İzge Günal yazdı: Ne yapmaya çalışıyorum?

Yaklaşık dört yıl önce başka bir Dizdar (Alper), günlük soL gazetesine bilim yazıları yazmamı istemişti. Başladım ve 100’ü aşkın bir toplama ulaştı. Sanırım bu köşenin de geleceği böyle olacak; bir süre yazacağım, karşılıklı olarak sıkıldığımızda bırakacağım ve sonrasında Nehir’in büyüyüp örneğin, “İzge Amca, bizim dergiye yemek yazıları yazar mısın?” demesini bekleyeceğim.



12-11-2016 02:02
İzge Günal

Yeni bir köşe, yeni bir serüven… Fikir Zübeyde’nindi (Dizdar), “Madem okuyorsun, yazsana” dedi; demek ki ben de hazırmışım ki, kısa sürede ve fazla ısrar ettirmeden ve de caymasına fırsat vermeden kabul ettim.

Yaklaşık dört yıl önce başka bir Dizdar (Alper), günlük soL gazetesine bilim yazıları yazmamı istemişti. Başladım ve 100’ü aşkın bir toplama ulaştı. Sanırım bu köşenin de geleceği böyle olacak; bir süre yazacağım, karşılıklı olarak sıkıldığımızda bırakacağım ve sonrasında Nehir’in büyüyüp örneğin, “İzge Amca, bizim dergiye yemek yazıları yazar mısın?” demesini bekleyeceğim.

***

Evet, 15 günde bir kitap yazıları yazacağım ama öncelikle sınırlarımı belirlemek istiyorum. Biliyorsunuz, üç tür kitap yazısı olduğu söylenir. İlki gerçek anlamıyla tanıtım yazısıdır. Gerçekten profesyonel bir uğraş, hiçbir yorum yapmadan kitap okunduğunda içerisinde neyi bulabileceğinizi, neyi bulamayacağınızı, kısacası öğreneceğiniz şeylerin sınırlarını gösteren bir yazı türü. İngiltere ve ABD’de bu tip yazılardan oluşan dergiler var. Örnek vermek gerekirse, Güney Amerika ile ilgili her ay 100-150 kitap yayınlandığına göre, böyle dergilere gereksinim de çok oluyor.

İkinci tür, kitabın her yönünü kendi bakış açısından değerlendirmek; yani alıştığımız anlamda bir eleştiri yazısı. Üçüncüsü ise kitabı okurken çağrışımlarını bir tür bilinç akışı içerisinde yazmak. Tipik örneği Aziz Nesin’in “Okuduğum Kitaplar”ı.

 Peki, ben ne yapacağım?

- Yukarıda bahsettiğim üç türün üçü de profesyonel olmayı ya da o derecede konuya hâkim olmayı gerektiriyor. Ben burada amatörlüğün avantajını kullanarak, doğrudan bir türe bağlı kalmaksızın karışık bir şeyler yapacağım.

- İki yazı arasında bitirdiğim kitapları yazacağım. Örneğin şu anda “Cumhuriyet’in 90. Yılında Başkent Ankara ve Ankara Üniversitesi” isimli kitabı okuyorum. Bu demektir ki, ilk yazıda bu kitap ve bitireceğim diğer kitapları ele alacağım. Yani seçim tümüyle öznel olacak, daha doğrusu benim keyfime bağlı olacak. Okur açısından bunun riski, örneğin üniversite politikası ile ilgili kitaplarla olağan bir köşeye göre daha fazla karşılaşmak olacak.

- Bu süre içerisinde bir kitap bitiremezsem ne olacak? Doğrusunu söylemek gerekirse okumayı öğrendiğimden beri böyle bir şey olmadı ama eğer olursa, bu da bu sütunun sonu olacak.

- Kendi mesleğimle (tıp) ilgili profesyonel kitaplardan bahsetmeyeceğim. Bu kitapların popüler bir yönü varsa, bu kural geçersiz demektir.

- Eğer başka bilim alanlarından profesyonel bir kitap okuyabildiysem, bu herkes okuyabilir anlamına gelir ki, o zaman elbette bu kitaptan bahsedeceğim.

- Türkçe dışı okuduklarımı, eğer çok önemli değilse ele almayacağım.

- Kimi kitaplar ikinci okuma olabilir. Ama eğer bu sütunlarda bahsediyorsam kesinlikle belirttiğim süre içerisinde okunmuş demektir.

- Yazıda adı geçen kitapların künyeleri ve kapak fotoğrafları yazının sonunda yer alacak. Eğer piyasada yok ama sahaflarda bulunuyorsa fiyat aralığını da yazacağım. Eğer kitabı sahaflarda bile bulmak olanaksız veya çok zor ise fotoğrafın altında “bulması zor, bendekini paylaşabilirim” ibaresi yer alacak.

- Ve son olarak, 3000 vuruş (aralıklı) kuralını çok zorlamayacağım; bunun sonucu da kitap sayısı arttıkça, kitap başına düşen yazı hacminin azalacağı.

15 gün sonra buluşmak üzere…


Okuduğum Kitaplar, Aziz Nesin,

Adam Yay.390 s., 2000

Sahaflarda 35-60 TL arası bulunuyor.