Kendi içine bakan çocuklar için: 'Boşluk'

Herkesin tam da orta yerinde boşluk vardır. Küçük veya büyük boşluklar. Dünya üzerindeki herkes bu boşlukları doldurmak için uğraşıp durur. Peki ya çocuklar? Onlar içindeki boşlukları nasıl fark edip dolduracaklar? Üstelik her şey bu kadar karmaşıkken…



08-09-2019 00:12

Selda Salman

İçinizde kocaman bir boşluk olduğunu düşünün… Baş etmesi ne zor! Herkesin içinde küçük ya da büyük birçok boşluk bulunur. Bunları fark etmek, tanımlamak, doldurmaya çalışmak yetişkinler için bile fazlasıyla zordur. Peki ya çocuklar? Onlar içlerindeki boşluğu nasıl fark edecekler? Çocuklar hisseder fakat tanımlayamaz. Tanımlayamadıkça da o boşluk büyür. Hatta o kadar büyür ki o boşluğun yalnızca onlarda olduğunu zannederler. Oysa boşluklar hayatımızın her yerinde; bir sokağın ucunda, bir pencerenin kenarında, kayıpların tam ortasında…

Julia sıradan bir gün geçirirken olağanüstü bir durum gerçekleşiyor. İşte o boşluklardan biri, gelip Julia’nın içinde orta bir yerde beliriveriyor. Baş edilmesi o kadar zor ki! Julia içinde oluşan o kocaman boşlukla baş başa kalıyor. Üzgün bir şekilde ne yapacağını bilmiyor. Çünkü içindeki boşluktan soğuklar geçiyor, canavarlar çıkıyor, tanımlayamadığı şeyler beliriyor. Ve Julia’nın içindeki boşluk her şeyi yutmaya başlıyor. Julia tüm bunların ne anlama geldiğini bir türlü anlamıyor. İçindeki boşluğu doldurmaya çalışıyor. Fakat bir türlü dolduramıyor. Aksine boşluk gittikçe de büyüyor.

Julia’nın aklına bir fikir geliyor. Eğer içindeki boşluğu tıkarsa baş edebileceğini düşünüyor. O kadar fazla şey deniyor ki o boşluğu tıkamak için. Türlü türlü nesneler, yemekler, eşyalar… Zaman zaman kedisi veya başkalarına duyduğu sevgi içindeki boşluğu doldurmasa da onu iyi hissettiriyor. Fakat ne yaparsa yapsın, herhangi bir tıkaç o boşluğu doldurmaya yetmiyor.

Sonra beyaz bir sayfa açılıyor kitabımızın tam orta yerinde. Julia artık o boşluğu doldurmaya çalışmaktan vazgeçiyor;  “kocaman baş döndürücü bir his ile” karşı karşıya kalıyor. Julia bu karmaşıklıktan ve yaşadığı tüm duygulardan yorgun düşüp yere seriliveriyor. Uyanınca ise çok ağlıyor. Önce sakin daha sonra bağıra çağıra ağlamaya başlıyor boşluğunun yorgunluğuyla. İşte tam sırada topraktan bir ses geliyor: “Dört bir yanı araştırmayı bırak, kendi içine bak!”

Kendi içime mi?!

Boşluklar kendi içimize bakarak nasıl dolabilir ki diye sorsa da Julia yavaş yavaş anlıyor,  kendi içini araştırmaya başlıyor bu defa. Kendi içinde hissettikleri, yaşadıkları birer birer önüne diziliyor. Bazen balıklarla yüzüyor, uçan balonlara biniyor, deniz analarına sarılıyor. Kendi içinde bin bir çeşit güzel şey buluyor. O sırada dönüp etrafındaki insanlara baktığında, içindeki boşluktan herkeste olduğunu görüyor. Etrafındaki tüm insanların tam ortalarında boşluklar olduğunu, herkesin farklı büyüklüklerdeki o boşlukları farklı şekillerde doldurmaya çalıştıklarını görüyor. Yalnız olmadığını hissediyor. Zaman geçtikçe içindeki boşluğu dolduracak çok çok daha fazla şey buluyor. Çevresindeki tüm insanlar gibi…

“Boşluk” sadece çocukların değil tüm insanların içindeki boşlukları fark etmelerini sağlayacak, onları kendileriyle barıştıracak özel bir kitap. Çocukların kendi içsel farkındalıklarını geliştirmesinin yanı sıra onların problem çözme yeteneklerini geliştiriyor. Aynı zamanda duygularının farkında olmalarını sağlıyor ve başkalarının duygularını da anlamaları için güzel fırsatlar sunuyor.

Anna Lienas “Boşluk”u kaleme alırken resimlemesinde ise kolaj tekniğini kullanarak kitaba boyut kazandırmış. Birbirinden güzel görselleriyle içimizdeki boşluğu ve ardından gelen tüm duyguları çocuklarımıza başarılı bir biçimde aktarmış.

“Boşluk” hayatımızın her anında karşı karşıya kalabileceğimiz durumları çocuklarımıza aktarırken, bu boşlukları “kendi içimize bakarak” doldurursak ne kadar güzel şeylerle karşılaşabileceğimizi bizlere hatırlatıyor ve elbette ki çocuklara fark ettiriyor. Hayattaki tüm boşlukları dolduran çocuklarımız için…

KÜNYE: Boşluk, Anna Lienas, Çev: Sanem Öge, Nesin Yayınevi, 2017, 80 Sayfa.