"Kadınların yaşamını cehenneme çevirenlerden hesap soracağız"

"Kadınların yaşamını cehenneme çevirenlerden hesap soracağız"

Çekilme kararı, 1 Temmuz 2021’de karar Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmişti.

Nüket Gelegen

Ankara Kadın Platformu tarafından İstanbul Sözleşmesi’nden resmen çekilmenin yıl dönümünde bir eylem yapıldı. Eylemde okunan açıklamada, “Biz kadınların yaşamını cehenneme çeviren kim varsa her bir eylemlerinin hesabını soracağız” denildi.

Türkiye, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla 29 Mart 2021’de İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmiş, 1 Temmuz 2021’de karar Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmişti. Bu karara karşı Danıştay’da davalar açılmış ve savcı kararın iptali yönünde mütalaalar vermişti.

İstanbul Sözleşmesi’nden resmen çekilmenin yıl dönümünde bugün de Ankara’da, Çankaya Belediyesi önünde Ankara Kadın platformu tarafından bir eylem yapıldı.

Burada okunan açıklamada, sözleşmeden çekilme kararı, kadınların kazanılmış haklarına saldırının ilanı olarak nitelendirildi.

Açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

Kadına şiddeti önleme konusunda şimdiye kadar hazırlanan en önemli uluslar arası sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi’nden imza çeken Cumhurbaşkanı “Kadına şiddet haramdır. Eğer böyle bir sözleşmeye ihtiyacımız varsa daha iyisini hazırlarız” diyerek şiddet karşısında kadınların devlet koruması ve güvencesinde olmayacaklarını açıkça söyledi.

Yıllardır uygulanması için mücadele ettiğimiz İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçilen bu bir yılda ne oldu? 302 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 254 kadın cinayeti şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçti. Kadınların nafaka hakkına, kürtaj hakkına göz dikildi, boşanmalarda aile arabuluculuğu getirileceği tartışıldı. Şiddet gören kadınlara karakollarda “İstanbul Sözleşmesi kalktı biz koruma vermiyoruz” denildi. Koruma tedbirlerinin reddedildiği, mevcut uzaklaştırma kararlarının uzatılmadığı, tecavüz faillerinin tutuksuz yargılandığı bir fiiliyatta failler daha da cesaretlendirildi. Erkek adalet yaşamını savunan Nevin Yıldırıma uygulanmayan haksız tahrik indirimini Pınar Gültekin'in katiline uygularken katil Cemal Metin Avcı'nın “İstanbul Sözleşmesi'nin iptali iyi oldu” sözü imza çekilmesi kararının kimlere yaradığını bir kez daha gösterdi.

'KADINLARIN VE LGBTİ+'LARIN YAŞAM HAKKINA SALDIRILDI'

İstanbul Sözleşmesi’ni; kadının beyanı esas alınarak şiddet faili erkeklere verilen uzaklaştırma kararlarının aileleri parçaladığı ve eşcinsel evlilikleri yasal teminata alarak Türk aile yapısını bozduğu gerekçesiyle hedefe koyanlar bizzat kadınların ve LGBTİ+’ların yaşam hakkına saldırmış oldu. LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemi her geçen gün tırmandırılırken İstanbul'da gerçekleştirilen Onur Yürüyüşü’nde 314 kişi gözaltına alınarak işkence ve kötü muamele ve tacize maruz kaldı.

Bu bir yılda biz kadınlar mücadele etmeye “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz, sözleşme bizimdir” demeye ısrarla devam ettik. Sokakta, iş yerinde, kampüslerde ve var olduğumuz her yerde siyasal İslama, kayyumlara, kadın üniversitelerine, Diyanet akademisine, kadın ve LGBTİ+ düşmanlarına örgütlü mücadelemizden, birbirimizin ellerinden aldığımız güçle karşı duruyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nin önemini biz kadınların yaşamını nasıl ilgilendirdiğini tek tek her mecrada anlattık. Burada bir kez daha söylüyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nin amacı ve içeriği kadınları her türlü şiddetten korumak, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetle mücadele etmek, her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve kadınları güçlendirerek gerçek anlamda kadın erkek eşitliğini teşvik etmektir. İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmek devletin en temel sorumluluğu olan kadınların yaşam hakkını korumaktan vazgeçmek demektir.

'HESABINI SORACAĞIZ'

Kadın-erkek eşitliğine inanmadığını her fırsatta söyleyen Cumhurbaşkanı’nın sözleşmeden çekilme kararı, iktidarın kadın düşmanı politikaları, gerçek adalet değil erkek adaleti uygulayan yargı, mağduru korumak yerine failin sırtını sıvazlayan kolluk dahil biz kadınların yaşamını cehenneme çeviren kim varsa her bir eylemlerinin hesabını soracağız.

İmza çekilme kararının açıkça Anayasa'ya aykırı olması nedeniyle açılan iptal davaları Danıştay'da görülürken her duruşmada Türkiye'nin dört bir yanından gelen kadınlar salonu doldurdu ve sözleşmeden vazgeçmeme iradesini ortaya koydu. 'Yargı bağımsızlığı' da düşünüldüğünde verilecek karar ne olursa olsun haklarımızdan, hayatlarımızdan ve eşit yaşam mücadelemizden de İstanbul Sözleşmesi’nden de vazgeçmeyeceğiz. Bizim için bitmedi.