Kadın cinayetleri farklı illerde protesto edildi: "Ölmek istemiyoruz"

Emine Bulut'un, eski eşi tarafından katledilmesinin ardından farklı illerde kadın cinayetlerine tepki için yurttaşlar sokağa çıktı.



23-08-2019 21:15

İleri Haber

Kırıkkale’de, Emine Bulut’un 4 yıl önce boşandığı eşi Fedai Baran tarafından 10 yaşındaki çocuğunun önünde bıçaklanarak katledilmesinin ardından kadın cinayetlerine tepkiler artıyor. Sosyal medyada gün boyu tepkilerin dile getirildiği vahşete karşı farklı illerde sokağa çıkıldı.

TEKİRDAĞ - ÇORLU

Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde kadınlar cinayetlere tepki için sokaktaydı. Çorlu Kadın Platformu tarafından Heykey Meydanı'nda bir basın açıklaması yapıldı. 

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

"Artık bir kişi daha eksilmeyeceğiz. Öfkemizle, hıncımızla kadın düşmanı politikalarına karşı duracağız. İstanbul Sözleşmesi'ni uygulatacağız, nakafa hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz, kadınların can simidi olan Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Yasasından taviz vermeyeceğiz.

Kadınların bu ülkede can güvenliği sorunu varken bizler yaşam hakkımız için sokakta, adliye koridorlarında olmaya devam edeceğiz. 'Asla yalnız yürümeyeceksin', 'Ölmek İstemiyoruz', 'Bir kişi daha eksilmeyeceğiz' diyerek kadın dayanışmasını ve mücadelemizi yükselteceğiz."

İSTANBUL - KADIKÖY

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde de cinayetlere tepki için kadınlar sokağa çıktı. Mehmet Ayvalıtaş Parkı'nda buluşan kadınlar, buradan Moda'ya yürüdü. HDP İzmir Milletvekilleri Serpil Kemalbay ve Oya Ersoy'un da katıldığı yürüyüşte sık sık "Erkek vuruyor, devlet koruyor", "Kadın cinayetleri politiktir" ve "Bir kişi daha eksilmeyeceğiz" sloganları atıldı.

Moda'ya yapılın yürüyüşün ardından burada bir basın açıklaması yapıldı.

Kadınlar Birlikte Güçlü'nün açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

Biz kadınlar yaşamak istiyoruz! 

Şiddetin, tacizin; ölüm tehditlerinin ve baskıların olmadığı eşit ve özgür bir hayatı istiyoruz! 

Son 3 günde: Ağrı'da #EmineNuyan'I ayrl yaşadığı kocası Özkan Nuyan 'gel, boşanmayı kabul ediyorum' diye kandırarak buluşmaya çağırdı ve öldürdü. Konya'da uzaklaştırma kararı almış olan #TubaErkol'u çocuklarının önünde 20 kere bıçaklayarak öldüren kocası 'pişman mısın?' sorusuna 'namus için pişman mı olunur?' dedi. Kırıkkale'de #EmineBulut boşandığı kocası tarafından kızının önünde öldürüldü, geriye  Emine'nin 'ölmek istemiyorum' sözleri kaldı. Türkiye'de her gün, her hafta kadın cinayeti işleniyor. 

Hiçbir kadın ölmek, şiddete, tacize, tecavüze maruz bırakılmak istemiyor. İşte tam da bu yüzden erkek şiddetini önleyen yasalara, 6284 sayılı kanuna, İstanbul Sözleşmesi'ne, kadınları koruyan mekanizmalara ihtiyacımız var. Ama her gün hayatlarımızı dar eden bu şiddete rağmen bir de haklarımız ellerimizden alınmak isteniyor. Kadınlar boşan(a)mas'n diye 'zorunlu arabuluculuk' getiriliyor, şiddet uygulayan erkek 'evden uzaklaştırılmasın ki canı sıkılmasın' deniyor, 'İstanbul Sözleşmesi feshedilsin' sesleri yükseliyor. Bu gibi sözler şiddetin, kadın cinayetlerinin ortağı! 

Üstüne üstlük metrobüsteki tacizci Fatih Özdemir gibileri, cinsel istismarcılar, katiller serbest bırakılırken kendini savunmak zorunda kalan kadınlar cezalandırılıyor... Biz failleri aklayan, şiddeti önleyici mekanizmaları uygulamayan, tam tersine şiddetten yine kadınları 'suçlu bulan' düzene isyan ediyoruz! İsyanımız hayatımız için! "

ANKARA

Ankara Kadın Platfromu, yaptığı eylemle kadın cinayetlerine tepki gösterdi. Kuğulu Park'ta bir araya gelen kadınlar, burada bir nasın açıklaması yaptı.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

"Emine BULUT’un çığlıkları kulaklarımızda sabahtan beri. ‘Ölmek istemiyorum’ diyen sesi bizi buraya getiren, ülkenin dört bir yanında aynı bizim yaptığımız gibi kadınları sokağa döken. Bir kız kardeşimizi daha aramızdan aldılar. Bir kız kardeşimiz daha boşandığı kocası tarafından öldürüldü.

Öfkeliyiz, kızgınız, üzgünüz. Emine’nin ölümüne neden olanları bildiğimiz için ama en çok. Kadınların şiddete uğradığı, cinayetlerin hiç hız kesmediği bu ülkede, kadınlara ısrarla boşanmayacaksınız denildiği için öldürüldü. Dünyanın en normal şeylerinden biri olan boşanmak bu ülkede aile üzerinden inşa edilen politikalar nedeniyle adeta suçmuş gibi konuşuluyor.

Boşanan kadınları sapkın hayatlar yaşamakla suçlayan, boşanmaları ne pahasına engellemek için Meclis’te komisyonlar kuran, aileleri parçalatmayacağız diye dört bir yerden açıklamalar yaptıran, nafakayı kaldırmak için yasa hazırlıkları yapan, şiddete ilişkin koruma kararları almamızı sağlayan 6284 sayılı yasayı kaldırmak isteyen, İstanbul Sözleşmesi’nden devletin imzasını çekmesi için uğraşan siyasal iktidar Emine BULUT’un ölümünün sorumlusudur.

Şiddeti hayatlarımızın ayrılmaz bir parçası yapıp, şiddet dilini ve erkekliği her açıdan güçlendirenler suçludur. Cani eski koca, sinirli adam laflarına karnımız tok. Bu ne münferit bir cinayettir ne de sadece erkeğe verilecek ceza üzerinden konuşulacak bir meseledir.

Hayatlarımızı şiddet cenderesine, aileye sıkıştıran, bütün politikasını bu erkek egemen kurguyla yapan siyasal iktidar ülkedeki bütün kadınlara hesap vermelidir. Devlet cenahından yapılan açıklamaların hiç birini bu nedenle kabul etmediğimizi, ciddiye almadığımızı buradan söylemek isteriz.

On sekiz yıllık AKP iktidarı biz kadınlar için içinde güvenle yaşayabileceğimiz bir ülke bırakmadı. Şiddet yaşamın kendisi haline getirilirken uygulanan muhafazakar politikalar kadınlara eşitliğin olmadığı bir ortam sundu. Bizzat Cumhurbaşkanı tarafından sürekli söylenen eşit olmadığımıza dair vurgu, bizlere şiddet, taciz, tecavüz, yoksulluk ve ölüm olarak döndü.

Bir devletin kadınları ısrarla sıkıştırdığı şiddet cenderesinin sonuçları bunlar. Kadınları korumayan, uğradığı ya da uğrayabileceği şiddetle onları baş başa bırakan, hatta ve belki de daha önemlisi şiddeti bizzat yaratan ve körükleyen sisteminiz öldürdü Emine’yi.

O yüzden şimdi siyasal iktidarın bütün temsilcileri susun. Tek bir kelime bile etmeyin. Söyleyeceklerinizi  biliyoruz ve artık duymak istemiyoruz.

Bugün Emine’nin, kız kardeşimizin yasını tutacağız. Ama susmayacağız. Tıpkı daha önce yaptığımız gibi diğer kadın cinayetlerinde olduğu gibi… 

Emine’nin ‘ölmek istemiyorum’ diyen çığlıkları kulaklarımızda, yaşam hakkımızı savunacağız. Nafaka ile ilgili değişiklik yapmanıza izin vermeyeceğiz, 6284 sayılı Yasaya dokunamayacaksınız, İstanbul Sözleşmesinden çekilmenize engel olacağız. Aile içinde çizdiğiniz o sınırda yaşamayı kabul etmeyeceğiz."

İSTANBUL - AVCILAR

İstanbul’un Avcılar ilçesinde Kent Konseyi çağrısıyla Havuzlar Meydanı’nda bir araya gelen demokratik kitle örgütü temsilcileri, kadın cinayetlerine tepki gösterdi. CHP Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli’nin de katıldığı eylemde bir basın açıklaması okundu.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Sabah saatlerinde sosyal medya hesaplarına bir kadının, bir çocuğun çığlıkları düştü. Çocuğunun gözünün önünde öldürülen Emine Bulut’un görüntüleri ise her yerde… Artık sadece ölüm haberine değil, nasıl öldüğüne de tanıklık etmek durumunda kaldığımız bir gündeyiz.

Kırıkkale'de 38 yaşındaki Emine Bulut eski eşi Fedai Baran tarafından, kızının gözleri önünde öldürüldü. Emine Bulut'un son sözü ise bugüne kadar öldürülen her kadın gibi ‘ölmek istemiyorum’ oldu. Kimse bu cinayetten kendini aklayamaz: Kadın katillerine indirim uygulayanlar, haklarımıza saldıranlar, Emine'nin cinayetine ortaktır. Boşanmaları engellemeye çalışan, boşanan kadınları ‘ahlaksız hayatlar yaşamakla’ suçlayan, nafakayı kaldırmaya çalışan, 6284 sayılı Koruma Yasası ile alınan koruma kararlarını kadınların suistimal ettiğini söyleyen, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilelim diyen siyasal iktidar ve onların yanındakiler duydunuz mu Emine’nin çığlıklarını?

İktidarın kadınlara çizdiği muhafazakar sınırlar nedeniyle öldürüldü Emine Bulut. Hükümet, ‘Bu ülkede kadınların öldürülmesine izin vermeyiz, yasaları güçlendiririz, bir kadının burnu kanasa devlet onu oradan alır, güvenli bir yere yerleştirir ve asla erkeği haklı görmez’ demediği için, bu ülkede her gün kadınlar öldürülüyor. Siyasi iktidarın 18 yıldır söylediği aile, ailenin kutsallığı, aileleri koruma siyaseti kadınların ölümü demek. Bunu bugün Türkiye bir kez daha gördü.

Emine’nin ölümü ile ilgili haberler sosyal medyada yer aldıktan sonra ‘cani eski koca’, ‘cezasını bulacak’, ‘yargılanacak’, ‘erkeklik bu değil…’ gibi sözler yükselmeye başladı bile… Bunlara bizim karnımız tok. Bu bir cani adam cinayeti değil, sinirlerine hakim olamamış ruh hastası bir adamın yaptığı münferit bir cinayet ise hiç değil. Devletin kadınları ısrarla sıkıştırdığı şiddet cenderesinin sonuçları bunlar. Kadınları korumayan, uğradığı ya da uğrayabileceği şiddetle onları baş başa bırakan, hatta daha önemlisi şiddeti bizzat yaratan ve körükleyen sistem öldürdü Emine Bulut’u.

O yüzden şimdi siyasal iktidarın bütün temsilcileri susun, tek bir kelime bile etmeyin. Söyleyeceklerinizi biliyoruz ve artık o sözleri duymaya tahammülümüz kalmadı. Biz kadınlar, bugün Emine’nin, kız kardeşimizin yasını tutuyoruz. Tıpkı diğer kadın cinayetlerinde olduğu gibi susmayacağız. Emine’nin ‘ölmek istemiyorum’ diyen çığlıkları kulaklarımızda, yaşam hakkımızı savunacağız. Nafaka ile ilgili değişiklik yapmanıza izin vermeyeceğiz, 6284 sayılı yasaya dokunamayacaksınız, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenize engel olacağız. Aile içinde çizdiğiniz o sınırda yaşamayı kabul etmeyeceğiz.

 Çünkü biliyoruz; İstanbul Sözleşmesi feshedilsin diyenlere, kadınları şiddet gördüklerinde başvurabilecekleri mekanizmalardan yoksun bırakmak isteyenlere, kadın istihdamını arttırıcı politikalar geliştirmek yerine kadınların nafaka hakkına göz dikenlere, şiddeti, tacizi, tecavüzü, çocuk istismarını engellemek yerine kadınların kazanılmış haklarını ellerinden almaya çalışanlara karşı bizler kadın mücadelemizi yükseltmez isek ölmeye devam edeceğiz!”

MERSİN

Mersin Kadın Platformu’da kadın cinayetlerine tepki göstermek için sokağa çıktı. Pozcu İş Bankası önünde toplanan kadınlar, burada “Kadın cinayetleri politiktir”, "Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz" ve "Emine Bulut isyanımızdır" sloganı attı.

Yapılan basın açıklamasında ise şu ifadelere yer verildi:

“Bu ülkede kadın katliamı var. Bu ülkede kadınlar erkekler tarafından her gün, herkesin gözleri önünde sistemli olarak öldürüyor.

Ama kadınlar ölmek istemiyor! Bizler yaşamı istiyoruz!

Emine BULUT hepimizin gözleri önünde öldü. Son sözü ‘ölmek istemiyorum’du.

Bir kadın katledilirken son sözü ‘ölmek istemiyorum’ ise, bugün burada bu saatte Mersin’de yan yana gelmişsek ve dişlerimiz kenetli, yumruklarımız sıkılmışsa bu yan yana geliş bir öfke çığlığı olacak ve Emine BULUT’u öldüren düzen artık yerle bir olacaktır.

Sözlerimizi isyanımızla birleştirip, öfkemizi mücadeleye dönüştüreceğiz.

Emine BULUT’un katlinde kimlerin eli var biliyoruz. Emine BULUT’u kim öldürdü biliyoruz!

Kadınların yıllarca mücadele ederek kazandığı hakları yok etmeye çalışan, İstanbul Sözleşmesini kasti olarak uygulanmayan, hayat kurtaran 6284 sayılı yasayı tartıştıran, kadınları evliliğe mahkum etmeyi amaçlayan, nafaka hakkını kısıtlamak için kanun metinleri yazan kadın düşmanı erkek iktidar tutuyor bir ucundan;

Kadına yönelik şiddeti engelleyen 6284 sayılı yasayı ve İstanbul Sözleşmesi’ni hedef alan yayınlar yapan yandaş basın var bir ucunda

Aile Hukuku alanında zorunlu arabuluculuğun yasalaştırılmaya çalışıldığı bir ortamda; kadına yönelik şiddet dosyalarını uzlaştırmaya sevk eden, kadın cinayeti davalarında ‘bana hakaret etti o yüzden öldürdüm, aşırı seviyordum öldürdüm’ diyen erkeklerin yalanına tahrik indirimi ile prim veren, mahkeme salonlarında giyilen takım elbiselere kıyamayan, ‘iyi hal indirimlerini’ esirgemeyen erkek yargı var diğer ucunda.

2019 Temmuz ayında 31 kadın öldürüldü. Yani her gün bir kadın erkekler tarafından öldürüldü. Daha dün sabah Konya'da Tuba ERKOL 20 yerinden bıçaklayarak öldürüldü katil Bekir ERKOL tarafından. Tuba ERKOL’un 9 yaşındaki kızı ise ‘Annemsiz uyuyamam ki. Onsuz nasıl yatarım? ‘ diyordu. Tıpkı Emine BULUT’un küçük kızının ‘anne ölme’ dediği gibi.

Artık bir şeyler değişecek. Annelerinin başında çığlık atan küçük kız çocuklarına bir söz veriyoruz. Kanlar içindeki annesine ‘anne lütfen ölme’ diyen o küçük kıza borçluyuz. Kadın erkek eşitliğinin sağlandığı, kadına yönelik şiddetin son bulduğu bir hayatı borçluyuz bu kız çocuklarına.

Kamusal alanları, kentlerimizi, yaşam alanlarımızı, hayatlarımızı elimizden almaya, bizleri eve hapsetmeye çalışanlara, Ceza Kanunu ve Medeni Kanun’da bin bir emek ve mücadeleyle elde ettiğimiz kazanımlarımızın geriletilmesine, 6284 sayılı ailenin korunması ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi yasasını aileyi dağıttığı, erkeği mağdur ettiği gerekçesiyle değiştirmek isteyenlere, haksız tahrik indirimlerine hız kesmeden devam eden eril yargı mekanizmasına ve yaşam tarzı bahanesiyle kadın cinayetlerini meşru gösterenlere, bizi babayla kocayla tanımlayanlara, işsiz bırakıp itaate zorlayanlara, nafaka hakkımıza göz dikip bizi şiddet gördüğümüz, mutsuz olduğumuz aile düzeni içine sıkıştırmaya çalışanlara susmaya hiç niyetimiz yok! Ve buradan haykırıyoruz; Artık bir kişi daha eksilmeyeceğiz. Ölmeyi değil, hayatı istiyoruz! Öfkemizle, isyanımızla, mücadelemizle cinayeti değil boşanmaları engellemeye çalışan kadın düşmanı politikalara karşı duracağız.

Kadınların bu ülkede can güvenliği sorunu varken bizler yaşam hakkımız için sokaklarda, meydanlarda, adliye koridorlarında olmaya devam edeceğiz. ‘İtaat değil, isyan ediyoruz, ölmek istemiyoruz’ diyerek ‘Bir kişi daha eksilmeyeceğiz’ diyerek kadın dayanışmasını ve mücadelemizi yükselteceğiz.”