İşsizlik, şiddet ve ev işleri: Covid-19 Fas'ta yaşayan kadınların hayatını nasıl alt üst etti?



14-06-2021 00:09

Çeviren: Ayça Gürdal

Covid-19, dünyanın her yerinde hane içi meseleler de dâhil olmak üzere birçok açıdan hayatları alt üst etti. Bu yazıda, pandeminin Fas hanelerindeki cinsiyet rollerini, kadınlar ve erkekler arasındaki ilişkiyi nasıl etkilediğini araştırmak istedim. Yazı, bu yıl konu üzerine yapılan yeni bir çalışmaya dayanmaktadır.

Fas aslen ataerkil bir toplumdur. Yani cinsiyet ilişkilerini sistemleştiren yasalar, temel olarak erkeğin ailenin reisi olarak üstünlüğe sahip olduğunu belirtmektedir. Bu toplum tipinde erkek, ihtiyaç kaynaklarını sağlayan ana kişi ve karar merci olarak kabul edilir: kadınların yaşamları, seçimleri ve hareket özgürlüğü ailelerinin erkek üyeleri tarafından kontrol edilir.

Günümüzde eğitimdeki cinsiyet farkının kapatılması konusunda kaydedilen ilerlemeye rağmen, kadınlar ne özel alanlarında ne de kamusal alanda karar merci olma noktasına ulaşabilmişlerdir.

Bu son derece eşitsiz durumdan yola çıkarak, pandeminin kadınları eskisinden fazla ev ortamında tutup onlara çok daha fazla ev işi yüklediğini fark ettim. Ve ayrıca onlara yönelik şiddet de aynı seviyede arttı. Bu durum özellikle alt sınıfa mensup ve ev hizmetlisi olarak çalışan daha savunmasız kadınlarda gözle görülür şekilde mevcut.

Görünüşe göre eğitim, yasama ve yasaları yürütme konusunda reformların yapılması durumu değiştirmek için şart.

TAVAN YAPAN CİNSİYET EŞİTSİZLİKLERİ

Bu çalışma için resmî belgelerin, kadınlar ve cinsiyet üzerine yapılmış eski araştırmaların derinlemesine bir analizini yaptım. Ayrıca Nisan ve Aralık 2020 tarihleri arasında ülkenin üçüncü büyük ili olan ve kadınların yönettiği güçlü bir kayıt dışı ekonomiye sahip Fez bölgesinde saha çalışması yaptım. 40 kişiyle (25 kadın ve 15 erkek) gerçekleştirdiğim görüşmeler, pandemi süresince karşılaştıkları engelleri anlamayı amaçlıyordu.

Fas hükümeti önce 2020'de birkaç ay süreyle ve ardından 2021'de koronavirüsün yayılmasını azaltmak için havaalanları, okullar, kafeler ve camilerin kapatılması gibi çeşitli kapanma önlemleri aldı. Ayrıca, vatandaşların evde kalmalarını zorunlu kıldı ve sokağa çıkma yasağı getirdi.

Bu önlemlerin erkeklere nazaran kadınlarda yoğun bir iş kaybına yol açtığını gözlemleyebildim. Oran, kadınlarda %17,5 erkeklerde ise %15,1 şeklindeydi. Durumdan en çok etkilenenler, kadın istihdam oranı yüksek olan turizm endüstrisinde, kafe ve restoran gibi hizmet sektörü alanlarında çalışan kadınlar oldu. Ayrıca serbest meslek sahibi kadınlar, küçük ölçekli üretici, mal ve hizmet dağıtıcıları ve ev hizmetlilerinin büyük bölümünden oluşan kayıt dışı ekonomi de bu durumdan etkilendi.

Salgını kontrol altına almak ve gelir kaynağını kaybedenleri desteklemek amacıyla hükümet, 3 milyar dolardan fazla bağış alan özel bir Koronavirüs Yönetim ve Müdahale Fonu kurdu. Temelde aile reislerine verilen bu devlet yardımından, kadınlardan ziyade erkekler yararlandı: bunlar genelde hane halkı adına mali yardım talep etmek için kaydolan erkeklerdi.

Okulların kapatılması ve alınan kapanma önlemleri sonucunda ev işlerinde yaşanan artış, ücret almaksızın bu ev işlerinin çoğunu gerçekleştiren kadınları da oldukça yoğun bir şekilde etkiledi. Faslı kadınlar boş zamanlarının yüzde 38'ini ev işlerine ayırırken, bu oran erkeklerde yalnızca yüzde 5’ti. Bu bağlamda pandemi, kadınları iyice evin içine hapsetmiştir.

Faslı kadınlara yönelik şiddet üzerine yazılan birçok rapor, salgın boyunca kötüye giden bir durum olduğunu vurgulamaktadır. Kadın haklarını savunmak için çalışan bir STK olan Mobilizing for Rights Associates tarafından yapılan anket, kadınlar ve kız çocuklarına yönelik şiddette bariz bir artış olduğunu gösteriyor. Nisan ve Mayıs 2020 tarihleri arasında 16 yerel STK ile işbirliği yaparak oluşturulan ve 159 kadınla yürütülen bu ankette her dört kadından birinin fiziksel şiddete maruz kaldığı ortaya çıktı. Ayrıca çalışmada psikolojik açıdan kötü muamelenin de bir başka baskıcı şiddet biçimi olduğu üzerinde duruldu. Kocalar ana failler olarak tanımlandı.

Fas'ta hükümetin kamusal istatistik kurumu olan Yüksek Planlama Komisyonu tarafından hazırlanan son rapora göre, Faslıların %25'i kapanmaya girdiği kişilerle çatışmalı cinsiyet ilişkileriyle karşı karşıya kaldı.

Pandeminin kadınların sağlığı üzerindeki etkisi yalnızca şiddetin artmasıyla kendini göstermedi. Kapanma önlemleri, seyahat kısıtlamaları nedeniyle kadınların sağlık hizmetlerine erişimini de azaldı. Örneğin bu süreçte, kadınların yüzde 30'u bir cinsel sağlık ve üreme sağlığı merkezine erişemedi.

Yüksek Planlama Komisyonu da Faslı kadınların koronavirüse yakalanma riskinin oldukça yüksek olduğunu belirtiyor. Çünkü büyük bir kısmı bakım hizmeti vererek veya "ön saf iş gücü" olarak hayatını kazanıyor. Fas'ta sağlık personelinin yüzde 58'ini, hemşire ve teknisyen gibi paramedik personelin ise yüzde 67'sini kadınlar oluşturuyor.

DAHA FAZLA EŞİTLİK VE ZORLUKLARA GÖĞÜS GERME GÜCÜ İÇİN ZARURİ BİR REFORM

Devlet yetkililerinin, ekonomik toparlanma politikaları oluştururken bu çalışmaların ve anketlerin sağladığı bilgileri göz önünde bulundurmaları gerekecektir. Çalışmada bahsi geçen kadınlar bize, adil koşullar altında haklarının korunması ve hayata dâhil olmalarının sağlanması için bir reformun gerektiğini gösteriyor.

Bu nedenle kadınların ev idaresinin yeniden değerlendirilmesi ve bu yükün aile içinde bölüştürülmesi oldukça gerekli görünmektedir. Bu noktada devlet kilit bir rol oynayacaktır. Ev işlerinin ve evdekilerin bakımının adil bir şekilde yeniden paylaştırılmasını sağlamak için sosyal politikalar gözden geçirilmelidir. Örneğin tarih boyunca İslamiyet’e dayalı ve ataerkil bir ülke olan Tunus’ta Kişisel Statü Yasası art arda birçok defa reforma uğramıştır. Yapılan son reformda, erkekler ev işleri konusunda üstlerine düşeni yapmaya teşvik ediliyor ve kadınların iş piyasasına erişimleri destekleniyor. Bu, toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı bir aile hukuku modelinin dini açıdan Müslüman ağırlıklı olan toplumlara başarıyla entegre edilebileceğini göstermektedir.

Kayıt dışı sektörde çalışan kadınların da sağlık hizmeti ve sosyal güvenlik gibi uygun güvenlik ağlarından yararlanabilmesi gerekmektedir. Hükümet, kısa süre önce sosyal korumayı daha geniş bir alana yaymak için bir proje başlatmıştır. Bu proje girişimi, doğru yönde bir hamle gibi görünse de politika yapıcıların bu girişimden özellikle kadınların yararlanmasını sağlaması gerekiyor.

Salgının bitmesi ve ardından yaşanacak ekonomik toparlanma, daha eşitlikçi ve dolayısıyla gelecekteki krizlere karşı daha dirençli bir dünyaya yol açmalıdır.

Kaynak: theconversation.com