Karanlıktaki dünya için kurtuluşun destanı: Canto General

Neruda, halkın gerçeklerinden yola çıkar. Herkesin yolunu kaybettiği dünyada, yolunu kaybetmeden yürüdü. Halkın gerçeğine sırtını dönmeden ve bundan beslenerek yazdı şiirlerini. O yalnızca geçmişte yaşananların kaydını tutmadı, halkın var olma çabasını ve mücadelesini yazarak tüm dünya halklarının geleceğini kurması için bir miras bıraktı.



20-09-2020 00:02

Şadi Erarslan

Dünya üzerinde belli başlı özelliklere göre birbirinden ayrılan insanların kendilerine ait destanlaştırdıkları yönleri vardır. Bunlar geçmişte yaşanan önemli toplumsal olaylar, tarihte önemli bir yere sahip uygarlıklar veya o coğrafyanın sahip olduğu doğal güzelliklerdir. Yaşananları öğrenmek için tarih kitaplarına ve bu konularda uzmanlaşmış kişilerin yayınladığı metinlere başvururuz. Ancak bazı uzmanlar vardır ki bir şeyi anlatmak için uzun uzun bilimsel makaleler yazmalarına gerek yoktur. Bu kişilerin dokunduğu ne varsa tarih olur ve bize ulaşmak için şiire dönüşebilir. İşte bunlardan biri olan Pablo Neruda dokunduğu, gördüğü her şeyi şiire dönüştürüyor.

Can Yayınlarından okurlarıyla buluşan Evrensel Şarkı; Latin Amerika’nın halklarına seslenen, onları bize tanıtan bir metinden çok dünyayı anlamamıza ve tarihe tanıklık etmemize yardımcı olacak epik destanlardan bir tanesi. O ki And Dağları’ndan, Amazon  Nehri’nden öteye geçip Latin Amerika’da yaşanan gelişmelere ve yerli halkın yaşantısına tanıklık etmemizi sağlıyor. Neruda’yı bu kadar önemli kılan ise tarihte öne çıkmış insanlar yerine normal şartlarda esamesi okunmayan kişileri şiirlerine konu olarak seçmesidir.

Neruda, “Canto General”i ülkesinden uzak ve zor şartlar altında yazmasına rağmen gerçekçi bakış açısıyla insanların yüreğine değen ve onları harekete geçiren şiirler yazabilmiştir. Latin Amerika tarihini anlatan bir “anıt” olarak ortaya çıkan “Canto General” on beş bölümden oluşuyor. Sanatsal bir şölen olmanın yanında imgelerin kelimelerle dans ettiği, serüvenlerle dolu şiirlerin yer aldığı, Amerika tarihini anlatan bir ansiklopedi olma işlevine sahip.

Destan, “Topraktaki Lamba” şiiriyle başlıyor. Neruda bu bölümde Latin Amerika’nın Kolomb öncesi tarihini anlatır. Yerli halkın doğada tezahür ederek mahiyetine ulaştığı, ancak doğa ile var olabileceğini vurguladığı bu kısım Neruda’nın dokunduğu her şeyi şiire dönüştürdüğünü gösteriyor.

Kimse yok. Dinle. Ağacı dinle

Araukan ağacını

Kimse yok. Kayalara bak

Araukan kayalarına bak

Kimse yok, bir tek ağaçlar var

Bir tek kayalar var, Araukan kayaları.

 İkinci Bölüm, ‘’Machu Pıcchu Dorukları’’, Amerika’da hüküm sürmüş İnkalar’ın anıtlarını dikmek uğruna köleleştirdikleri insanların kölelik durumlarını ve yaşam tarzlarını anlatır. İnsanların gelişim evrelerinin gösterildiği ve geçmişte yaşananların gelecekte farklı biçimde tekrar ortaya çıkacağını yansıttığı şiirlerinde, tarih boyunca yaşanmış olayların geleceği belirleyebileceğini anlatmaya çalışır.

Üçüncü bölüm olan “Konkistadorlar”da ise Amerika’da hüküm süren yerli halkın saltanatının artık sona erdiği, kıtanın emperyalistlerin kılıçları arasında yere serilmiş bir insan gibi can vermekte olduğunu gösterir. Bundan sonra Amerika kıtası soygun ve felaketlerin çağına girmiştir. Neruda’nın deyimiyle sonrası ‘’kan ve küldür”:

Kan ve küldü sonrası

Ardından palmiyeler yalnız kaldı

Küba, aşkım; kütüğe bağladılar seni

Yardılar yüzünü

Solgun altın renkli bacaklarını ayırdılar

Nar gibi cinsel organını ezdiler

Bıçaklarla deldiler bedenini parçaladılar seni, yaktılar (63)

“Kurtarıcılar” bölümünde emperyalistlere karşı direnen halkın kavgası, mücadelesi anlatılır. Bundan sonra artık yalnızca kahramanları ve kahramanlıkları okuyoruz. Üstünde durulması gereken en önemli bölümdür. Amerika Kıtası’na yönelen emperyalist saldırılar karşısında yerli halkın mücadelesi, yeniden topraktan doğduğu anlar yer alır. Doğa ve uygarlıklar beşiği olan kıtanın, saldırganlar tarafından yağmalandığı ve dünya üzerinde artık huzurun hüküm sürdüğü yerlerin her an saldırıya uğrayacağı fikriyatının ortaya çıkarmaya çalıştığı şiirlere yer verir. Halkın kendini sömürgecilere karşı nasıl korumaya çalıştığını coşkulu bir dille anlatır.

Sanırsın toprağa gömülüdür halk.

Toprağa döner oysa mısır.

Amansız kırmızı elleri.

Sessizliği delip geçen.

Yeniden doğarız ölümlerden (400)

Son bölüm “Ben”de ise toprakla özdeşleşen mahiyetini ortaya çıkarmak, kendini gerçekleştirmek adına mücadeleye girişir. Şili halkının dayanışmasını, ailesini ve yoldaşlarını anlattığı bu bölüm bizatihi kendisini ve karakterini ortaya koyduğu bölümdür. Toprakla var olan benliğini yeniden toprağa vermek istediğini belirtir. Ve son olarak “Yoldaşlar, Isla Negra’ya gömün beni.” diyerek destanına son verir.

Bu kitap burada son buluyor. Ökeden doğdu o

Bir kor, yanan ormanların toprakları gibi

İsterim ki sürdürsün dile getirmeyi

Aydınlık alevini, kırmızı bir ağaç misali (550)

Neruda, halkın gerçeklerinden yola çıkar. Herkesin yolunu kaybettiği dünyada, yolunu kaybetmeden yürüdü. Halkın gerçeğine sırtını dönmeden ve bundan beslenerek yazdı şiirlerini. O yalnızca geçmişte yaşananların kaydını tutmadı, halkın var olma çabasını ve mücadelesini yazarak tüm dünya halklarının geleceğini kurması için bir miras bıraktı. Derin bir incelemeyi hak eden “Evrensel Şarkı”, karanlık dünyada yol gösterecek fener işlevine sahip olmakla beraber tüm dünya halklarının ortak mirası. 

 

KÜNYE: Evrensel Şarkı, Pablo Neruda, Çev: Adnan Özer, Can Yayınevi, 2020, 551 sayfa.