İzmir'de nefret saldırılarına karşı ortak açıklama

Türkiye'de artarak devam eden nefret saldırılarına karşı İzmir'de bir basın açıklaması düzenlendi.



16-03-2021 22:57

Tunahan Alıç

İzmir’de Kızıl Okyanus, Türkiye İşçi Partisi (TİP), Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve 20 Kasım Platformu son günlerde yaşanan translara yönelik nefret suçları hakkında ortak basın açıklaması yaptı. İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi’nde yapılan açıklamada fail Emre Bozkurt'un kezzaplı saldırısına uğrayan trans kadın Asya ve geçtiğimiz günlerde cansız bedeni bulunan Miraş Güneş'e dikkat çekilerek faillerinin hak ettiği cezayı alması istendi. 

Kızıl Okyanus aktivisti İsmail Temel'in okuduğu açıklamada şu ifadelere yer verildi: 

İŞKENCEYE KARŞI DAYANIŞMA ÇAĞRISI

"Son iki hafta içinde sadece trans kadınlara yönelik 3 nefret saldırısı gerçekleşmiş ve valilerce 8 Mart alanlarına da LGBTİ+ onur bayraklarını sokmak yasaklanmıştır. 6 Mart günü 'Büyük Kadın Buluşması' mitingine katılmak isteyen trans kadınlara İstanbul Emniyeti "siz kadın değilsiniz, katılamazsınız" diyerek saldırmış, eylem sonrası da taksi ile evlerine dönen trans kadınların önünü keserek, kamusal alanda trans kadınları işkence ederek gözaltına almıştır. Gözaltına alınan 3 trans kadından ikisine ev hapsi, birine denetimli serbestlik her birine de yurt dışına çıkma yasağı verilmiştir. İstanbul Emniyeti'nin işkenceli gözaltı işlemlerini teşhir ediyor ve işkenceye karşı tüm kamuoyunu dayanışmaya çağırıyoruz"

'KADIN SANDIM, ERKEK ÇIKTI' SAVUNMASI

"Ayrıca İstanbul Emniyeti'nin gerçekleştirdiği transfobik saldırıya mazeret olarak ürettiği ifadeleri nefret suçu işleyen faillerden çok iyi biliyoruz. 2 Mart günü trans kadın Asel'e silah zoru ile cinsel saldırı da bulunan Harun S. adlı kişinin yaptığı savunma yaşanan en son örnektir. Taciz faili Harun S. açıklamasında, "kadın sandım, erkek çıktı" savunmasını yaptı ve serbest bırakıldı! İstanbul Emniyeti'nin bu transfobik ifadeleri katillerin kendini aklamak için yargı önünde kullandığı "kadın sandım, erkek çıktı" söylemi ile aynıdır ve güç aldıkları noktada erkek egemen heteronormatif iktidardır. Tüm kamuoyunu erkek egemen iktidarın sorumlusu olduğu trans cinayetlerine, transfobiye ve polis işkencesine karşı transların yanında durmaya çağırıyoruz. 

'EMRE BOZKURT NEFRET SUÇU KAPSAMINDA YARGILANMALI'

"İstanbul Emniyeti’nin gerçekleştirdiği bu transfobik saldırı sonrasında, 9 Mart günü de 17 yaşında mülteci bir trans kadın olan Asya, onun mülteci ve trans kadın olduğunu bilen Emre Bozkurt tarafından kezzap ile gerçekleştirilen nefret saldırısına uğradı. Asya uğradığı nefret saldırısı sonucunda bir gözünün görme yetisini tamamen kaybederken, bir diğer gözünün de görme yetisini kısmen kaybetmiştir. Fail Emre Bozkurt ise gerçekleştirdiği nefret saldırısından günler sonra Kocaeli’nde yakalanıp, 'kezzap atma sureti ile kasten yaralama' dan tutuklanmıştır. TCK 122. maddesine göre ırk, devlet, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, ideoloji, felsefi inanç, din veya mezhepten kaynaklanan ayrımcılık ve saldırılar nefret suçudur. Emre Bozkurt nefret suçundan yargılanmalıdır. Çünkü gerçekleştirdiği canice bir saldırıdır ve nefret suçudur. Tüm kamuoyunu, Emre Bozkurt'un nefret suçu kapsamında yargılanması için birlik olmaya ve Asya için adalet istemeye çağırıyoruz." 

"Asya'nın uğradığı bu saldırıdan hemen sonra 12 Mart günü İzmir, Bornova'da Miraş Güneş isimli trans bir kadının kendi evinde katledildiğini öğrendik. Bu cinayet sonrası 3 kişi gözaltına alındı. İzmir Kızıl Okyanus LGBTİ+ olarak, Miraş Güneş'i katleden failden veya faillerden hesap soruluncaya dek Miraş Güneş için adalet aramaya devam edeceğiz."  

'HİÇBİRİ NEFRET SALDIRILARININ İLKİ DEĞİL'

"Miraş, Asya, Asel ve işkence ile gözaltına alınan 3 trans kadın... Hiçbiri nefret saldırılarının ilki olmadı. Türkiye'de son 13 yılda 60'a yakın trans katledildi ve bunlar sadece kayıtlara geçmiş olan sayılar. Erkek egemen faşist iktidarın 2015 yılında Onur Yürüyüşü'ne yaptığı ilk saldırıdan sonra o zamanın inkâr politikası, bu saldırıdan sonra nefret politikasına dönüşmüştür ve bu politikaların sebebi olarak da nefret saldırıları artmış ve meşrulaştırılmaya çalışılmıştır. Tüm kamuoyuna açık çağrımızdır: “Her birimiz biliyoruz ki bugün yargı erktir, erildir ve egemen olanların çıkarına göre işlemektedir. Bir grup egemen azınlığın çıkarına göre işleyen yargı organı; ne kadın cinayetleri ne nefret suçları ne iş cinayetleri ne de toplu katliamlar için hiçbir zaman gerçek bir adalet sağlayamamıştır. Keza zaten eğer ki sağlayabilseydi bugün Hande Kader'i katleden katil veya katiller dışarıda serbestçe dolaşamayacaktı. Türkiye'nin ilk eşcinsel namus cinayeti olarak kayıtlara geçen Ahmet Yıldız'ı 12 yıl önce katleden babası bulunabilecekti ve Ahmet Yıldızın hesabı sorulabilecekti. 400 günü aşkın bir süredir kayıp olarak aranan Gülistan Doku bulanabilecek ve Gülistan Doku'yu katleden Zainal Abarakov yargılanabilecekti." 

"Yargı eğer ki egemen olan azınlığın çıkarlarına göre işlemeseydi; bugün Ankara, Suruç ve Roboski gibi toplu katliamların sorumluları bulunabilir ve tüm sorumlulardan hesap sorulabilirdi. Yargı eğer ki egemen olan azınlığın çıkarlarına göre işlemeseydi; Soma, Ermenek ve Davutpaşa gibi iş cinayetlerinin tüm sorumlularına hak ettikleri cezalar verilebilirdi. Ancak yargı bu düzen içinde hiçbir zaman ezilen, ötekileştirilen ve sömürülen insanların lehine işlemedi. Biliyoruz ki adalette hiçbir zaman beklemekle gelmeyecektir. Emniyetinden asayişine, medyasından trollerine, kayyumlarından bakanlarına; bu düzen içinde egemen olup, birçok saldırının da işbirlikçisi ve sorumlusu olanlar ile ama bugün ama yarın hesaplaşacağız."