'Krize ve şiddete karşı dayanışmamızdan aldığımız cesaretle isyandayız' diyen kadınlar 8 Mart'ta Kadıköy'e çağırdı

8 Mart Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde "Krize ve şiddete karşı dayanışmamızdan aldığımız cesaretle isyandayız!" şiarıyla Kadıköy'de buluşacak.



17-02-2020 14:42

İleri Haber

İstanbul'da 8 Mart Kadın Platformu, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi'nde yaptığı basın açıklamasıyla Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle "Krize ve şiddete karşı dayanışmamızdan aldığımız cesaretle isyandayız!" diyerek tüm kadınları mücadelelerini büyütmek için 8 Mart Pazar günü saat 13.00'da Kadıköy Kadın Buluşması'na çağırdı.

"Erkek şiddetinden, kadın cinayetlerini aklayanlardan, kadın ve çocukların hayatları pahasına savaş çıkaranlardan, bizi yoksulluğa ve işsizliğe mahkum eden krizi yaratanlardan, erkek egemenliğinden, kapitalizmden, AKP'den sorulacak hesabımız var" diyen kadınların yaptığı açıklamanın tamamı şu şekilde:

"Hayatlarımıza, haklarımıza, emeğimize, bedenlerimize ve yaşam alanlarımıza yönelik saldırılar sistematik biçimde yayılırken kadı nlar, tüm dünyada ayakta! Bizler de her yıl olduğu gibi, bu 8 Mart'ta şiddetsiz ve sömürüsüz bir yaşam için, eşitlik ve özgürlük için sokaklara çıkıyoruz!

Sahip olduğumuz tüm farklılıklara rağmen biz kadınlar, erkek egemenliğine karşı yükselttiğimiz isyanda ortaklaşıyor, birbirimizi meydanlarda, sokaklarda, işyerlerinde, okullarda, evlerde verdiğimiz mücadeleden tanıyoruz. Kürtaj hakkımız engellenmeye çalışılırken yan yanaydık, cinsiyet eşitliği ilkesi yerle bir edilirken birlikte itiraz ettik. Emeğimizi sömüren patronların şiddetine karş hakkımızı birlikte savunduk, Kentlerimiz ve doğamızın talan edilirken iş makinelerinin önünde birbirimizin elini tuttuk. Emine Bulutlun 'Ölmek istemiyorum!' çığlığı hala kulaklarımızda yankılanıyor; hiç tanımadığı bir erkek tarafından öldürülen Ceren Özdemir'in ve babası tarafından öldürülen Şeyma Yıldız'ın üniversitede değil bu satırlarda bir araya gelmesine aynı öfkeyi duyuyoruz. Bir plazanın 20. katından atılarak öldürülen Şule Çet cinayetinin 'intihar' denerek üstünün kapatılmasına izin vermediğimiz gibi hala hep bir ağızdan 'Nadira Kadirova'ya, Rabia Naz'a, Gülistan Doku'ya ne oldu?' diye soruyoruz. Şili'den tüm dünyaya yayılan cüreti kucaklarken 'suçluyu' işaret eden parmaklarımız aynı yöne çevriliyor.

Şimdi bir kere daha işaret ediyoruz!

Siyasal iktidar eliyle kadınları şiddetten koruyan 6284 sayılı kanun ve İ stanbul Sözleşmesi devlet mekanizmalarınca uygulanmıyor.

Mahkemeler, erkeklik indirimleriyle failleri cezasız bırakıyor.

Kadınlar en çok yakınları tarafından ve evlerinin içinde öldürülürken iktidar, hala kadınları eve kapatan aile politikaları uyguluyor.

Aynı iktidar Ensar Vakfı'nın hesabını vermek yerine, çocuklar cinsel istismara maruz bırakılırken sözde mağdur aileler masalıyla cinsel istismara af yasasını tartışmaya açıyor; kadınlar boşanmak istedikleri için öldürül ürken sözde mağdur erkekler masalıyla kadınların nafaka hakkını gasp etmeye çalışıyor.

Diyanet fetvalarıyla cinsel istismarı ve kadına yönelik şiddeti meşrulaştıran iktidar, kadınların hayatlarını dini normlarla belirlemeye kalkışıyor.

'Kutsal aile masalı yalnızca şiddetin değil, ev içi emeğimizin sömürülmesinin üstünü örtmek için de kullanılıyor. Ücretli emek alanında ise sermaye bizi "ek gelir getirici' olarak görüyor; güvencesiz, düşük ücretli ve şiddete açık çalışma biçimlerine mecbur bırakıyor.

Kapitalizmin yarattığı ekonomik krizin 'stresi', 'bunalımı', 'depresyonu' yine biz kadınlara şiddet olarak dönerken, alamadığımız ya da kesintiye uğrayan maaşlarla yoksulluğa mahkum ediliyoruz. Sermayenin krizini kadınlara yükleyen iktidar Ortadadoğu'da milyonlarca dolar harcadığı savaşlarla kadınların yaşamlarına kast etmeye; kadınları tacize, tecavüze ve emek sömürüsüne açık hale getirmeye devam ediyor. Tüm bunlara karşı ses qkaran kadınlar sokaklarda polis şiddetiyle engellenmeye çalışılıyor, bu alanda mücadele eden kadın dernekleri kapatılıyor.

Öyleyse erkek şiddetinden, kadın cinayetlerini aklayanlardan, kadın ve çocukların hayatları pahasına savaş çıkaranlardan, bizi yoksulluğa ve işsizliğe mahkum eden krizi yaratanlardan, erkek egemenliğinden, kapitalizmden, AKP'den sorulacak hesabımız var!

Biliyoruz ki biz kadınları sömüren, katleden, susturmaya çalışan bu sistem ancak biz kadınların örgütlü mücadelesiyle yı kılacak. Şimdi, Şili'den İrana'a, Arjantin'den Lübnan'a, Rojavddan İspanya'ya; dünyanın dört bir yanından yükselen kadın dayanışmasının gücüyle bütün kadınlara sesleniyoruz. Krize ve şiddete karşı dayanışmamızdan aldığımız cesaretle isyandayız!

Geceleri, sokakları ve meydanları terk etmiyoruz!

Tüm kadınları mücadelemizi büyütmek için 8 Mart Pazar günü Kadıköy Kadın Buluşması'na çağırıyoruz."