Kayyum emretti, polis el koydu: Boğaziçi Üniversitesi'nde sanata da kelepçe!

Okulda 1 Ocak gecesi yapılan hukuksuz ve demokrasi karşıtı atamadan beri eylemlerle, performanslarla kültürlerini büyütmeye devam ettiklerini vurguladı.



26-01-2021 16:32

İleri Haber

Boğaziçi’nde kayyum rektöre karşı protestolar sürerken, öğrenciler tarafından üretilen sanat eserlerine kayyum emriyle polis tarafından el konulduğu öğrenildi. Yapılan açıklamada, “Hiçbir hukuksuz el koyma bizi yıldıramaz. Müziğimizle, dansımızla, resmimizle; sanatımızla özgürlüğe kucak açıyoruz. Herhangi bir zorbanın kontrolüne ihtiyacımız yok” denildi.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Prof. Dr. Melih Bulu’yu Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atamasına karşı tepkiler ve eylemler sürerken, öğrencilere yönelik baskılar da devam ediyor. Buna rağmen öğrenciler de üretmeyi sürdürüyor.

Boğaziçi Üniversitesi Sanatçıları’nın, ürettikleri eserler için okul içinde açtıkları sergiye kayyum emriyle polis tarafından el konulduğu öğrenildi. Boğaziçi Sanatçıları tarafından yapılan açıklamada,” Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri olarak bir buçuk asrı aşkın süredir burada var olan özgür ortamı ve demokrasi kültürünü devam ettiriyoruz. Fakat, güncel siyasi ortamda da görülebildiği üzere siyasi iktidar zorbalaştıkça çok sesliliğin sağlanabildiği özgürlük ortamlarını atamalarıyla, hukuksuz uygulamalarıyla, kolluk kuvvetleriyle, polis ablukalarıyla baskılamaya ve kısıtlamaya çalışıyor, bunlar yetmezmiş gibi, kampüsümüzde kendimizi ifade edebilmek, kampüsümüzü güzelleştirmek için kampüste sergilediğimiz sanat eserlerine el konuluyor. Baskıya, zulme ve zorbalığa rağmen özgürlüklerimizden ödün vermeyeceğiz” denildi.

‘ÖZGÜRLÜK İÇİN ÜRETMEYE, BİRLEŞMEYE DEVAM EDİYORUZ’

Okulda 1 Ocak gecesi yapılan hukuksuz ve demokrasi karşıtı atamadan beri eylemlerle, performanslarla kültürlerini büyütmeye devam ettiklerini vurgulayan Boğaziçi Üniversitesi Sanatçıları’nın açıklamasında şunlar kaydedildi:

22 Ocak Cuma günü Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenledikleri Bounsergi’de yaptığımız gibi özgürlüğümüz ve irademiz ile çevremizi şekillendirmeye, güzelleştirmeye devam ediyoruz. Sanatımızla birilerine dokunmuş olmalıyız ki hukuksuz bir şekilde kampüsümüzde sergilediğimiz eserlerimize el koyuldu. Hiçbir hukuksuz el koyma bizi yıldıramaz. Müziğimizle, dansımızla, resmimizle; sanatımızla özgürlüğe kucak açıyoruz. Herhangi bir zorbanın kontrolüne ihtiyacımız yok. Biliyoruz ki sanat her yerde filizlenmeye, dallarını göğe uzatmaya ve baskılandığı yerde de sesini daha gür çıkarmaya devam edecek. Nasıl ki Leningrad faşist Almanya tarafından işgal edilirken, Dmitri Shostakovich’in yedinci senfonisinin ilk icrası gerçekleşmiş; sanat direnişle faşizmi nasıl yenmişse, biz de mücadelemizde zorbalığa ve zulme sanatımızla karşı çıkıyor ve özgürlük için üretmeye, birleşmeye devam ediyoruz.

İstiyoruz ki, her yerde özgürlük büyüsün, serpilsin ve herkes kendini baskı altında kalmadan ifade edebilsin. Bunun için tüm sanatçıları birleşmeye davet ediyoruz. Birlikte, baskılara inat, onlara aldırmadan ruhumuzu beslemeye ve çevremizi dönüştürmeye devam edelim. Sanatımız engellenemez, kısıtlanamaz, baskılara boyun eğmez. Tüm sanatçıları üretmeye, çevrelerini dönüştürmeye ve birleşmeye davet ediyoruz. Dünya hepimizin emeğiyle güzelleşecek. Hepimizin boynuna vurulan zincirden, kelepçeden kurtulmak için birleşmekten başka şansımız yok.

ESERLERDEN BAZILARI