Kadınlar, kadın cinayetlerine karşı birçok ilde sokağa çıktı: 'İstanbul Sözleşmesi yaşatır'

Olayın duyulmasının ardından tepkiler yükselirken, kadınlar da farklı illerde sokağa çıkarak AKP iktidarında vahşet boyutuna ulaşan kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerini protesto etti.



21-07-2020 22:20

İleri Haber

Kadınlar, katledilen Pınar Gültekin için Türkiye'nin dört bir yanında sokağa çıktı. İzmir'de kadınların yürüyüşüne saldıran polis, yaklaşık 15 kadını gözaltına aldı.

Muğla'nın Ula ilçesinde 5 gündür kayıp olan üniversite öğrencisi 27 yaşındaki Pınar Gültekin’in, Cemal Metin Avcı isimli erkek tarafından öldürüldüğü ortaya çıktı. Olayın duyulmasının ardından tepkiler yükselirken, kadınlar da farklı illerde sokağa çıkarak AKP iktidarında vahşet boyutuna ulaşan kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerini protesto etti.

İZMİR 

İzmir Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde bir araya gelen kadınlar, burada bir basın açıklaması yaptı. İstanbul Sözleşmesi'ne vurgu yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“İstanbul Sözleşmesi diyor ki, eğer şiddeti önleyemediyseniz, o zaman şiddete maruz bırakılanı koruyacak mekanizmalar geliştirin. Yani, bir kadın karakola gelip şiddete maruz bırakıldığını söylediyse, onu şiddet failinin yanına geri göndermeyin, kaldığı sığınma evinin adresini şiddet failine vermeyin, yeterli sayıda güvenli sığınma evleri, tecavüz kriz merkezleri açın. İstanbul Sözleşmesi diyor ki, kovuşturma sürecini etkin yürütün. Yani şiddet failine takım elbise giydi diye iyi hal indirimi vermeyin, haksız tahrik indirimleri vermeyin, konuyla bağlantısı olmayan kadının özel yaşamına dair bilgileri mahkemenin konusu yapmayın, failleri aklamayın, ‘bir kereden bir şey olmaz’ demeyin. İstanbul Sözleşmesi diyor ki, politika geliştirin, ulusal ve uluslararası düzeydeki tüm kurumlarla koordinasyon kurun. Öyleyse soruyoruz, bu maddelerden hangisi İstanbul Sözleşmesi’ni kaldırmak için gerekçe olabilir? Hiçbiri! İstanbul Sözleşmesini kaldırmaya çalışmak, uygulamamak biz kadınların hayatlarını ellerinden alıyor. Bugün Pınar için ve katledilen bütün kadınlar için buradayız. Bir kişi daha eksilmeye tahammülümüz yok, tüm kadınlar özgürlüğe varmadan isyanımız dinmeyecek! Buradan sesleniyoruz. İstanbul Sözleşmesi yaşatır. Bizler İstanbul sözleşmesinin, 6284 sayılı kanunun kaldırılmasına izin vermeyeceğiz. Eril söylemlerle sözleşmenin gereğini yapmayan kolluk kuvvetlerine, erkek yargıya, patriyarkaya, AKP hükümetine, Cemal Metin Avcı’ya hep birlikte Pınar Gültekin’in ve tüm kadınlar katledilişinin hesabını soracağız. Bu memleketin kadın mezarlığına çevrilmesine izin vermeyeceğiz.”

Yapılan açıklamanın ardından Kıbrıs Şehitleri Caddesi’ne yürümek isteyen kadınlara polis engel oldu. Kadınlar geri adım atmayınca bu defa kitleye saldıran polis, en az 15 kadını işkenceyle gözaltına aldı. 

ANKARA

Ankara'da ise kadınlar Ankara Kadın Platformu'nun çağrısıyla bir araya geldi. Çankaya Belediyesi önüde toplanan kadınlar, "Pınar Gültekin ve katledilen bütün kadınlar için susmuyoruz, sokaktayız" dedi.

Yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

Özgecan Aslan, Şule Çet, Ceren Özdemir, Gülistan Doku... Ve daha binlerce kadın… Hikayelerimiz aynı!

Erkekler onlar sırf hayır dediği için, kendilerinden boşandığı veya ayrıldığı için veya hiç birlikte olmak istemediği için kadınları öldürme cesaretini nereden, kimden alıyor? İyi biliyoruz: Kadınlar öldürüldüğünde dahi yine o kadınların hayatını mercek altına alan, yine kadınların tercihlerini sorgulayan, öldüreni değil; öldürüleni suçlayan savcılardan, hakimlerden, medyadan, iktidardan, toplumdan bir bütün erkek egemenliğinden.Her gün kadınların yaşam güvencesini elinden alan AKP iktidarından alıyor. AKP iktidarı ve onun erkek egemen kurumları; kadınların yaşam güvencesi olan haklarına saldırarak artık sadece kadın düşmanı politikaları uygulamakla kalmıyor, kadın katili oluyor. Suçlu Sizsiniz!
Soruyoruz: Neden bu cinayetlere engel olması gerekenler onun yerine kadına yönelik şiddet yasalarını dahi kaldırmanın yolunu yapıyor? Her bir cümleniz kadınlara, LGBTİ+’lara artan şiddet olarak dönüyor.

Haftalardır, aylardır, yıllardır "yasalar etkili uygulanmıyor, erkek şiddetine karşı acil önlem planı yapılmalı" diyoruz; ancak tüm bu çağrılarımıza kulak tıkayan sizler; bizim için hayati öneme sahip İstanbul Sözleşmesini tartışmaya açıyorsunuz. Biz kadınların uzun yıllar mücadelesi sonucu bir kazanımı olan İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddetle mücadelede en etkin yasa iken bunu uygulayacağınız yerde kaldırmayı düşünüyorsunuz. Oysa İstanbul Sözleşmesi, hukuki güvencemizdir. İstanbul Sözleşmesini hedef alıp Sözleşmeden çekileceğini söylemek kadına yönelik şiddeti teşviktir.

Sesimizin duyulması için daha kaç kadının ölmesi gerek? Bu kadın cinayetlerinin faili sadece öldüren erkekler değil, onca uyarımıza rağmen İnfaz Yasası'yla bu erkekleri salıverirken hiçbir önlem almayan, kadın örgütlerini görmezden gelen hatta bununla yetinmeyip kriminalize eden yetkililerdir. Ama hayatlarımızı ailenin bütünlüğüne feda edilebilir görenler çok yanılıyor. Biz kadınların susmaya, itaat etmeye, birbirimizi yalnız bırakmaya, şiddetle yaşamaya ya da canımızdan olmaya niyetimiz yok, çok zamandır yok!

Eğer ki bu memlekette bir takım adamlar televizyonlarda İstanbul Sözleşmesini karalama haddini kendinde görmeye devam edecekse, adliye koridorları kadınların katillerinin yargılanmasını geciktirecek, "aile" kavramı adı altında kadınların tüm yaşamı kuşatılıp eve hapsedilmesi planlanacak, kreş ve sığınma evleri kapatılıp, İstanbul Sözleşmesine saldırılacaksa biz kadınların da bunu kabul edip beklemeye niyetimiz yok. Birbirimizi savunacağız. Kamusal ve özel alanda pandemi koşullarında erkek egemenliğini inşaa eden iktidar kurumlarına ve erkekler arası kurulan işbirliğine karşı susmaya hiç niyetimiz yok. Bugünden itibaren kadın mücadelemizden aldığımız güçle erkek egemenliğine karşı yeni bir yaşamı kadınların eşit ve özgür olduğu bir dünyayı kurmak adına adımlarımızı hızlandıracağız.

İSTANBUL

İzel Sezer - Kadıköy: İstanbul Kadıköy-Eminönü İskelesi önünde Kadınlar Birlikte Güçlü'nun yaptığı çağrıyla bir araya gelen kadınlar erkek şiddetine, kadın cinayetlerine, şiddeti önlemeyelere, İstanbul Sözleşmesi’ni uygulamayanlara, cinsel ve psikolojik şiddete karşı ses çıkardı.

Eylemde sık sık "Eşitlik olmadan adalet olmaz", "Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz!", "Kadın cinayetleri politiktir, trans cinayetleri politiktir", "Boşanmayı değil, cinayeti engelle", "Bağır herkes duysun, erkek şiddeti son bulsun", "Bir kişi daha eksilmeyeceğiz", "Geceleri de sokakları da meydanları da terketmiyoruz" sloganları atıldı.

Eyleme HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy da katıldı.

Kadınlar, buradaki eylemin ardından kalabalık bir kortejle Khalkedon'a yürüdü.

 

Emre Orman - Beşiktaş: İstanbul’da Kadın Meclisleri’nin çağrısıyla Beşiktaş’taki Barbaros Meydanı’nda bir araya gelen yüzlerce kadın, Pınar Gültekin’in fotoğraflarının bulunduğu dövizleri de taşıyarak bir kez daha “Öldüren sevgi istemiyoruz” dediler. Gültekin’in arkadaşlarının da katıldığı eyleme Şevval Sam, Kalben gibi sanatçılar da destek verdi.

ANTALYA

Antalya'da da kadınlar Antalya Kadın Platformu'nun çağrısıyla Attalos Meydanı'nda bir araya gelerek kadın cinayetlerine karşı ses çıkardı. Burada yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

Bugün sabah hepimiz bir kadın cinayetine daha uyandık. 5 gündür kayıp olan Türkiyenin her yerinden kadınlarının bulunması için çaba gösterdiği Pınar katledilmiş bir şekilde ormanlık bir alanda bulundu. Bir çok haber sitesi gazete ve bir çok kişi bu olayı bildirirken yine bir şiddet pornosuna dönüştürdü. Yeter artık yeter.

Pınarın yaşam şeklinden kıyafetlerine ölüm saatinden öldürülme şekline kadar herkes her şeyi hadsizce konuşmaya devam ediyor.

Hiçbir kadın hiçbir şekilde herhangi bir şiddeti hakketmiş değildir. Bunu savunanlar ima edenler ve imaya yeltenen herkes katil metin cemal avcı gibi katil ve sorumludur.

Katiller kadın düşmanları tacizciler ve onları savunanalar İstanbul sözleşmasi ve 6284 e saldıranlar susacak kadınlar konuşacak.

Pınarın ölümünün sorumlusu kadınları eşit görmeyenlerdir.

Pınarın ölümünün sorumlusu İstanbul sözleşmesine saldıranlardır.

Bizden önce kadının adı yoktu diyenler uyguladıkları cinsiyetçi politikalarla körükledikleri nefret ile her gün yeni bir kadının adını bizlere ezberletiyorlar.

Şimdi bizden Pınar için ağıt yakmamızı karanfiller ve mumlar ile anma köşesi oluşturup yasımızı yaşayıp yarın sabah her şey aklanmış gibi hayatımıza devam etmemiz bekleniyor. Ama bir kez daha haykıralım buradan

Yasta değil, isyandayız

Pınar bize devir kalan bir isyandır bir yaşamak istiyorum şiyarıdır.

Yaşamak için savaşacağız. Evimizde ki iş yerimizde ki memleketimizde ki tüm kadın düşmanları ile.

Örgütlenerek, bir birimize kenetlenerek, yaşamı elinden alınmış katledilmiş kız kardeşlerimizin gülüşünü yüzümüze yerleştirerek mücadele edeceğiz.

Kadınların kanı ile yazılmış ve kazanılmış hiçbir hakkımızdan bizi mahrum bırakamayacaksınız.

Yineliyoruz;

Kadın örgütlerini  ve İstanbul sözleşmesini hedef gösterenler  öldürülen tüm kadınların katilidir.

Kadınların hayatını kendi siyasi çıkarlarınız için malzeme yapamazsınız. hayatımız sizi oyuncağınız değildir .Hepinizden hesap soracağız.