Kemal Kurkut katledileli 4 yıl oldu, davası hala başlamadı

Abi Ercan Kurkut, "Adaletin sağlanması için sonuna kadar mücadele edeceğiz" dedi. Avukat Serdar Çelebi ise dosyanın iç hukuk yollarında olmasa bile AYM ve AİHM'den döneceğini söyledi.



18-03-2021 14:29

Kemal Kurkut’un öldürülmesinin üzerinden 4 yıl geçti. Abisi Ercan Kurkut, 'Adalet elbette bir gün yerini bulacak', avukatı Serdar Çelebi ise 'yargı, ‘beraat’ gibi son derece hukuksuz bir karara imza attı' dedi

Diyarbakır'da 21 Mart 2017 günü düzenlenen Newroz'a katılmak için Malatya'dan kente gelen İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü öğrencisi 23 yaşındaki Kemal Kurkut'u kontrol noktasında polis tarafından vurularak katledildi. 

'DELİL YETERSİZLİĞİNDEN BERAAT'

Olay anında Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Abdurrahman Gök'ün çektiği fotoğraflar üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 72 polis tanık olarak dinlendi. Tanık olarak ifadesi alınan 72 polis arasında bulunan Yakup Ş.’nin silahının balistik incelemesi yapıldı. Balistik raporu ardından Kurkut’un, Yakup Ş. dosyaya şüpheli olarak girdi.

Yakup Ş. hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı “olası kastla adam öldürmekten” iddianame hazırlandı. Polis Kriminal raporu, bilirkişi raporu Ulusal Kriminal Bürosu’nun raporlarına rağmen Yakup Ş. yargılandığı Diyarbakır 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nin 12’nci celsesinde “delil yetersizliğinden” beraat ettirildi. Mahkeme beraat kararının kesinleşmesi için iç hukuk yolları tüketildikten sonra olay yerinde bulunan diğer polisler hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.

'DELİLLER ORTADAN KALDIRILDI'

Newroz sabahı vurulan kardeşinin ölümünün üzerinden 4 yıl geçen Ercan Kurkut, MA'dan Cengiz Özbasar'a yaptığı açıklamada, açılan davanın sonuçsuz kalacağını ilk günden tahmin ettiklerini söyledi. İlk günde delillerin karartılmasına yönelik adımlardan sonucu tahmin ettiklerini dile getiren Kurkut, “Çünkü devlet Kemal’i katlettikten sonra ilk refleksi delilleri ortadan kaldırmak oldu. Normal bir hukuk devletinde, güvenlikten sorumlu olan polisin delil toplaması gerekir, ancak bunun tam tersini yaptılar. Bunu yaparken devleti temsil eden bütün organlar Kemal’in kanını ellerine bulaştırdılar. Ama devlet bunları yapmakla kalmadı, Kemal’in toprağa giden yolculuğunda bile bedenine işkence yaptılar. Annesine, kardeşlerine, mezardaki babasına bile işkence yaptılar. Kürd'e karşı içlerinde öyle bir kin var ki, insan olmaktan çıktılar. Biz bu zihniyetin kendisini yargılamasını zaten beklemiyorduk. Bu dava daha başlamadı” dedi.

‘ÖLDÜRME KASTI DELİLLERLE SABİT’

Dava avukatı Serdar Çelebi ise sanık polisin öldürme kastıyla hareket ettiğinin delillerle sabit olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: “Olayın gerçekleşme biçimi, savunmasız ve yarı çıplak bir insana yasalara uygun olmayan şekilde ateşli silahla müdahale -ki kolluk görevlileri yakın savunma tekniklerine vakıf oldukları kadar, etrafta bulunan su panzerleri ve gaz panzerleri ile de müdahale edilebilirdi- doğrudan yaşam hakkına keyfi müdahaledir ve sonuçları da ortada zaten. Polis Vazife ve Salahiyetleri Yasası'nın kendisi, yaşam hakkı bakımından Ceza Yasası, Anayasa ve tarafı olduğumuz AİHS ile uyumsuz iken, bu olay bakımından polisin ateşli silah kullanmasını meşru ve yasal kılacak hiçbir durum söz konusu değil. Doğrudan, olası sonuçları ateşli silah kullanımına bağlı ölümle sonuçlanabileceği ayan beyan açıkken öldürme kastiyle hareket edildiği tüm delillerle sabit. Hal böyleyken, yaşam hakkına yönelik ihlallerde zamanaşımı dahi işletilemezken, bu kentin ortasında gencecik bir insanın öldürülmesi davasında yargı, ‘beraat’ gibi son derece hukuksuz bir karara imza attı.”

'DOSYA AYM VE AİHM'DEN DÖNER'

Önemli olanın adaletin zamanında gerçekleşmesi olduğunu belirten Çelebi, dosyanın iç hukuk yollarında olmasa bile AYM ve AİHM'den döneceğini söyledi.