Kaş'ta imar rantı: 'Bölge eko-turizm yoluyla yağmaya açıldı'

Kaş'a bağlı Çukurbağ Yarımadası ve Limanağzı bölgeleri 1/25 binlik planlarla ranta açıldı. Gazeteci ve Odatv yazarı Yusuf Yavuz ile Kaş Turizm ve Tanıtma Derneği Başkanı Dr. Munise Ozan adanın durumunu İleri'ye değerlendirdi.



27-06-2020 18:48
Sercan C. Güler

Geçen mayıs ayında meydana gelen yangınla gündeme gelen Antalya'nın Kaş ilçesine bağlı Çukurbağ Yarımadası'nda ve Limanağzı bölgesinde 1/25 binlik ölçekli planlar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın onayıyla askıya çıkarıldı. Konuyla ilgili gazeteci ve Odatv yazarı Yusuf Yavuz ve Kaş Turizm ve Tanıtma Derneği Başkanı Dr. Munise Ozan İleri'ye konuştu.

Çukurbağ Yarımadası'nın 1970'li yıllarda Ankara Gazeteciler Cemiyeti tarafından satın alındığını ve 1974 yılında bölge için 'tapu düzeltme davası' açıldığını anlatan gazeteci Yusuf Yavuz, "183 bin metre kare olan arazi tapu düzeltme davasının ardından, bin 121 dönüme çıkartılıyor. Yaklaşık 6 kat büyütülüyor. 1979 yılında da kadastro çalışması yapılıp parsellere ayrılıyor. Yaklaşık 350 parsele bölünüyor, daha sonradan 50 parsel daha ekleniyor" ifadelerini kullandı.

Tapu düzeltim davası açılmasının ardından bölgedeki arazilerin aralarında, gazetecilerin dönemin siyasetçilerinin, hakimlerinin olduğu çok sayıda isme satıldığını belirten Yavuz, "Bin 500'er yüz metre karelik ortalama parseller olarak. Bir kısmı da cemiyetin kendisine kalıyor. Bugün Çukurbağ yarımadasının uç kısmında, batı ucunda yer alan yapılaşmış bölüm burası. Adanın geri kalanıysa sit alanı olarak tescil ediliyor geçmiş yıllarda" şeklinde konuştu.

'NÜFUZLU İNSANLAR BURALARI İMARA AÇTIRMANIN YOLUNU BULUYORLAR'

Ranta açılan sit alanlarından Kaş ilçe merkezine yakın olan kısmının 2007 yılında AKP'li Cumhurbaşkanı'na yakınlığıyla bilinen Cihan Kamer ve eski Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan'ın oğlu Selim Doğan tarafından satın alındığını söyleyen Yavuz, "arazinin imara açılması hem zeytinlik vasfı olması hem de sit alana olduğu için çok da mümkün olmuyor. Bu alanın zeytinlik vasfını değiştirmek için bakanlık düzeyinde bir girişim başlatılıyor. O dönemin Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'yla görüşülüyor, başka kurumlarla yazışmalar yapılıyor ve bir anlamda bir birim oluşturuluyor. Bu birim bu alanın imara açılması için bir çaba harcıyor" diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yanlış hatırlamıyorsam 2016 yılında , bu süreci biz gündeme getirdik ve haberleştirdik. Dönemin Tarım Bakanı Faruk Çelik açıklama yaptı ve dedi ki 'Bu işlemi iptal ettik. Bu işlemi yapan memurlar hakkında da soruşturma açıldı'. Kaş İlçe Tarım Müdürlüğü bu alanın zeytinlik vasfını değiştirmişti. Daha önce olumsuz görüş verilen bu talebe olumlu görüş vererek, zeytinlik vasfı olan bölgenin tarla olarak değiştirilmesini sağlamışlardı. Bugün tapuya baktığımızda bu alan yine tarla olarak gözüküyor. Bu alan geçen ay yanan bölgeye göre kuş uçumu birkaç yüz metre daha doğuda. Yanan yer değil, onun altını çizelim. Yanan yer imara açılmadı. Orayı zaten imara açmak için yangın çıkartmaya gerek yok. Nüfuzlu insanlar zaten bu alanı imara açtırmanın yolunu bir şekilde bulabiliyorlar."

Yanan arazinin birkaç yüz metre doğusunda yer alan arazinin sahipliğinin ise Deniz Baykal ve akrabası Selçuk Akıltopu'na ait olduğunu anlatan Yavuz,  "Buradaki dikkat çekici nokta parselin 3'te 1'lik hissesinin 16 bin 650 metre karelik hissenin Deniz Baykal'a ait olması. Diğer aynı ölçüdeki ikinci bir hisse de Deniz Baykal'ın akrabası olan Selçuk Akıltopu'na ait. 3. parsel de yerelden iki üç iş adamı arasında bölüştürülmüş. Bu 50 bin metre karelik başka bir alan da imara açılmış oldu böylece" dedi.

'BÖLGE KİŞİYE ÖZEL TATİL KÖYÜNE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ DURUMDA'

Bölgenin dönemin AKP'li Antalya Büyükşehir Başkanı Menderes Türel zamanında da 1/25 binlik planlarla 'tercihli konut' arazisi olarak ayrıldığını anlatan Yavuz, "Şimdi yeni yapılan planda, tercihli konut alanı değil de, daha yumuşak bir vasıf verilmiş, Ekolojik Turizm adıyla. Tıpkı Olimpos'ta da yapıldığı gibi, 'Her şey ekolojik olacak deniyor'. Bir yeri yağmalamanın bir yolu olarak 'Eko-turizm' vasfı vermek oldu, kamuoyundan gelebilecek tepkilerin yumuşatılacağı düşünülüyor. Ama neticede, doğal karakteri korunacak alan, sit alanı olan bölgelerin yapılaşmaya açılması anlamına geliyor" ifadelerini kullanarak planlarda dikkat çekici ayrıntıları şöyle sıraladı:

"İkinci bir dikkat çekici yan da ilk bahsettiğimiz Kaş merkezine yakın olan parselin, iki tarafı denize bakıyor. Bir tarafı Yunanistan'a ait olan Meis Adası'na bakıyor, diğer tarafı da Kaş'taki yat limanına bakıyor. Bunun her iki tarafının da rekreasyon alanı olarak ayrılmış olduğu görülüyor bu planda. Bu şu demek: Kişiye özel, doğal alanlar, plaj tesisleri gibi yapıların olabileceği, ortasında da bir yapılaşma adasının olacağı bir plan öngörülmüş. Yani bir anlamda yarımadasın doğu ucu, ince boğaz dediğimiz bölge kişiye özel bir tatil köyüne dönüştürülmüş bu planda. Özetle durum bu.

Kaş Belediyesi bir açıklama yaptı, bir algı operasyonu yapıldığını söyledi ama, Kaş Belediyesi'nin imara açılan bölgeyle ilgili tek bir şey söylememesi dikkat çekici."

'KAŞ'A SİLÜETİNİ VEREN TEPELER İMARA AÇILIYOR'

Bölge için daha önceden de imar planları yapıldığını ve bu planları açtıkları davalarla iptal ettirdiklerini anlatan Kaş Turizm ve Tanıtma Derneği Başkanı Dr. Munise Ozan ise, "Bu şimdiki plan Çukurbağ Yarımadası ve Limanağzı için ayrı bir plan halinde yapıldı. Öncekiler Kaş merkez ve Kökseki gibi mahallelerle bitişikti. Özellikle birkaç nokta var. Bütün her yeri imara açmıyorlar ama, Kaş'a silüetini veren tepeler var. Eski Kaş Hastanesinin yanında, İncebel'de zeytinlik arazi var. Bir ara tarla vasfına sokuldu burası. Bu bölgeyle tekrar, Kaş'ın Çukurbağ Yarımadası'nda en tepede kalan noktalardan birisi Saraykeklik tepesi. Orası da zeytinlik. Orayı da açmak istiyorlar" şeklinde konuşarak sözlerini şöyle sürdürdü:

"Burayı daha önceki planlarda da turizm alanı olarak açmışlardı. Şimdi Eko-Turizm diye açıyorlar. Eko-Turizm deyince, birkaç katlı binalarda tutun da, bungalovlara kadar. Spor tesisi deyip plaj gibi yatırımlara kadar. "

'EKO-TURİZM ADI ALTINDA İMARA AÇIYORLAR'

Bölgedeki arazileri satın alan kişilerin buraların imarsız olduğunu bile bile aldıklarını belirten Ozan, "'Güçle, siyasetle açtırabiliriz' diye düşündüler. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na baskılar yapıyorlar.  Eski Ankara Gazeteciler Cemiyeti'nin açtırdığı, eski kanunlara göre imar izni alınmış alanlar var. Ama şu an diğer alanlar halen 3. derece doğal sit alanı. Tabii Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, sürdürülebilir ve kontrollü kullanım diye 3. derece sit alanlarının içeriğini biraz değiştirdiler. Eko-Turizm adı altında imarlaşmaya açmak adına düzenlediler. Bu yanlış bir adım oldu" dedi.

Yarımadanın yakınlarında Antifellos Antik Kenti bulunduğunu ve henüz kazı yapılmadığı için antik kentin nereye kadar uzandığını bilemediklerini söyleyen Ozan, "Belki bu açılacak alanlar içinde antik kentin devamı olabilir. Oralara yakın bir bölge çünkü. Eski Kaş Devlet Hastanesi'nin orası tamamen 1. derece arkeolojik sit alanı çünkü. Bu imara açılan yer de bu bölgeye çok yakın. Arkeolojik çalışmalar yapılmadan biz kesinlikle buraların açılmasını istemiyoruz" ifadelerini kullanarak, arazilerin kişilerin mülkiyetine geçtiğinde bölgede olacaklar için endişelerini şöyle anlattı:

'BURALAR ÖZEL MÜLKİYETE GEÇERSE DOĞAL ALANLAR HALKA KAPANACAK'

"Buralar özel mülkiyete geçerse, bu doğal alanlar halka kapanacak. Doğa sporları yapılamayacak, kıyı tahrip oluyor, halkın denize ulaşımı dahi engelleniyor yani. Kaş en önemli dalış merkezlerinden biri. Özel tesisler gelince bu alanlardan da mahrum kalınacak. Spor amaçlı da kullanılamayacak."

Çukurbağ Yarımadası'nda meydana gelen yangınla ilgili de konuşan Ozan,"Bölgede meydana gelen yangın fırtınalı bir günde çıkmıştı. Şansımız rüzgarın biraz yavaşladığı zamanda çıkmasıydı. Tam nedeni halen bilinmiyor, araştırılıyor. Bu yangının olduğu yer de imara açılacak yerlere yakın bir bölge" şeklinde konuşarak, bölgenin daha fazla yapılaşmaya açılmasıyla ilgili endişelerini anlattı:

"Yangında şöyle bir problem oldu: Yangın tepede başladı. O derece hızlı ilerledi ki bütün evler boşaltıldı. Rüzgar biraz artmış olsaydı, evlere kadar dayandı zaten. Buranın imara açılması bu açıdan da riskli. Oralara evleri yaptığın zaman, iklim değişiklikleriyle, hortumlarda oradaki insanların can güvenliğini nasıl sağlayacaksınız? Yangınlar nasıl engelleyeceksiniz?"

'BURALARI BETON DÖKEREK ÖLDÜRMEK YERİNE YAŞATALIM'

Kaş'taki doğal ve arkeolojik alanlara  sahip çıkılması gerektiğini ve planlar oluşturulmadan sivil toplum kuruluşlarıyla ortak hareket edilmesi gerektiğini söyleyen Ozan, "İmar planında da problem şuradan çıkıyor. Biz istiyoruz ki Kaş'a ve doğal alanlara sahip çıkılsın. Bu bölgede arkeolojik alan çok, doğal alanlar çok. Köylerimiz korunsun. Tarım alanları, zeytinlik alanlar çok fazla. Biz buraları korumadan yapılan projelere karşıyız. Biz istiyoruz ki kamu kuruluşları olsun, Çevre ve Şehircilik olsun, Antalya Büyükşehir Belediyesi olsun, yetki verilen Kaş Belediyesi olsun. Bu planlar yapılmadan önce, hazırlıklar aşamasında halkla sivil toplum kuruluşlarıyla oturulsun. Bu planlar, nereler korunacak, amaç ne konuşulsun. Buna göre imar planları yapılsın istiyoruz" diyerek askıya çıkarılan planlara karşı verdikleri mücadeleden şöyle bahsetti:

"Biz askıya çıkarılan planlara karşı davaları kafamıza göre açmıyoruz. Birçok davamızda, WWF Türkiye, Antalya Mimarlar Odası, Ankara Peyzaj Mimarları Genel Merkezi, birçok davamıza ortak oldu. Sırf bunları iptal ettirelim diye dava açmıyoruz. Atalarımızdan nasıl devraldıysak bu alanları biz de gelecek nesillere aktarmamız gerekiyor. Buraları beton dökerek öldürmek değil de buraları yaşatmak gerekiyor."