'Koronavirüs salgınında hasta tutukluların tedavileri engellendi'

İHD’li Ahmet Çiçek, cezaevlerinde salgın gerekçe gösterilerek tutukluların tedavilerinin engellendiğini belirterek, “Hasta tutuklulara insan merkezli yaklaşılmalı” dedi.



27-05-2020 10:59

Yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını altındaki Türkiye'de, cezaevlerinde hak ihlalleri yaşanmaya devam ediyor. Hasta tutuklulara yönelik hak ihaleleri ise had safhaya ulaşmış durumda. 

Osmaniye 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde ağır hasta tutuklu olmasına rağmen tedavi edilmeyen Sabri Kaya, tahliye edildiği gün yaşamını yitirmişti. İnsan Hakları Derneği (İHD) Hapishane Komisyonu’nun verilerine göre, Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) “Cezaevinde kalamaz” raporu verdiği 458’i ağır bin 334 hasta tutuklu bulunuyor. İHD İzmir Şubesi’nin verilerine göre, Ege Bölgesi’nde 84’ü ağır 261 hasta tutuklu var. 

Mezopotamya Ajansı'ndan Ruken Demir'in haberine göre, İHD İzmir Şubesi Hapishaneler Komisyonu üyesi Ahmet Çiçek, hasta tutukluların tedavilerinden, can güvenliğine kadar sorumluğunun devlete ait olduğunu belirtti. Devletin tutuklulara olan yaklaşımının uluslararası sözleşmeler doğrultusunda insani ve vicdani olması gerektiğini vurgulayan Çiçek, “Deyim yerindeyse Sabri Kaya göz göre göre ölüme gönderildi. Veda hakkı dahi kullandırılmadı. Bu ölümden, Adli Tıp Kurumu’ndan tutun da Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’na kadar bütün kurumlar sorumludur. Defin aşamasındaki yaşananlar da bilinmektedir. Bu yaklaşım, benden olmayanlar ölsün, yaklaşımıdır” şeklinde konuştu. 

'TUTUKLULAR TEDAVİYE ULAŞAMIYOR'

Çiçek, ağır hasta tutukluların çoğunun kanser, hepatit, mide rahatsızlıkları, akciğer, solunum, eklem, iskelet sistemi ve deri hastalıkları olan tutukluların olduğunu vurguladı. Bu tarz hastalıklara sahip cezaevinde olmayan insanların zamanlarının büyük bir bölümünü hastanede tedaviyle geçirdiğini söyleyen Çiçek, buna karşı tutukluların tedaviye ulaşımının büyük sıkıntı olduğunu ifade etti. 

Çiçek, tutukluların karşılaştıkları hak ihlallerini şöyle sıraladı: “Birincisi, genel tutukluların yaşadığı hak ihlalleri; kalabalık koğuşlar, ayakta sayım vermeye zorlanma, basılı yayınlara, kitaplara ulaşamama, dilekçelerin işleme sokulmaması gibi. İkincisi, hasta olmalarından kaynaklı yaşadıkları hak ihlalleri; kontrollere götürmeme veya zamanında götürmeme, üst araması, eleman yokluğu nedeniyle tedavilere götürmeme, ilaçlara ulaşamama veya zamanında verilmemesi, rapor için ATK’ye götürülmeme veya randevunun çok geç bir zamana verilmesi gibi. Üçüncüsü ise hastalıklarının özel durumlarından kaynaklı uğranılan hak ihlalleri var; özel beslenme gerekenlere, diyetisyenin verdiği beslenmeye göre yemek vermeme, baston, tekerlekli sandalyeye ihtiyacı olanlara ihtiyacını karşılamama ya da geç karşılama, tek başına yaşamını idame ettiremeyecek olanları tahliye etmeme gibi hak ihlalleri de gözlenmektedir."

'DÜŞMAN HUKUKU İLE YAKLAŞILMASIN'

Koronavirüs sürecinde birçok hasta tutuklunun aileleriyle yaptıkları görüşmelerde yaşadıkları hak ihlallerini aktardıklarını söyleyen Çiçek, koğuşların kalabalık olduğunu, asıl risk grubunda olan 65 yaş üstü ve hasta tutuklular için özel hiçbir yaklaşım uygulanmadığını ifade etti. Çiçek, "Deyim yerindeyse Allaha emanet götürdüler süreci. Hasta tutuklular koronavirüs nedeniyle hastanelere götürülmediler, kontrol zamanları gelenler kontrole gidemedi ve tedavilerinin ileriki süreçteki planlamaları yapılamadı ve yarım kaldı. İlaçlara ulaşmakta sorunlar yaşadılar. Bu durumun sonuçları önümüzdeki günlerde hasta tutuklularda olumsuzluk olarak yansıyacak. Hala infaz yasasındaki eşitliği sağlama, 65 yaş üstü ve hasta tutukluların riskini ortadan kaldırma açısından geç değildir. Yeter ki vicdanlı, insan merkezli yaklaşılsın. Düşman hukuku ile yaklaşılmasın” dedi.