Jeoloji Mühendisleri Odası: Fay zonları üzerindeki kentler boşaltılmalı

Jeoloji Mühendisleri Odası, Türkiye’de art arda yaşanan depremlerle ilgili fay zonları üzerinde bulunan kentlerin boşaltılması ve Meclis’te fay yasası çıkarılması çağrısı yaptı. İnşaat Mühendisleri Odası ise deprem yönetmeliğine uygun yapıların inşa edilmesinin hayati önem taşıdığını söyledi.



25-02-2020 08:13

Elazığ’da merkez üssü Sivrice olan 6.8 büyüklüğündeki depremde 41 kişi hayatını kaybetmiş, binin üzerinde kişi ise yaralanmıştı. 24 Ocak’ta meydana gelen depremden sonraki günlerde de bölgede iki binin üzerinde artçı sarsıntı meydana geldi.

Elazığ ve Malatya’da yapılan hasar tespit çalışmaları kapsamında 633 bina yıkıldı; 10 bin 492 binada ağır hasar, 621 binada orta ve 41 bin 522 binada da az hasar tespit edildi. Acil olarak yıkılması gereken bina sayısı ise 820 olarak açıklandı.

Elazığ depreminden dört gün sonra Manisa’da 4.8 büyüklüğünde bir deprem yaşandı. Manisa’daki depremin ardından artçı sarsıntılar hâlâ devam ediyor. Son olarak üç gün önce merkez üssü Kırkağaç olarak belirlenen 3.8 büyüklüğündeki deprem ile Manisa yeniden sarsıldı. Deprem İzmir ve Antalya’da da hissedilirken herhangi bir mal ve can kaybı yaşanmadı.

Elazığ ve Manisa’nın ardından bu kez deprem Van’ı vurdu. Merkez üssü İran’ın Hoy kenti olan 5.9 büyüklüğündeki depremde, Van’a bağlı sınır köylerinde yaşayan 9 kişi hayatını kaybetti; 37 kişi yaralandı. Depremde birçok ev ve ağır da yıkıldı.

‘KAMUSAL VE TOPLUMSAL DENETİM YOK’

Duvar’dan Müzeyyen Yüce’nin haberine göre, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Hüseyin Alan, Türkiye’de bina çökmelerinin 4 ana nedenini şu şekilde açıkladı: “İlk olarak zemin etüdü araştırması yapılmaması diyebiliriz. Binaların fay zonlar, heyelanlı alanlar üzerine yapılması en büyük etkenlerden bir tanesi. İkinci olarak da taşıyıcı sistem yapımızı ve geometrimizi iyi ayarlamıyoruz; yani iyi statik hesaplar yapmıyoruz. Üçüncü olarak da kullanılan malzemelerin ve işçiliğin çok kötü olması. Son ana neden de kamusal ve toplumsal denetimin olmayışı. En büyük zafiyette burada. Bu 4 ana nedenin birlikte çalışmaması nedeniyle Türkiye’de kentlerimiz yaşayan insanlarımız için birer risk avlusuna dönüşmüş durumda” dedi.

’18 KENT FAY ZONLARI ÜZERİNDE’

Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğü’nün 2012 yılında yayınladığı Türkiye Diri Fay Haritası’nı işaret eden Alan, 18 kent, 80’i aşkın ilçe, 502’yi aşkın köyün doğrudan fay zonları üzerinde bulunduğuna, bu zonlar üzerinde yüz bini aşkın binanın yer aldığına dikkat çekti. Alan, fay hatları veya zonları üzerinde yer alan binalarda yaşayan birçok yurttaşın her an olabilecek bir depremde hayatını kaybetme riski olduğunun altını çizdi.

Elazığ ve Van’da meydana gelen depremlerde çöken binaların da fay zonları üzerinde bulunduğuna vurgu yapan Hüseyin Alan, “7 vatandaşımızın yaşamını yitirdiği Özpınar mahallesi, fay hattının tam üzerine kurulmuş. Yine Güvendik, Gelenler, Bilgeç, Ömerdağı ve Kaşkol mahalleleri yerleşim alanlarının Başkale-Khoy Fayı zonuna çok yakın mesafelerde kurulduğu görülmüştür. Özpınar’da ne yaparsanız yapın yıkılacaktı. Sivrice depreminde de zarar gören bütün köyler fay zonların üzerine oturan ya da bitişik olan köyler. Çevrimtaş köyü doğrudan fay zonlarının üzerine oturuyor” dedi.

‘FAY YASASI ÇIKARILMALI’

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ‘fay yasası’ çıkarılması için çağrıda bulunan Hüseyin Alan, 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun’unda değişikliğe gidilmesini talep etti. Alan sözlerini şöyle sürdürdü: “Fay zonları üzerindeki binalar kentsel dönüşüme tabii tutularak boşaltılmalıdır. Bu alanlara, insani kullanım amaçlı yapıların yapılması önlenmelidir. Kentsel dönüşüm uygulamalarına öncelikli bu alanlardan başlayarak, bugün yaşadığımız depremden kaynaklı yıkımlardan ve acılardan toplumun korunması sağlanmalıdır.”

‘MÜHENDİSLİK HİZMETİ ALMAYAN BİNLERCE YAPI VAR’

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Başkanı Cemal Gökçe ise, Türkiye’de sorunun depreme dayanıklı konutların üretilmemesinde olduğunu söyledi. Başta İstanbul olmak üzere yapı stokunun deprem güvenlikli olmadığını belirten Gökçe, “Binalar çürük. İmar affı kapsamında hiç mühendislik hizmeti almayan binlerce kaçak yapı affedildi. Bu binaların depremde ayakta kalma şansı da yok” dedi. Ülkedeki tüm binaların mühendislik kuralları ve ilkeleri ile deprem yönetmeliklerine uygun hale getirilmesi gerektiğine dikkat çeken Gökçe, kırsaldaki yapıların da güçlendirilmesine vurgu yaptı.

‘KIRSALDA EVLERİN DEPREM GÜVENLİĞİ YOK’

Elazığ ve Van depreminin vurduğu kırsal kesimlerdeki kerpiç evlerin tekniğe uygun yapılmadığını belirten Gökçe, “Samanla harmanlanması gereken kerpiç evler, samanın maliyetinden dolayı yapılamıyor. Araziden toplanan taşların çamur harcıyla üst üste konarak örülen duvarların üzerleri kapatılmış. İnsanlar o evlerde oturmuşlar. Kırsal alanlardaki evlerin deprem güvenlikleri yok. Bu nedenle kırsal alanlarda 6 ve üzeri bir deprem ile karşılaştıkları takdirde ciddi ölçüde can kaybı ortaya çıkacak” dedi.

‘HASAR GÖRMEYECEK YAPI YAPMAK MÜMKÜN’

İMO Başkanı Gökçe, fay hatları üzerinde kurulu kentlerdeki bina güvenliğine ilişkin de şunları söyledi: “Siz yapacağınız yapıları deprem yönetmeliğine uygun, deprem kuvvetlerini ve zemin şartlarını dikkate alarak proje yaparsanız, o projedeki standartlara uygun malzeme kullanırsanız, yapı üretim sürecinde yapıyı yeterli ölçüde denetlerseniz yapınız depremde can kaybını ortaya çıkarmaz. Biz inşaat mühendisleri olarak depremde hasar görmeyecek bir yapıyı ovada, suyun altında, bataklıkta kısacası her yerde size yapabiliriz, bu mümkün.”