İstanbul Tabip Odası'ndan açıklama: Barış isteyen meslektaşlarımızın yanındayız!

İstanbul Tabip Odası barış imzacısı meslektaşlarının aldığı cezalar üzerine basın açıklaması yaptı.



26-02-2019 17:30

İstanbul Tabip Odası "Bu Suça Ortak Olmayacağız" bildirisine imza attıkları için yargılanıp ceza alan meslektaşları için basın toplantısı düzenledi.

Bianet'ten Hikmet Adal'ın haberine göre barış imzacısı akademisyenlere karşı açılan davaların devam etmekte olduğu ifade edilen toplantıda Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve İTO üyesi Prof. Dr. Taner Gören'e ve Prof. Dr. Huri Özdoğan'a 15 ay, Doç. Dr. Haydar Durak'a ise aynı "suçtan'' 27 ay ceza verildiği hatırlatıldı.

'BARIŞ HEKİMLERİN HER ZAMAN SAVUNDUKLARI BİR TALEPTİR'

Basın açıklamasını okuyan İTO Başkanı Dr. Pınar Saip yargılanan ve ceza alan tüm akademisyenlere "Bu hukuksuzluk karşısında yalnız olmadıklarını ve dayanışma içinde olduğumuzu bildiriyoruz" dedi. Kelimesi kelimesine aynı iddianame ile halen 640 imzacı akademisyenin Ağır Ceza Mahkemelerinde yargılandığını belirten Saip, bugüne kadar 129 barış imzacısı hakkında 1 yıl 3 ay ile 3 yıl arasında değişen cezalar verildiğini hatırlattı.Saip "İstanbul'da 18 ülke çapında 50'yi aşkın hekim yargılanıyor. Bugüne kadar ceza verilen hekim ve diş hekimi sayısı 9. İstanbul'da yargılanan 18 meslektaşımızdan 10'nun davası devam ediyor. Aynı suçtan farklı mahkemelerde yargılanmalarına rağmen, mahkemelerin verdiği kararlar, gerekçeleri ve ceza verme şekli hep aynı" diye konuştu. Türkiye'nin bu hukuk anlayışını hiç hak etmediğini dile getiren Saip barışın, hekimlerin her zaman savundukları bir talep olduğunu söyledi.

'HUKUK ÜSTÜNLÜĞÜNÜN GEÇERLİ OLDUĞU KOŞULLARDA ARKADAŞLARIMIZ SUÇSUZDUR'

Saip'in konuşmasının devamı ise şu şekilde: "Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Hekimler Birliği barış koşullarında yaşamı, sağlığın sosyal belirleyicisi olarak saptamıştır. Meslektaşlarımız hekim olarak görevlerini yaptıkları, insanların ölmemesi için bir çağrıya imza attıkları için ağır cezalara çarptırıldılar. Meslek etiği kurallarımızın 5. maddesine göre, hekimin öncelikli görevi insanın yaşamını ve sağlığını korumaktır. Hekimlik mesleği doğası gereği insan hayatını her şeyin önüne koyar ve asıl olarak ölümlerin durmasını önceler. Bir hekimin görevi sadece tedavi etmek değil, insanı hastalandıran, ölümüne neden olan açlık, susuzluk, iyi beslenememe, barınma olanaklarının olmaması, savaş gibi her türlü etmen hekimlerin ilgi alanındadır. Ceza alan ve davası devam eden tüm meslektaşlarımız her türden silahlı gücün savaş politikalarına alet olmama, karşı durma duyarlılığıyla, çatışmasızlığı ve barışı talep ettiler. Şiddeti reddeden düşüncelerini ifade etme haklarını kullandılar. Bir insan ve bir hekim olarak insan hakları zemininde, hekimlik etiğine sadık kalarak özgür iradeleriyle bir tutum aldılar. İnsanlık yasalarının ve hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu koşullarda arkadaşlarımızın hiçbir suç yoktur."

'BEN NEYMİŞİM DE HABERİM YOKMUŞ'

Pınar Saip'in ardından 15 ay hapis cezası verilen Prof. Dr. Taner Gören söz aldı. Gören Temmuz 2015'te Güney Doğu'da başlayan sokağa çıkma yasakları sırasında yaşanan olaylara bir akademisyen ve hekim olarak kayıtsız kalamadığı için bildiriyi imzaladığını söyledi: "Bir akademisyen doktor olarak, herkesi yaşatmayı ilke edinen birisi olarak, yaşanan duruma kayıtsız kalmam mümkün değildi. Çaresizlik içerisindeydim. Bir şey yapamamanın verdiği çaresizlik duygusu içerisinde bu metni imzaladım. Daha önce birçok metin imzalamıştık ama işe yaramayacak dediğim birçok metin oldu. Ama şuan geldiğimiz noktada yaşanan gelişmeleri şaşkınlıkla izliyorum. Maalesef ki absürt kelimesi yaşananları anlatmaya yetmiyor. Ben neymişim de haberim yokmuş."