Kapitalizm pandemiyi bitirebilir mi? Dünya çapındaki aşı eşitsizliği, felaketi sürdürüyor

"Şimdi her zamankinden daha fazla, küresel halk sağlığının, savaşın, iklim yıkımının ve vurgunculuğun olmadığı bir dünya yaratalım. Alternatif, çözülemeyen pandemi ve artan eşitsizliğin kasvetli geleceğidir."



12-07-2021 00:27

Yazar: Grace Fors

Çeviren: Şevval Türk

ABD ‘’normale dönmekten’’ söz ediyor. Milyonlar aşılandı, Hastalık Kontrol ve Koruma Merkezleri maske yönetmeliğine karşı çıktılar ve her yer yaz için büyük bir hevesle kısıtlamaları kaldırıyor.

Fakat dünya çapında COVID-19 hızla yayılıyor. Diğer bölgeler ise yeni salgınlarla yıkılıyor. Hindistan’daki hastalık Güney Asya’ya yayıldı ve Brezilya’daki COVID krizi ise Arjantin, Paraguay ve Kolombiya’da etkisini göstererek tüm zamanların en yüksek günlük vaka sayısına ulaştı. Medyanın pandemiden en az etkilenen bölge olarak bildirdiği Sahra altı Afrika ise kendini ‘’keşfedilmemiş yayılım yuvası’’ olarak nitelendiriyor. Pandemide en büyük yıkımı yaşayan bu bölgeler ise COVID aşılarına daha uzun süre erişim sağlamayı bekliyorlar.

Şu anda bunu yazdığım sürede, yarısından fazlası üç ülkeye giden, bir milyar doz aşı uygulanırken bu dozların sadece %0,2’si düşük gelirli ülkelere ulaştı. 20 ülke henüz tek doz aşıya sahip ve 2023 veya daha sonrasında aşılar genel nüfus için erişilebilir olacak.

Zengin ülkeler sürü bağışıklığı konusunda gerçek adımlar attıkları için kendilerini kutlarken, eğer virüs yayılır veya mutasyona uğrarsa hiçbir şey yapamayacaklar. En bulaşıcı ve muhtemelen aşı işlemeyen B.1.617 varyantı Hindistan’da ortaya çıktı ve çoktan 53 kişiye bulaştı.

Meydana gelen kaos sadece Güney’deki insan hayatının umursanmazlığını değil ayrıca kapitalizmdeki derin sorunları da ortaya çıkardı. Neoliberal patent yasalarından aşı milliyetçiliğine, şiddetli küresel eşitsizliğe kadar, mevcut sistemimizin her yönü 21. yüzyılın krizlerini ele almak için son derece yetersiz.

‘İMTİYAZLI’ AŞILAMA

Aşılar piyasaya çıkar çıkmaz ABD, Kanada ve Avrupa Birliği gibi batılı kapitalist güçler Pfizer dozlarının %96’sını ve tüm Moderna dozlarını çoktan kapmışlardı. Alınan aşılar nüfuslarını birçok kez aşılayacak kadar yeterliydi. Hükümetlerle yapılan ikili anlaşmalar öncelikli erişim karşılığında gelişmeyi hızlandırmak için ilaç şirketlerine milyarlarca dolar vermek, bir aşı üzerine iddiaya girecek parası olanlara bile satın alacak bir şey kalmadığının söylenmesi anlamına geliyordu.

Duke Üniversitesinde yapılan bir araştırma, varlıklı ülkelerin yaklaşımlarını değiştirmedikçe, fakir ülkelerdeki çoğu insanın 2024’e kadar aşıya erişemeyeceği konusunda uyarıda bulundu.

‘’The Gates Foundation’’ tarafından desteklenen COVAX, bu durumu düzeltmeye çalıştı. Ucuz aşıların yeni varyantlara karşı etkili olmamasının yanı sıra COVAX satın alınmadığından dolayı başarısız oldu ve şimdiye kadar hedeflediği dozların sadece beşte biri kadarını sattı. Ayrıca en büyük COVAX alıcısı olan Hindistan’da ölüm oranlarının çok yüksek olmasına rağmen aşı ithalatı sınırlandı.

NEOLİBERALİZM VE FİKRİ MÜLKİYETİN DOMİNE EDİLMESİ

Dünya çapında ilerleyen zamanda neler yapılacağı ile alakalı tartışmalar ‘’Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Anlaşması Feragati’’ diye adlandırılan bir şeyin etrafında dönüp duruyor. Bu, Hindistan ve Güney Afrika'nın COVID-19 tedavileri içim patent kısıtlamalarını kaldırması için Dünya Ticaret Örgütü'ne (DTÖ) yaptığı çağrıya atıfta bulunuyor ve aşı üreten tüm ülkelere izin veriyor. Mevcut haliyle, sadece yasal olarak üretim yapma patentine sahip olan ya da bu önemli tedavileri patent süresi dolana kadar dağıtan şirketler 20 yıl içerisinde açığa çıkabilecekler. DTÖ anlaşmalar üzerinde işlemler gerçekleştiriyor bu yüzden herhangi bir ülke feragatten vazgeçebilir. Ekim ayında bu teklif bir ton aşıları olan ve en büyük ilaç şirketlerine ev sahipliği yapan zengin ülkeler tarafından tekrar tekrar reddedildi.

Rasyonel bir yaşamda gelişmeler topluma hizmet eden toplum tarafından yaratılır. Dünya Ticaret Örgütü aslında olmayan bir garanti için çabalıyor.

DTÖ, dünya çapında patent yasalarının uygulanmasını sağlamlaştırmak için Pfizer gibi mega şirketlerle yan yana çalıştı. Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Anlaşması (TBFMA) kapitalistlerin patentli mallarından kâr elde etme “hakkını” gözetti. AIDS krizinin hararetiyle geçen TBFMA on binlerce ölümü önleyebilecek tedavilere ulaşmak için on yıl bekleyen Afrika ülkelerinde kilit rol oynadı. Bu arada neoliberal küreselleşme, zengin ve fakir ülkeler arasındaki eşitsizliği gözle görülür bir biçimde artırdı, halk sağlığı sistemleriyle ilgilenmedi ve çokuluslu şirketleri dünya ticareti üzerinde diktatörce kontrol etti.

DTÖ, hayat kurtaran tedavilerin telif hakları ve ticari sır yasalarından oluşan bir labirentte sıkışıp kalmıştır çünkü RNA moleküllerinin lipit kabukları bile birkaç şirket tarafından düzenlenen bir lisans anlaşmaları ağına tabidir.

TBFMA şirketler için tekelleştirilmiş kâr sağlamanın yanı sıra mallarını en yüksek teklifi verene satma olanağı sağlamayı amaçlamakta. AstraZeneca Güney Afrika’dan doz başına 5,25 dolar isterken Avrupa Birliği’nden 2,15 dolar isteyebilmekte. İsrail ise Filistinlileri aşılama sorumluluğunu almayı reddederken Pfizer için doz başına 23,50 dolar ödeyebiliyor ve vatandaşların sağlık verilerini teslim ederek anlaşmayı karlı hale getirebiliyor.

Sonuç olarak TBFMA üzerindeki tartışma, neoliberal dünya düzeninin temel bir krizini yansıtıyor. Modern kapitalizmin büyük bir kısmı ve küresel ticaretin biriktirilmiş fikri mülkiyete dayanması, ilaçlara eşit erişim sağlamak, ekonomik sistemin çarpıcı bir şekilde yeniden yapılandırılmasını gerektirecektir. Neoliberalizmin sosyal temelinin aşınması, DTÖ'nün aşı patent kısıtlamalarını kaldırmasını talep eden, küresel çapta ivme kazanan bir mücadele ile kanıtlanmıştır.

BIDEN VE KÜRESEL YÖNETİCİ SINIFI

TBFMA feragatinin ani değişikliğine kadar Biden, Trump’ın ‘’Önce Amerika’’ anlayışını aşıya ulaşmak konusunda sürdürüyordu. Bu milliyetçilik nüfusunu aşılamak, rağbetleri karşılamak ve yeniden yükselmek için coşkulu olan birçok zengin ülkenin stratejisiydi.

Ancak Biden’ın, Trump’ın taktiğine uyum sağlamasını zorlaştıran birçok faktör vardı. Birincisi Çin ve Rusya’nın diğer ülkelere seri biçimde dozlar gönderdiği ‘’aşı diplomasisi’’ydi. Amerika'nın en karlı sektörü olarak bilinen, 2021’in ilk ayında başkanlık koşusu için 13 Milyon ve doğru akım için 92 Milyon dolar harcayan ve ‘Big Pharma’ sadakatine rağmen Biden Çin’in küresel sahnedeki baskın mücadelesiyle karşılaştı. Bu durum ise aşı tedarikini jeopolitik bir satranç taşı olarak kullanarak diğer ülkeleri ABD'nin 'tarafına' çekme durumunu oluşturacak.

Kshama Sawant’ın Seattle Şehir Konseyine sunduğu ve ülke genelinde de tekrar eden çözümü gibi halk baskıları, Biden’ın elindeki güç açısından kritik rol oynadı. Biden’ın hamleleri Angela Merkel ve Justin Trudeau gibi isimlerin üstünde bir baskı yaratırken daha fazlasını yapmak gerekliydi: Patentleri iptal etmeyi ve Güney'e dağıtılan dozların içine gerçek kaynaklar koymayı talep eden liderler için Avrupa Birliği ve Kanada aracılığıyla geniş bir seferberlik ilan edilmeliydi.

Ek olarak, kapitalist sınıfın daha ileri görüşlü kesimleri, pandeminin özellikle BRIC ülkeleri (BRIC terimi, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika'nın ekonomilerini kastetmek için kullanılır. BRIC, bu ülkelerin İngilizce isimlerinin baş harflerinden oluşur) olan Hindistan ve Brezilya'daki yıkıcı etkilerini küresel kapitalizme yönelik bir tehdit olarak görüyor. Çeşitli bölgelerde ekonomik çöküşün küresel etkileri ve ABD bankaları ve şirketlerinin elindeki yağmacı borçların geri ödenmesi konusunda endişeler var. Gerçekten de Uluslararası Ticaret Odası, zengin ülkelerin yoksul ülkeleri aşılamaya yatırım yapmamasının küresel ekonomiye 9,2 trilyon dolara mal olacağı tahminine varıyor.

Dünyayı aşılama görevini üstlenmek için gerçek bir plana ihtiyacımız var: Zengin ülkeler arasındaki ‘’Ölüm Oyunu’’ işleri sadece daha da kötüleştirir.

’BIG PHARMA’ KARARINI VERİYOR

AIDS salgını, opioid krizi ve COVID-19 arasında, Big Pharma'nın neden olduğu ölümlerin yüz binlerce olması muhtemeldir.

Biden ve egemen sınıf, ilaç şirketlerini pandeminin çözümü olarak görse de pandemiyi sona erdirmenin önündeki en büyük engel onlardır. Pfizer'in aşısı, varyantların en kötü etkilerine karşı en umut verici olanı ancak yine de aşılarının yalnızca yüzde 0,002'si COVAX'a gitti.

İlaç firmalarının amacı ilaç üretmek veya hayat kurtarmak değil, kar elde etmektir. Pfizer, 2021'in ilk çeyreğinde tahmini 900 milyon dolar, Moderna ise 12 milyon dolar kâr elde etti. Son zamanlarda, AstraZeneca'nın CEO'su maaşını yılda 25 milyon dolara yükseltilmesi mallardan paylarını bekleyen varlıklı yatırımcılar arasında tepkiye neden oldu. İlaç şirketleri, varlıklı ülkelerle 2024'e kadar sözleşmeler yapıyor ve birçoğu, fiyatlara zam yapma niyetleri olduğunu belirtiyor. Virüs mutasyona uğrarken, yayılırken ve her gün binlerce insanı öldürürken, Pharma CEO'ları yeni varyantları tedavi etmeye devam etme umuduyla salyalarını akıtıyor.

Aşı patentlerinden feragat etme baskısı, Pharma'nın canice teşviklerini gün ışığına çıkardı. Zengin Pharma yatırımcılarına göre, dünya genelinde hastane yataklarında nefes nefese kalan milyonlarca insan için, ne yazık ki fikri mülkiyet “sektörün oksijeni”. Tedavilerin geliştirilmesini mümkün kılan tek şeyin kâr olduğunu ve bunu da ancak hissedarlarına geri ödeyebilirlerse gelecekteki tedavileri araştırıp üretecekleri fikrini savunuyorlar. İnsanların yaşamı için korkunç bir rahatlığın yanı sıra, bunun doğru olmadığını biliyoruz. Aşıları gerçekten mümkün kılan şey devlet bağışları ve cüzi ücretlerle çalışan laboratuvar çalışanları.

Big Pharma kontrolden çıktı ve biz sahibi olmadığımız şeyleri kontrol edemeyiz. Big Pharma'yı demokratik kamu mülkiyetine sokmak, milyarlarca geliri, hissedarlara ödenmeyen veya borsa tarafından tüketilmeyen teknoloji transferlerini kolaylaştırmak için yapılması gerek tek şey personelle birlikte ihtiyaç duyulan yerlere aşı gönderimini sağlamaktır.

PANDEMİYİ BİTİRMEK İÇİN SIRADAKİ HAMLE NE?

DTÖ patentleri kaldırsa bile, uzmanlar dünyanın yeterli aşı kapasitesine 2022 yılında ulaşacağını söylüyor. Neden?

Jenerik aşılar üretmek için hükümetlerin personeli eğitmesi, yetersiz olan hammaddeyi temin etmesi ve fabrikaları karma üretim için yeniden donatması gerekir ki bu kesin çözüm olmayabilir. Bill Gates gibi haraççılar tarafından patentlerin kaldırılmasına karşı çıkmak için, alay eder gibi kullanılan üretim kapasitesinin önündeki bu engeller, aslında aşı üretimine ilişkin tüm bilgilerin neden kamuya açık olması gerektiğini gösteriyor. Zengin ülkelerin aşı satın almasına izin veren geniş mali kaynaklar, dünya çapında milyarlarca doz üretmek için gereken üretim altyapısına ve becerilere yatırım yapmak için kullanılmalıdır.

Birkaç engel daha var. Tüm aşıların eşit bir şekilde yapılmaması. Bu sebepten, Afrika'daki sıradan insanlar için aşı tereddüttü henüz kaybolmuş değildir. Kamuoyunda kafa karışıklığı ve gelişigüzel aşı dağıtımı, COVAX dozlarının yönetimini zorlu bir savaş haline getirdi. Afrika'nın en kalabalık ülkesi Nijerya, 3,92 milyon dozunu güvenceye almak için mücadele ediyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti, birkaç Avrupa ülkesinin kullanımını askıya almasına neden olan nadir kan pıhtıları haberlerinin ardından COVAX'a 1,3 milyon AstraZeneca dozunu iade etmek zorunda kaldı ve bu durum endişeleri daha da arttırdı.

Zengin ülkelerdeki aşılara kıyasla fakir ülkelere ortalamanın altında aşı dağıtılmasında haklı bir öfke ve şüphe var. Beş Afrika ülkesinde yapılan ankete katılanların yüzde altmışı, aşı bulma ihtimallerinin düşük olduğunu söylüyor. Big Pharma'nın güvensizliği ile lekelenmemiş bir ‘’Halk Aşısının’’ yaratılmasına izin verecek ilaçların ve kamu mülkiyetinin yanı sıra halk eğitimine ve sosyal yardıma da ek yatırım yapılması gerekiyor. Bu, aşıların küresel nüfus için uzun vadeli bir ihtiyaç olacağı gerçeğinin giderek daha olası hale getirdiğinden özellikle çok önemlidir.

Dünyanın aşılardan daha fazlasına ihtiyacı var. Şiddetli salgınların olduğu ülkelerde, nüfusun küçük bir bölümünü aşılamak yeterli değildir. Kolombiya'da olduğu gibi, yoksulluğu önlemek için zengin ülkelerden büyük yardım almayı ve egemen borcun affedilmesini gerektirecek olan temas takibini hızlı sınırlamaya ihtiyaç var.

Tüm bunlar, mevcut savaşların ve vahşetlerin pandemiyi alevlendirmedeki etkisi hakkında hiçbir şey söylemez. İsrail rejimi tarafından zaten aşılardan yoksun bırakılan Gazze'de, tek COVID-19 test merkezinin İsrail hava saldırılarıyla bombalandı ve aşı ve solunum cihazı gibi kritik malzemelerin sevkiyatı ablukalar tarafından durduruldu. Hastanelerin yıllardır aralıksız bombalandığı Suriye ve Yemen gibi ülkelerde ise aşı uygulamak için çok az kaynak var.

Küresel aşı arzını arttırmaya gelince, en büyük somut engel kritik hammadde eksikliğidir. Aşı üreticileri, imalatta kullanılan filtreler ve plastik torbalar ciddi bir oksijen kıtlığı yaratmaya çalışıyor. Kapitalizm ise bunları bir pazar bazında dağıtacak, ihtiyacı olsa da olmasa da en yüksek fiyatı verene satacaktır. Bu kaynakların en iyi şekilde nasıl kullanılacağına ilişkin kararlar, kâra aç şirketlere bırakılmamalı, dünya çapındaki insanların çıkarları doğrultusunda, pandemiye karşı demokratik bir şekilde kullanılmalıdır.

Yolumuzdaki engellere rağmen krize bir çözüm var. Ancak bu çözüm Big Pharma ve DTÖ şartlarına göre gerçekleştirilemez. Yalnızca mevcut kâr odaklı sistemin çarpıcı bir şekilde elden geçirilmesi temelinde, toplumun kaynaklarını çalışan insanların ihtiyaç duyduğu şeylere yatırabiliriz. İşçi sınıfı, tedarik zincirlerini düzene sokma, dünya çapında halk sağlığı altyapısını yükseltme, talebi karşılamak için üretimi hızlandırma ve salgınlara yol açan zararlı çevresel uygulamaları sona erdirme yeteneğine sahiptir.

Şimdi her zamankinden daha fazla, küresel halk sağlığının, savaşın, iklim yıkımının ve vurgunculuğun olmadığı bir dünya yaratalım. Alternatif, çözülemeyen pandemi ve artan eşitsizliğin kasvetli geleceğidir.

Kaynak linki: https://www.socialistalternative.org/2021/05/29/can-capitalism-solve-a-plague-global-vaccine-inequality-spells-disaster/