Kölelerin torunlarından kucaklaşmanın güncesi

Bir yalnızlaşma, yalıtılmışlık düzeni: Her koyun kendi bacağından asılır. Komşun senin ne kardeşindir ne de sevgilin. Komşun bir rakip, bir düşmandır, ortadan kaldırılacak bir engel ya da kullanılacak bir araç. Bu düzen, ne bedeni besleyebilir ne de ruhu. Birçok insan ekmek bulamadığı için açlık çekmeye mahkûmdur, kucaklaşma yoksunluğu yüzünden gönül açlığı çekenlerin sayısı ise daha kabarık.



14-02-2021 00:03

 

Şadi Erarslan

Her okuyucunun kendine yakın veya kendini içinde bulduğu eserler olmuştur. Bu tarz kitapların olması ise başka insanların bizi anlama çabasını hayli kolaylaştırıyor. Öyle ki ortak mücadeleyi farklı coğrafyalarda farklı dil ve kültürlerle yapılmasını sağlıyor. Bu ise birbirimizden habersiz olsak dahi aynı kavganın ortasında kucaklaşmamızın hikâyesini yazdırıyor.  

Can Yayınlarından yayımlanan, çevirisini Nihal Yeğinobalı’nın yaptığı, Eduardo Galeano’un kaleme aldığı Kucaklaşmanın Kitabı; vedalaşanların değil, kavuşanların kucaklanmasının hikâyesi.

Coğrafi keşiflerle, dünya üzerinde insan elinin ulaşmadığı nerdeyse tek bir yer kalmadı. İnsan hayatının kolaylaşması,  istediği zaman istediği yere seyahat edebilmesi yalnızca insanı özgürleştirmedi; bununla beraber yeni bir vahşeti, katliamı ve soykırımı doğurdu. Gelişmiş ülkelerde yaşayan insanların mutluluğu, keşfedilen yerlerde yaşayan insanların köleliği üzerinde yükselmeye başladı. Bu ülkeler arasında sayılan Amerika, sömürgeci anlayışın doğurduğu talanı tarih boyunca yaşamıştır. Yerel halkın sistematik olarak soykırıma uğraması, köleleştirilmesi; insanlara nasıl boyun eğdirildiğini göstermiş ama sonunda bunun karşısında olan  insan onurunu ve direnişini de ortaya çıkarmıştır. Yeri geldiğinde sömürgeciliğe başkaldıran köylülerin isyanının, dağlarda mücadele eden gerillaların ve bunun sonucunda devrilen diktatörlerin hikâyelerinin tüm dünyaya örnek teşkil edecek bir boyuta ulaşmasını sağlamıştır.

Düzen: Bir eliyle verdiğini öbür eliyle alır.

Kurbanları: Ödeme yaptıkça borçlu çıkarlar.

Aldıkça yoksullaşırlar.

Ne kadar çok satarlarsa o kadar az kazanırlar.

Halkın özgürlüğünü esas alan, bunu sanatının merkezine koyan sanatçıların halk nezdinde daima farklı bir yeri olmuştur. Güney Amerika’nın direniş haritasını çıkaran Pablo Neruda’ın bu kadar bilinmesi sadece iyi yazdığı için değil, halkla beraber bunu yaptığı içindir. Eduardo Galeano’nun “Kavuşanların Kitabı” yerel halkın direniş güncesini ve Neruda ile kucaklaşmasını anlatıyor. Kısa hikâyelerden oluşan, fablların yer aldığı, yer yer şiirsel bir hal alan kısa yazıları Güney Amerika’nın dünden bugüne ulaşan direniş hikâyelerini ve yarını kuracak iradenin yazıya dökülmüş halini sunuyor bize. Dünya üzerinde emeğine yabancılaştırılmış, ötekileştirilmiş tüm insanlar arasında bir köprü kurma vazifesiyle kaleme alınan; dünya halklarının kucaklaşmasını, direnişini ve zorbalara karşı verilen/verilecek mücadelenin edebi dilini temsil eden bir eser niteliğinde.

Bir yalnızlaşma, yalıtılmışlık düzeni:  Her koyun kendi bacağından asılır. Komşun senin ne kardeşindir ne de sevgilin. Komşun bir rakip, bir düşmandır; ortadan kaldırılacak bir engel ya da kullanılacak bir araç. Bu düzen, ne bedeni besleyebilir ne de ruhu. Birçok insan ekmek bulamadığı için açlık çekmeye mahkûmdur,  kucaklaşma yoksunluğu yüzünden gönül açlığı çekenlerin sayısı ise daha kabarık.

Kavuşanların Kitabı:  Amerikan’ın en eski sesi olan ortaklaşa üretip beraber tüketmeyi bilenlerin, toprağın çocukları olduğunu kabul edenlerin, satılık ve kiralık olmadığını düşünenlerin, düşündüğünü söyleyen ve söylediğini yapanların;  hayal kuranların değil, hayallerini gerçekleştirmeye çalışanların; hiç kimsenin ve hiçbir şeyin efendisi olmadan yalnızca kendi inançlarının efendisi olanların, insan emeğine ve onuruna zarar veren her şeye karşı olanların ve insanları ortak bir sofra çevresinde birleştirerek aynı ezgiyi söyleyenlerin hikâyelerini anlatıyor.

KÜNYE: Kucaklaşmanın Kitabı, Eduardo Galeano, Çev. Nihal Yeğinobalı, Can Yayınları, 1994, 290 sayfa.