Jean Laffitte’den bir başyapıt: Yoldaşlık, faşizmden büyüktür!

Eşi Madeleine’i ve birçok yoldaşını Nazi toplama kamplarında kaybeden Jean Laffitte, koşullar ne olursa olsun yaşamaya ve direnmeye devam etmenin yollarını; bizzat kendi hikâyelerini anlatıyor okura. İki işkence arası antifaşizm mücadelesine 1 nefer daha örgütleyen komünistlerin, yurtseverlerin zindanlara boyun eğmeyen anısı, umudumuz üstüne umut ekliyor.



01-08-2021 02:49

Şilan Geçgel

Mauthausen toplama kampı,  Yukarı Avusturya'da Linz kentinin doğu tarafında Almanlar tarafından inşa edilmiş büyük bir toplama kampıdır. Nazi Almanya’sının en büyük kampı olan bu yer, birçok kaynakta; diğer toplama kamplarına örnek teşkil etmesi amacıyla her türlü “uslandırma” yönteminin sorgusuz sualsiz kullanıldığı bir yer olarak da bilinir.

Mauthausen, topluma faydasız olarak görülen, Nazi Almanya’sına düşmanlık faaliyeti içerisinde olan; başta Yahudiler, antifaşistler ve komünistler olmak üzere yüzbinlerce insanın katledildiği bir işkencehanedir. Nazi yanlısı tarih kaynaklarında “çalışma kampı” olarak kayda düşülen bu kamp; gaz odaları, ölüm merdivenleri, uçurumdan atılan veyahut bir duvar dibinde kurşuna dizilen onlarca insan, onlarca hayat demektir aynı zamanda.

Birbirinden kıymetli birçok mücadele romanını okurla buluşturan Yordam Edebiyat, geçtiğimiz günlerde Fransız Komünist Partisi militanı Jean Laffitte’nin, Eylemciler isimli romanını okurla buluşturdu. Türkçe çevirisinde Okay Gönensin imzası taşıyan bu eser, düne dair kimi devrimci notlar alınacak bir pusula olmasının yanı sıra, yarını da öngörmeye yarayacak bir başyapıt olma özelliği taşıyor.

Laffitte’nin, kendi öz yaşam öyküsünü anlattığı bu anı-roman, yazarın, “sıradan” bir pastacı iken sosyalizm mücadelesi ile tanışıp, Fransız Komünist Partisi militanı olması ile başlıyor. Partide önemli örgütsel görevler üstlenen yazarın, Paris sokaklarından zindanlara, oradan Mauthausen toplama kampına uzanan hikâyesi okurla paylaşılıyor.

Fransa’da Nazi işgaline karşı antifaşist direniş hattının odağında yer alan Fransız Komünist Partisi, mücadelesine soluksuz devam ederken; komünist hareketi büyütmeye ve dolayısıyla da örgütlenmeye devam ediyorlar. Fransız Komünist Partisi’nin gündelik işleyişi; Laffitte’nin bir örgüt yöneticisi olarak Partiye, yoldaşlarına, mücadeleye olan bağlılığı ve yeraltı mücadelesi sırasında gösterdiği yüksek gayret, okuru, sayfaları peş peşe çevirmeye zorluyor. İşgalciler, dört yanı sarmış, halkın yoksulluğu arşa çıkmışken; komünistler, tüm zorluklara rağmen ekmek kavgasını sürdürmekten ve antifaşist mücadele bayrağını açmaktan geri durmuyor.

Her gün onlarca komünist ve antifaşistin işkence gördüğü, tutuklandığı; baş eğmeyenlerin başlarının ezileceğini yazan resmi bildiriler Paris sokaklarında dağıtılırken; düşmanın eline düşen yoldaşlarından ise şöyle bahsediyor yazar:

“Oysa, savaşta düşen arkadaşlarının üzerine eğilmeleri olanaksızdır savaşanların, sürekli ilerlemeleri gerekir.” (Sayfa: 43) Ve ekliyor:

“Önemli olan boş yerin anında doldurulmasıdır. Mücadelenin bu zorunluluğu, bizi, bir insana beslediğimiz kişisel duygularla değil, o insanın yerine getirmekte olduğu görev açısından yargıda bulunmaya götürür.” ( Sayfa:44)

Bir komünist/ solcu Partide işler nasıl yürür?, Faşizm döneminin Parti kadrosu kimdir?, Bir eylem nasıl örgütlenir? Yoldaşlık nedir? gibi sorulara bu anı-romanında, bir dostla söyleşir gibi yanıt veren Laffitte, bana kalırsa, bugünün mücadele edenlerine önemli ipuçları verme görevini layığıyla üstleniyor.

Tutuklanmasının ardından, kendi kaldığı zindanda, kendinden önce kalan ve öldürülen yoldaşlarını anarken; okurun zihninde zindan duvarlarına şefkatle dokunan Laffitte’nin belirmesi ise olası. Zihnimizde sanki gözümüzle görmüşüz gibi canlanan bu an; bizi Türkiye Komünist Partisi militanı Zehra Kosova’nın, kaldığı zindanın duvarlarında yoldaşlarının isimlerini görünce yaşadığı mutluluğu anımsatıyor. [1]

Jean Laffitte’den Zehra Kosova’ya, Fransız Komünist Partisi’nden Türkiye Komünist Partisi’ne… Farklı ülkelerde, farklı zindanlardan geçen devrimcilerin; sosyalizm mücadelesi sayesinde aynılaştırdıkları inanç, irade ve tevazu birliğini bir kez daha hatırlatıyor.

Eşi Madeleine’i ve birçok yoldaşını Nazi toplama kamplarında kaybeden Jean Laffitte, koşullar ne olursa olsun yaşamaya ve direnmeye devam etmenin yollarını; bizzat kendi hikâyelerini anlatıyor okura. İki işkence arası antifaşizm mücadelesine 1 nefer daha örgütleyen komünistlerin, yurtseverlerin zindanlara boyun eğmeyen anısı, umudumuz üstüne umut ekliyor.

Önce pastacı, sonra komünist Laffitte, toplumcu gerçekçi edebiyatın da önemli isimlerinden olan bir devrimci- yazar olarak; emekçilerin, gençlerin, yeraltında mücadele veren militanların, yurtseverlerin, komünistlerin, yoldaşlarını yarı yolda bırakmayan önderlerin hikâyelerini anlatıyor.

Günde bir öğün yemek yiyebilmek için saatlerce maden ocağında dövülerek çalıştırılanların; gizlice içtikleri bir nefeslik sigara keyfi yanağımıza bir gülücük kondururken; sigara kullanmayan benim gibi birçok okurun da, Laffitte ve yoldaşları anısına bir sigara yakıp, derin bir nefes çekesi geliyor.

Künye: Eylemciler, Jean LAFFITTE, Çev. Okay GÖNENSİN, Haziran 2021, Yordam Edebiyat, 320 Sayfa

 

 

[1] Zehra Kosova, Ben İşçiyim, Yayına Hazırlayan: Zihni Anadol, Temmuz 1996, İletişim Yayınları.