizde hiç kimseyi kendi kaderine terk etmemiştir.

ABD’nin bütün başkanları döneminde giderek yoğunlaşan abluka bugün de söz konusu. Haziran ayında Donald Trump’ın aldığı yeni önlemlerle daha da zararlı ve saldırgan hale gelmiştir.

Küba ABD güdümlü bu ablukayı, tüm dünyada ve uluslararası düzeyde BM’de inatla teşhir etmeye devam ediyor. Nedeni ablukanın yasadışı, haksız ve tüm Kübalıların zararına olması.

7 Kasım'da BM Genel Kurulu, bir kez daha açık bir farkla ABD’nin tek taraflı yaptırımlarla Küba’ya karşı uyguladığı mali ve iktisadî ablukayı reddetme kararı aldı. 

Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez ABD’nin düşmanca saldırılarındaki ani yükselişini BM’de şiddetle kınamış, Küba halkının şu ana kadar 130 milyar dolardan daha fazla iktisadî kayba uğradığını ve bu kayıptan Küba’nın tüm dünya halkları ile geliştirmek istediği dayanışmadan faydalanamayan çok sayıda insanın da etkilendiğine vurgu yapmıştır.
Biz sosyalistler, ilericiler, yurtseverler inanıyoruz ki; Küba tüm bu zorlukları aşacak. Çünkü sosyalizmde direniyor, sosyalizme değer veriyor. Bu değer, Küba’nın ulusal kahramanı

Jose Marti de, her konuşmasına yüz binlerce Kübalı’nın katıldığı Fidel de, Raul da, kumandan Ernesto da, Camilo da, Devrimi Savunma Komiteleri (CDR) de, 1 Mayıs devrim meydanlarında somutlanıyor. Küba Komünist Partisi kolektif bir iradeye ve genç bir liderlik kadrosuna sahip. Küba toplumu ise her şeyin güvencesi…

Nazımın sözleriyle başladık yine Nazımın sözleriyle devrimi, onu yaratan halkı ve liderlerini saygıyla selamlayarak bitirelim:

‘’Sende; ben, kutba giden bir geminin sergüzeştini,
Sende; ben, kumarbaz macerasını keşiflerin,
Sende uzaklığı,
Sende; ben imkânsızlığı seviyorum,
Fakat asla ümitsizliği değil …’’