Katliamın 5. yılında Türkiye'nin dört bir yanından 'Soma için adalet' sesi yükseldi

301 maden işçisinin hayatını kaybettiği Soma Katliamı'nın 5. yılında Türkiye'nin birçok şehrinde 'Soma için adalet' talebiyle basın açıklaması ve eylemler düzenlendi.



13-05-2019 20:30

İleri Haber

Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014'te, Can Gürkan’ın patronu olduğu Soma Holding’e bağlı Soma Kömür İşletmeleri Anonim Şirketi’nde akşam saatlerinde çıkan yangında resmi rakamlara göre 301 işçi yaşamını yitirdi, 162 işçi de yaralandı. 

Katliamın 5. yılında gündüz saatlerinde birçok şehirde ortak basın açıklaması düzenlenirken akşam ise İstanbul'un Kadıköy ilçesinde Sosyal Haklar Derneği'nin (SHD) çağrısıyla Boğa'dan başlayarak Mehmet Ayvalıtaş Parkı'nda sona eren bir yürüyüş gerçekleştirildi. Yüzlerce kişinin katıldığı eylemde "301'in hesabını soracağız" pankartı açılırken; "Her şey çok güzel olacak" pankartı açan yurttaşlara ise polis müdahale etti. 

Kadıköy İlçe Emniyet Müdürü, "Her şey çok güzel olacak" yazılı pankartın bizzat İstanbul Valiliği tarafından yasaklandığını söylerken, yurttaşlar İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) 'seçilmiş' Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun seçim sloganının yasaklanmasına tepki gösterdi.

Polisin müdahalesinin ardından eylem devam ederken Mehmet Ayvalıtaş Parkı'na gelinerek çeşitli konuşmalar yapıldı. Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi Tamer Doğan, burada yaptığı konuşmada "Soma A.Ş. bizzat yargı eliyle aklanırken davanın başından sonuna kadar bedel ödeyen avukatlar 'Neden Soma davasını takip ediyorsunuz' denilerek en az 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı" şeklinde konuştu.

Doğan'ın konuşmasının ardından Soma Davası'nın tutuklu avukatı Selçuk Kozağaçlı'nın mektubu okundu. Kozağaçlı'nın "Soma hapishanede de her an aklımda. Dilekçeler yazmaya ve göndermeye, ailelerle haberleşmeye, anılarımı derli toplu bir arada tutmaya çalışıyorum" ifadelerinin yer aldığı mektubunun okunmasının ardından eylem, belgesel gösterimi ile sona erdi.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------

Katliamın 5. yılında Türkiye'nin birçok şehrinde Soma'da hayatını kaybeden işçiler için ortak basın açıklaması düzenlendi. Manisa, İstanbul, İzmir ve Antalya başta olmak üzere birçok şehirde düzenlenen basın açıklamalarında katliamın faillerinden biri olan maden patronu Can Gürkan'ın serbest bırakılmasına dikkat çekildi.

MANİSA-SOMA

Soma Katliamının 5. yıl dönümünde, katliamda yaşamını yitiren madenciler anıldı. Katliama ve sonrasında yaşanan hukuki sürece tepki gösteren aileler, Soma 301 Madenciler Derneği önünde buluşup Madenci Anıtına yürüdü. Yürüyüş sonrası anıt önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. 301 madencinin can vermesiyle başlayıp, sorumlu patronun serbest bırakılmasıyla sonuçlanan süreci protesto eden aileler, "Adaleti göçük altından çıkaracağız" dedi.

açıklamayı katliamda oğlu Uğur Çolak’ı kaybeden İsmail Çolak okudu. 5 yıldır tüm oyalama ve haksızlıklara rağmen adalet arayışından vazgeçmeyen 301 madenci yakını olarak yine alanlarda olduklarını söyleyen Çolak, açıklamasına taleplerini meclise taşıyan vekilleri, dava sürecinde ailelere destek olan avukatları ve özellikle tutuklu ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı’yı selamlayarak başladı.

Katliamın ardından dönemin Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın, “Kusuru ve suçu olan kim varsa babamın oğlu bile olsa adalet önünde hesabını verecek” sözlerini hatırlatan Çolak, yine o dönem başbakan olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Madencinin kaderinde madenciliğin fıtratında böyle ölümler vardır” diyerek katliamı doğal göstermeye çalıştığını hatırlattı.

Açıklama sonrası aileler, yakınlarının mezarlarını ziyaret ederek karanfiller bıraktı. 

İstanbul, İzmir ve Antalya'da ortak metinle yapılan basın açıklamasının ise tamamı şu şekilde:

İŞÇİLER MEZARDA, SORUMLULARI DIŞARIDA ADALET İSTİYORUZ!

Bundan tam 5 yıl önce, 2014 yılı Mayıs ayında Soma’da 301 maden işçisini yitirmiştik.  Bu süre zarfında acılarımızın hafiflemesi bir yana, yaraları daha da kanatan gelişmeler yaşandı. 

Bilindiği gibi, madenin patronu Can Gürkan ölümünden sorumluğu olduğu her işçi için yaklaşık 5 gün hapis yatmasının ardından geçtiğimiz ay tahliye oldu.

Böylece 301 maden işçisi arkadaşımızın ardından adalet de göçük altında kaldı. 

İşçinin emeğinin olduğu kadar yaşamının da ucuz olduğu bu düzende, insanlık bir kez daha göçük altında kalmış oldu. 

Bu göçük ülkeyi yönetenleri eseri olan hukuki bir göçüktür, politik bir göçüktür, ekonomik bir göçüktür, ahlaki bir göçüktür.

Ülkemizde hukukun çöküşü Soma davasıyla bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Davayı Soma’dan kaçıran, katliamında sorumluluğu bulunanları yargılama konusu yapmayan maden patronu ve yöneticilerini ‘’olası kasıt’’ üzerinden değil; ‘’bilinçli taksir’’ ile ‘’cezalandırarak’’, adeta ödüllendiren yargı sistemi, bir işçi için 5 gün hapis yatmayı yeterli görmüş; ülkemizde ‘’hukuk’’un geldiği noktayı bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Başından beri madenlerde gerekli denetimleri yapmayanlar, Soma’daki öldüren çalışma düzenine izin verenler, güvencesiz ve taşeron çalıştırma biçimlerini egemen hale getirenler, sendikalaşmanın önüne engeller koyanlar hiçbir biçimde hesap vermemiştir. Aksine bu boyuttaki katliamların ‘’fıtrat’’ olduğunu ifade ederek katliamın politik savunusuna devletin tepesinin imzasını atmışlardır. 

Bu düzen, daha fazla kâr için daha fazla kan dökülmesini meşru gören bir düzendir. Soma katliamının ardından ‘’artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’’ diyenler, hiçbir şeyi değiştirememiş ve her şey eskisi gibi devam etmiştir. Soma katliamından bugüne en az 28 Soma katliamı kadar daha işçinin yaşamını yitirmesi kaza değil, tesadüf değil, hata değil, ülkeyi yönetenleri kasıtlı bir tercihidir. İşçi Sağlığı İş Güvenliği Yasasının, İş Sağlığı ve Güvenliği olarak değiştirilmesi, iktidar için işin ve patronların güvenliğinin işçinin yaşamından daha öncelikli olduğunu göstermektedir. Sadece kavramlardaki değişimlerde bile kendini gösteren bu zihniyetin sonucu olarak, Türkiye iş cinayetlerinin en fazla olduğu ülkelerden biri olmuştur. 

Bugün içinde bulunduğumuz ekonomik göçükten çıkış için insanı,emeği,doğayı ve yaşamı değil kanı,gözyaşını,betonu ve yıkımı güvence altına alan bir yol tercih edilmektedir. Bu korkunç tercih, 301 işçinin ölümüne sebep olan maden patronuna yeniden maden işletme hakkı vererek bir kez daha ilan edilmiştir. 

Demokrasi isteyenlerin, basın özgürlüğüne sahip çıkanların, yaşamı savunanların, barış talep edenlerin, iktidarı eleştirenlerin hapishanelere doldurulduğu bir ülkede 301 kişiyi göz göre serbest olması, dibi görünmeyen derinlikte ahlaki bir çöküştür. 

Gerekli işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini bilerek ve isteyerek almamak hata değil, kasıttır. 

Yıllık üretim planın neredeyse üç katı üretim yapmak için işçileri zorlamak hata değil, kasıttır.

Madenlerdeki taşeron, rodövans, dayıbaşılık gibi güvencesiz çalıştırma uygulamalarını yaygınlaştırmak, madenleri özelleştirmek, kamu denetiminden çıkarmak hata değil, kasıttır.

301 işçi kardeşimiz göz göre gelen bir katliam sonucu hayatını kaybetmiştir. Karşımızda insan hayatına karşı büyük bir tehdit haline gelmiş; hukuki, politik, ekonomik ve ahlaki olarak göçmüş bir düzen vardır.

Soma katliamını unutmamak, unutturmamak hepimizin görevidir. Soma’nın hesabını er ya da geç soracağız. Bu ülkede çalışırken ölmeyeceğimiz, insanca çalışacağımız, insanca yaşayacağımız güzel günleri elbet göreceğiz.

İSTANBUL

Kadıköy'de Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB) çağrısıyla "İşçiler mezarda, sorumlular dışarda; böyle adalet olmaz!" pankartı açılarak basın açıklaması yapıldı.

İZMİR

Alsancak'ta Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde, İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri'nin çağrısıyla yapılan basın açıklaması İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri Lütfi Çamlı tarafından okundu.

ANTALYA

Attalos Meydanı'nda Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından yapılan basın açıklaması DİSK Genel-İş Sendikası Antalya Şube Başkanı Vedat Küçük tarafından okundu.