İtalya'nın en ünlü solcu futbol takımı Livorno ayakta kalma mücadelesi veriyor

İtalyan komünizminin tarihi sembolü Livorno futbol kulübü bir asırdan fazla süren profesyonel rekabetten sonra bu yaz iflas etti. Fakat taraftarlar ve eski oyuncular takımı hayatta tutabilmek ve kendileri yönetebilmek için mücadeleye devam ediyor.   



13-09-2021 00:22

Yazar: Ignacio Pato

Çevirmen: Nuray Turan

Yaz Livorno için iyi geçmedi. Şehrin sakinleri birer bardak ponce (biraz rom katılmış kahve) yahut özenle hazırlanmış bir kase cacciucco (balık çorbası) içerken ana gündemleri bu yıl kentin takımsız, yani futbolsuz kalıp kalmayacağıydı. Gündem liman ve Eni petrokimya rafinerisine kadar yayılmışsa, Livornoluların aklını 5’e 5’lerini yerken bile kurcalıyor olacaktır (bu, zamanında 5 lirelik ekmeğe 5 lirelik nohutla yapıldığı için bu adı alan bir tür sandviçtir).

En tanınmış yemeklerinden birinin hâlâ geçim masrafına atıfta bulunan bir isme sahip olduğunu bilmek Tiren Denizi’ndeki bu kent hakkında bir izlenim sağlayacak tek şey değil. Livorno 2014’e kadar merkez sağ partilerin hiç kazanamadığı Toskana bölgesindedir. 2014’ten beri kentin bütün belediye başkanları, kimi daha sonra merkez-solun öne çıkan figürlerine dönüşmüş olsa da (eski-) komünistlerdir. Bu yıl, Belediye Başkanı Luca Salvetti Livorno’da 1921’de kurulan İtalyan Komünist Partisi’nin (PCI) yüzüncü yıl etkinliklerine katıldı. Antonio Gramsci, Amadeo Bordiga, Palmiro Togliatti ve diğerlerinin katıldığı Teatro San Marco’da düzenlenen ilk kongreden beri İtalyan Komünist Partisi, oraklı çekiçli bayrağı Batı Avrupa’da göndere çeken en büyük parti oldu. Nihayetinde yüzde 34 oy oranı ve 12 milyon oy ile zirveye ulaştı. Fakat bu yaz Livornoluların en büyük sorunu geçim derdinden çok futbol kulüpleriydi. 

KÜME DÜŞME

Mayıs’ta Livorno’nun iki yılda ikinci kez küme düşmesi kötü oldu. Fakat işler daha da kötüleşebilir gibi görünüyordu ki öyle de oldu.. Eylül 2019’da Livorno İtalyan ikinci ligi Serie B’de oynuyordu. Sonra serbest düşüşe geçerek önce Serie C’ye daha sonra Serie D’ye düştü. Aslında, kulüp her iki sezonu da puan tablosunun dibinde geçirdi, kaçınılmazı geciktirme umudu bile neredeyse yoktu. 1915’te kurulan kulüp Temmuz 2021’in başlarında tasfiye ile karşılaştı. Livorno Serie D’de kayıt ücretini, oyunculara, kulüp çalışanlarına, yerel yönetimlere borcunu ödeyemedi. Kentin belediye stadyumu Armando Picchi’yi kullanmaya devam etmesi imkansızlaştı.   

Ağustos’ta Serie D’nin organizatörü Lega Nazionale Dilettanti (Ulusal Amatör Ligi), Toskana takımının başvurusunu reddetti. Sportif bakımdan ölmüş bir takım şimdi de kulüp olarak fiilen yok oluyordu. Taraftarlar ve kent, kulübü yeniden kurma amacına kilitlendi. Kulübü satın almakla ilgilenenler olduğuna dair dair çeşitli söylentiler çıkmasıyla tünelin ucunda biraz  da olsa ışık görünmeye başladı.

Kentin ileri gelenleri ve Salvetti’den oluşan bir komite; Livorno’nun geleceği için iyisi olduğunu düşündükleri iş adamı Paolo Toccafondi’nin teklifini kabul etti. Bu yeni yatırımla birlikte kulüp Unione Sportiva Livorno adıyla yeniden doğdu. Livorno’nun 2021-22 sezonunda İtalyan futbolunun beşinci bölgesel ligi Eccellenza Toscana’da oynayacağı doğrulandı.

Hali hazırda Livorno’nun taraftarların sahip olduğu bir kulüp olma olasılığı tükenmiş gibi görünüyor. Fakat eski başkan Aldo Spinelli’nin kulüp yönetim tarzını sert bir dille eleştiren taraftar kolektifi Livorno Popolare bu hayali gerçekleştirmek için uğraşmaya devam ediyor. Livorno Popalare şunu söylüyor: “Spinelli dönemi; 2000’lerde yaratılan ve UEFA Kupasına katılmamızı sağlayan güzel şeyleri yok etti. Kulüp; bütçesinde oluşan delikler, savurgan harcamalar, taraftarın karar alma süreçlerine dahil edilmemesiyle adeta bozulmuş bir oyuncak gibi yönetildi.” 

Sahibinin taraftar olduğu bir kulüp yaratma girişimi Şubat’ta başladı. Üç bin destekçi ile birlikte Mayıs’ta, daha sonra kapatılan Associazione Sportiva Livorno Calcio’yu satın almak için 1 milyon avro teklif edildi, ancak reddedildi. Livorno Popolare; Livorno’nun geleceği için farklı bir vizyona işaret ediyor: “Amacımız; efendilerin, patronların sahip olduğu kulüpler yerine, taraftarların yönetime doğrudan katıldığı yeni bir katılım modeli yaratmak.”

Taraftarların katılım çağrılarında Luther Blisset’in Q romanından şu satır alıntılanmıştı: “Fırtınaya meydan okuyacak gemiyi yapmama yardım et!” Fakat mevcut durum çok farklı. Grup; “Yakın gelecekte yine aynı şeyler olacak. Yatırım yapan ve karar veren tek adam modeli. Hepimizin daha önceleri gördüğü ancak kabul etmediği bir futbol modeli. Katılımcı yönetimi deneyimleyebileceğimiz başka alanlar arayacağız. Yeni şirketin Livorno’yu en kısa sürede profesyonel futbola geri döndürebilmesini umut ediyoruz.” demekte.

NİRENGİ NOKTASI

Livorno’nun çöküşü yaşanan pek çok hastalıktan biri olarak görülebilir. Burada söz konusu olan pandeminin etkileri değil pek tabii. Hikâye 100 kilometre ötede, Floransa’nın tarihi Fiorentina kulübünde başladı. İki lig şampiyonluğu, altı İtalya kupası, bir Winner’s Cup ve üç Avrupa finali ile övünen Fiorentina, Şampiyonlar Ligi’nde oynadıktan sadece iki yıl sonra 2002’de en karanlık yazını yaşadı. Gabriel Batistuta, Rui Costa, Francesco Toldo, Domenico Morfeo ve Federico Chiesa’yı satmasının ardından kulüp Serie B’ye düştü. 65 milyon avro borçla iflasını ilan etmesinin ardından ikinci lige bile katılamadı ve resmi olarak yok oldu. Kulüp Florentia Viola adıyla tekrar kurulduktan sonra  Fiorentina’nın haklarını ve kayıtların devraldı.

Floransa ekibinin yok oluşu ile 2018 yılı arasında bir kısmı meşhur yaklaşık 150 İtalyan kulübü  mali dengesini kaybetti. 80 milyon avro tutarında borcu olan Società Sportiva Calcio Napoli’nin durumu da böyleydi. Film yapımcısı Aurelio De Laurentis, 2004’te yönetimi ele aldıktan sonra Napoli Soccer ismi ile geçici olarak kulübü yeniden kurdu. Bari, Cesena, Foggia, Modena, Padova, Palermo, Parma, Perugia, Reggiana, Salernitana, Siena, Torino, Venezia ve Vicenza da parlak günlerinin tadını çıkarmalarının ardından çöküşe geçti.  

Futbolda şokun, belirsizliğin, örgütsel sıkıntıların bir arada olduğu zamanlar sadakatin de test edildiği zamanlardır aynı zamanda. Forvet Igor Protti; 1990’larda İtalyan futbolunun son altın çağında mütevazı, “bölgesel” takımlara liderlik eden, golcü, yerel bir kahramandır. Dario Hübner ile birlikte Protti Serie A, B ve C’de gol kralı olan tarihteki tek oyuncudur. Turistik sahil kenti Rimini’den olan Protti kariyerinin büyük kısmını Messina, Bari ve Livorno’da geçirdi. Deniz kenarındaki ağlara top göndererek geçen bir hayat onunki.

Livorno’da Igor Protti sadece kulübün en çok gol atan oyuncularından biri değil, aynı zamanda yaşayan bir efsanedir. Otuz iki yaşında, büyük takımlardan gelen teklifleri geri çevirerek son yıllarını Livorno’nun koyu kırmızı formasıyla geçirmek için Serie C’de oynamayı kabul etti. Bunu bir çok gol attığı altı sezon takip etti ve takım arkadaşlarıyla birlikte kentin Serie A’ya geri dönmesini sağladı. Kaptan olarak Cristiano Lucarelli ile birlikte efsane bir forvet ikilisi oldular. Avrupa müsabakalarındaki ilk sezonlarından önce, 2005’te takımdan ayrıldı. Kulüp, Protti’nin 10 numaralı formasını emekli etti. Fakat Protti geriden gelen gençlerin formayı giyme hakları olduğunu savunarak karşı çıktı. Kulübün en kötü zamanlarında Curva Nord “On bir tane Igor Protti istiyoruz” tezahüratı yaptı.

Pirotti bugünlerde yeni Livorno’nun da bir parçası. Kulübün yeni menajeri olarak; vizyonunu gerçekleştirmeye, yeni oyunculara rehberlik etmeye, kente ve formaya olan aşkını onlara aşılamaya çalışacak. Görevinin ikinci dönemi için şunları söylüyor:

"Eccelenza’da oynayan Livorno’ya menajer olarak döneceğimi hiç düşünmemiştim. Benim için forma çok değerli ve oynadığım bütün takımlara gönülden bağlıyım. Çünkü kenti, taraftarı, tarihi temsil ediyorsunuz. Hangi ligde olduğumu da umursamam. Bana göre Livorno ile Eccelenza’da oynamak Seri A’da oynamak gibi. Kulübü daha yukarıya taşımaya daha da önemlisi son zamanlarda kaybeden bir kente coşkuyu geri getirmeye hazırım.

Sportif hedef belli. Protti “Hedefimiz ligi ilk sırada bitirmek ve Serie D’ye çıkmak. Sportif olmayan hedefimiz ise aidiyet bağlarını yeniden güçlenmek. Oyuncuların, Livorno’da oynamanın, bu formayı giymenin önemini anlamaları gerek. Bunları başarmaya yardımcı olmak için onlarla ve antrenörle her gün temasta olacağım. Artık modası geçmiş olabilir ancak bazen gelişmek için geriye bakmanız gerekir. Sporda yürek olmalı” demekte. 

“Dünyanın değişmesine” karşın kulüp “kentin nirengi noktası” olmaya devam ediyor diye belirtiyor Protti. Biz buna İtalyan futbolunu da ekleyebiliriz. Livorno yirmi dokuz kez Serie A’da oynadı.  Ligin doksan yıllık tarihinin genel değerlendirmesinde bu yıl zirveye oynayan Empoli, Sassuolo, Venezia ve Salernita gibi kulüpleri geçerek yirmi beşinci sırada yer aldı. Serie B’ye dönmeden önce otuz yıllık durgunluğun ardından 1943’te Livorno ligi ikinci bitirdi. 2005/6 sezonunda övgüye değer bir performansla Serie A’da altıncı sırasındaydı. Bakıldığında, yüzyılın başlarında Arezzo veya Triestina gibi kulüplerle oynarken UEFA Cup’da Glasgow Rangers, Auxerre ve Partizan Belgrade’ı yenmeye kadar giden bir sihir bu. Ve, Tarcisio Burgnich, Osvaldo Jaconi, Carlo Mazzone ve Walter Mazzarri gibilerin olduğu yedek kulübesi, Pisa ile ülkenin en amansız rekabetlerinden birine dönüşen mücadelesi.

Liman ve üniversite hâlâ; Pisa başkanı Romeo Anconetani’nin iki kulübün Pisorno adıyla tek çatı altında birleşmesi gerektiği düşüncesini icat ettiğinde patlak veren sokak gösterilerini anımsar. Toskanalı komşularına göre, Livorno taraftarları Empoli ile Christiano Lucarelli’in antrenörlüğünü yaptığı Ternana’ya düşkündür. Antifaşist taraftarlarla aralarındaki yakın bağların ifadesi olarak Livorno’nun Armando Picchi stadyumunda  AEK Atina veya Olimpik Marsilya’nın sembollerini görmek olağandır. 

DÜNYADAKİ EN ÖNEMLİ YER

Savaş sonrası patlama yıllarındaki İtalya’nın çekici bir tasviri olan Dino Risi’nin Il Sorpasso filmi; her şeyin kendi kendine olacağını düşünenler ile her şeyi gerçekten gerçekleştirenler arasındaki mücadeleyi anlatır. Yönetmen filmi çekerken bu yılların, yarım asır sonra Alberto Prunetti’nin babası Renato’nun endüstriyel emeğini ve asbest zehirlenmesini anlattığı Amianto romanında değindiği yıllar olacağını bilemezdi.

Amianto’da babası Renato’nun hikâyesinden hareketle endüstriyel emeğe, asbest zehirlenmesine de değinen Alberto Prunetti’nin romanında anlattığı zamanların ilk yıllarını yarım asır önce filme aldığını bilmiyordu yönetmen Rissi.

Il Sorpasso filminde Vittorio Gassman ve Jean-Louis Trintignant; Follonica’daki demir fabrikalarının, Piombino çelik kasabasının ve Rosignano Solvay sahillerinin yakınlarından geçerek Maremma kıyılarına varır. Prunetti de romanında; babasının bölgesel müsabaka sonuçlarını okurken, yahut dinlerken çok küçük yaşlarda nasıl futbol tutkunu haline geldiğini anımsıyor ve “bizim için bölgesel müsabakalar Avrupa Kupası’ndan daha değerliydi.” diye yazıyordu. Pazarları, tek izinli gününde Renato’nun ailesini götürdüğü yerdi Livorno. Açık, özgür. O anda burası yeryüzünün en önemli yeriydi onlar için.

“Livorno taraftarları, takımı kent dışından hatta İtalya dışından takip edenler; lig ne olursa olsun uğraşmaya takip etmeye ve her şeye rağmen sevmeye devam etmemeliler. Futbol da romantik olmalı” diyor Protti.

 

Kaynak: Jacobin