İzmir'de doğa katliamına tepki: 'Dünya mirası Kaz Dağları'ndan elinizi çekin!'

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından Kaz Dağları'ndaki doğa katliamına ilişkin yapılan açıklamada, "Tıraşlanan orman alanının bir an önce ağaçlandırılarak eski haline kavuşturulması gerektiğini düşündüğümüzü kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz” denildi.



08-08-2019 20:48

Özlem Özcan - İzmir

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından Kaz Dağları’ndaki doğa katliamına yönelik yapılan açıklamada, “Kaz Dağları’nda henüz siyanürle açık altın madenciliği ile onarılamaz tahribatlara neden olmadan, verilen iznin iptal edilmesi, tıraşlanan orman alanının bir an önce ağaçlandırılarak eski haline kavuşturulması gerektiğini düşündüğümüzü kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz” denildi.

Çanakkale Kirazlı’da altın madeni çıkarmak için yapılan çevre katliamına tepkiler sürüyor. İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde bir basın açıklaması yapıldı.

Birleşim adına açıklamayı İzmir Orman Mühendisleri Odası Şube Başkanı Sabahattin Bilge okudu. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Yeryüzündeki yaşam sürekliliğinin teminatı ve canlıların evi olan ormanlar, artan insan nüfusunun etkisiyle halen yok edilmektedir. Bu yok oluş yapılırken içtiğimiz suda, soluduğumuz havada, bir ekosistem olarak ormanların yaşamsal önemi yok sayılmaktadır. Bunun en yakın örneği Kazdağı ekosisteminin içinde yer alan Kirazlı Akın Maden sahasında yaşanmış, şimdiden 204 hektar (yaklaşık 300 futbol sahası kadar) orman alanı vahşi madenciliğe kurban edilmiştir.

Kaz Dağları; endemik tür zenginliği yüksek, yani dünyada sadece ülkemize has türlerin yoğun olarak bulunduğu, biyolojik çeşitliliği çok yüksek olan bir bölgedir. Önemli bitki alanlarını içinde barındırır. Kaz Dağları’nda 800 civarında bitki türü tespit edilmiştir. Bu türlerin 79 adedi endemiktir. Bilimsel adı Abiesequi-trojoni olan Kazdağı Göknarı, adını Kaz Dağından alır ve dünyada sadece Biga Yarımadası üzerindeki lokal bölgede yayılış gösterir. Bu bölge 40 adet memeli türüne ek olarak, 15 amfibi(iki yaşamlı) ve sürüngen familyasından 34 türe ait 190 örnek ve 147 kuş türüne ev sahipliği yapmaktadır.

Kanadalı maden şirketi Alamos Gold'un sahibi olduğu Doğu Biga Madencilik Şirketi’ne 600 hektarlık alanda işletme ruhsatı verilen alan Çanakkale’nin Merkez ve Bayramiç ilçesi sınırlan içinde kalmaktadır. Aladağ ve Kirazlı Orman İşletme Şefliklerindeki sahanın tamamı kızılçam, karaçam ve meşe türlerinden oluşan verimli ormanlık alanıdır. ÇED raporuna göre, 45.650, Orman Genel Müdürlüğü'ne (OGM)  göre 13.400, TEMA Vakfı'na göre ise 195.000 ağacın kesildiği ifade edilmiştir. Oysa en kolay bir şekilde Kirazlı ve Aladağ Orman İşletme Şefliği Orman Amenajman Planlarındaki bilgiler kullanıldığında, kesilen ağaç miktarının TEMA Vakfı'nın açıkladığı rakamdan daha fazla olduğu ortadadır. Kesim yapılan 204 hektarda 13 400 hektar ağacın kesilmiş olması demek, 1 hektar alanda 66 ağaç olduğu anlamına gelmektedir. Özellikle genç ormanların yoğun olduğu bu alanda bu sayıda ağaç olması alanın bozuk orman karakterinde olduğu anlamına gelir. Ormancı olmayanların bile uydu görüntülerinde şöyle bir bakması açıklanan 13.400 ağaç sayısının doğru olmadığını görmeye yetmektedir.

Proje alanını ‘Çanakkale’ye 35 km, Kaz Dağları’na 40 km, Çanakkale’nin içme suyunu sağlayan Atikhisar Barajı’na 14 km mesafededir; bu sebeple olumsuz bir durum yoktur’ şeklinde yapılan açıklamalar bir başka talihsizliktir. Özellikle 204 hektarlık alanda tüm ağaçların kesilmesini, toprağının sıyrılmasını orman tahribatı olarak değerlendirmeyen, ormancılık bilimiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan açıklamalar ormancılık mesleği için iç karartmaktadır. Halen ormanların birbirine zincirleme bağlı ilişkilerin olduğu bir ekosistem olduğunun anlaşılmadığını göstermektedir. Bir orman sadece sınırları içerisinde etki yapan, değer üreten bir varlık değildir. Bu örnekte, Kaz Dağları yöresel bir dağ silsilesi olup, ormanı, merası, tarım alanları ve yerleşim alanları ile bir bütündür. Bu bakımdan belirlene maden sahasının bulunduğu alan önce bölgeden, ardından ilişkili diğer ekosistemlerden ayrı tutulamaz.

Diğer yanlış olan husus Atikhisar Barajı'na 14 km uzaklıkta olduğu için olumsuz etki olmadığının ifade edilmesidir. Bu açıklama ile madenin yaratabileceği olası tüm olumsuzluklardan etkilenecek bir konumda olduğu, maden sahasının Atiker Barajı su toplama havzasını da kapsadığı, patlayıcılarla yeraltında su kanallarının değişeceği, bu esnada kayaların oksitlenmesi ve yağmur suları ile etkileşimi sonrasında havzaya gidecek ağır metallerin olacağı göz ardı edilmektedir. ABD'de bile sıkı önlemlere rağmen maden sahalarının %78’inden ağır metallerin suya karıştığı tespit edilmiştir. Ayrıca adeta dev kimyasal fabrika olan büyük siyanür havuzlarının orada açık olarak kalacağı, oluşacak buharlaşmanın çevreye etkisi, iklim değişikliğinin etkilerinin sorulduğu günümüzde aşırı yağışlar olması halinde olası bir taşkın sonucu bunların yer altı sularına karışması olasılığı dikkate alınmamaktadır. Cevher / atık oranı yüksek olan Altın madenciliği, doğayı en fazla olumsuz etkileyen madencilik türüdür. Açık işletme sırasında, yaklaşık 1.5 gr altın için 3-4 ton su kirletilerek kullanılmakta ve ağır metalleri (cıva, arsenik, molibden, kadmiyum, vb.) açığa çıkarılmış yaklaşık 2 ton atık (pasa) doğaya ve havzaya bırakılmaktadır. Bu atıkların nasıl bertaraf edileceği veya bertaraf etmemenin yaratacağı kamusal zararların kimlerce tazmin edileceği hiç tartışılmamakta, adeta sözlerden kaçırılarak, ‘ülke ekonomisine’ katkı yapıldığı iddia edilmektedir.

Yukarıda belirtilen gerçekler göz önüne alınarak, Kaz Dağları’nda henüz siyanürle açık altın madenciliği ile onarılamaz tahribatlara neden olmadan, verilen iznin iptal edilmesi, tıraşlanan orman alanının bir an önce ağaçlandırılarak eski haline kavuşturulması gerektiğini düşündüğümüzü kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz. İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri olarak tüm duyarlı kesimleri, ormanlarımıza zarar veren bu gibi uygulamalara karşı direnmeye davet ediyoruz.”