İsrail’in Latin Amerika’daki faaliyetleri endişe verici



05-09-2019 00:14

Çeviri: Ada Bülbül

Arap ülkeleri Tel Aviv’in dünya çapında büyüyen etkisini dizginlemek için adım atmalı.

Başbakan Benjamin Netanyahu Afrika’ya nüfuz etme hamlesine ek olarak kıtadaki epey güçlü, sağ-kanat seçim zaferlerinden önce Latin Amerika’da faaliyetlerine başladı. Belki de Netanyahu’nun ‘başarısı’ aşırı-sağcı Brazilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro ile beraberdi. Bolsonaro’nun göreve başlama törenine Netanyahu katılmıştı, böylece Bolsonaro İsrailli bir başbakanın ziyaret ettiği ilk Brazilyalı oldu. İsrail hükümeti Latin Amerika’nın en büyük ülkesini ziyaret etmenin ticareti ve iki ülke arasındaki ekonomik ilişkiyi canlandırdığını söyledi.

Netanyahu geçen yıl Arjantina, Kolombiya ve Meksika’yı da içeren ilk Latin Amerika turunu gerçekleştirdi. Bu yolla Netanyahu, İsrail’in diplomatik ve politik bağlarını teknoloji ve savunma ihracatları ile genişletmek ve bu ülkeleri Birleşik Devletler’de İsrail’e oy vermeleri konusunda ikna etmek amacını güdüyordu. Özellikle de Siyonist devlet Filistinlilere karşı aldığı pozisyonda eleştrildiğinden buna ihtiyaç duyuyordu.

Her zamanki gibi İsrail Latin Amerika ülkelerine karşı galip gelebilmek ve Siyonist devletin ekonomik durumunu iyileştirebilmek adına ekonomi silahını icat etti. Netanyahu’nun ‘’ekonomik’’ hamleleri 2013’te başladı. Bu sıralarda Netanyahu, Pasifik İttifakı’nın İsrail ekonomisinin büyümeye devam etmesini sağlayacak yeni ekonomik hedef olarak ilan etmişti. İsrail Dışişleri Bakanlığı Latin Amerika departmanının müdürü Modi Ephraim şöyle konuştu: ‘’ Bugün Meksika’da 150’ye yakın, Kolombiya ve Arjantin’de ise 100’den fazla şirket İsrail şirketi faaliyette bulunuyor. Brazilya’da ise ileri teknoloji malzemeleri üreten 200’e yakın, güvenlik sistemleri ve malzemeleri üreten 42 ve tıbbi cihazlar ve malzemeler üreten 17 İsrail şirketi bulunuyor.’’

Buna ek olarak, İsrail Savunma Bakanlığı’nın askeri ihracat departmanından alınan bilgiler şöyle: ‘’Latin Amerika ülkeleri İsrail’den oldukça fazla miktarda silah almıştır. Bu durum İsrail ile olan ilişkileri güçlendirmeye yardım etmiş ve sonrasında da uluslararası forumlarda İsrail’e destek verme konusundaki kararlarına yansımıştır. Son zamanlarda görüldüğü gibi, birçok Latin Amerika ülkesi büyükelçiliklerini (işgal edilmiş) Kudüs’e transfer etmeyi tercih etti. Honduras, Guatemala ve Paraguay daha sonra bu kararlarından vazgeçti.

İspanyol gazetesi El Pais İsrail’in Latin Amerika ile kurmaya çalıştığı bağlar konusunda açıklayıcı bir rapor yayınladı ve Brazilya’yı örnek olarak verdi. ‘’İsrail ve Brazilya arasındaki ilişki, uluslararası işbirliği için bir otorite ya da motivasyon ile birlikte devletin rasyonel politikalarının bir sonucu değildir. Bunun yerine, ortak ideolojilerin, normların ve değerlerin bir ürünüdür. ‘’ Bu bağlamda, protestan hristiyanlar Latin Amerika’nın her yerine dağılmış ve kendilerini ‘Yahudi davasıyla’’ bağlantılı hissediyorlar.

Netanyahu’nun hamleleri Yalnızca Latin Amerika ülkeleriyle diplomatik ilişkileri yeniden inşa etmek anlamına gelmiyor. Netanyahu aynı zamanda Siyonist devleti destekleyen diğer ülkeler ile olan güçlü ilişkilerin kopmasına engel olmayı da amaçlıyor. Buna örnek olarak büyükelçiliğini, işgal edilmiş Kudüs’e taşıma kararından vazgeçen Paraguay verilebilir. İsrail bu ani dönüşün ciddi bir darbe olduğu görüşündeyken, haftalar sonra Kolombiya Filistin’i tanıdığını duyurdu. (Paraguay ve Kolombiya İsrail’e yakın ülkelerdir.) Böyle bir durum, geçen yıllarda bazı Latin Amerika ülkelerinin İsrail’i destekleme kararının Birleşmiş Milletler idaresinin yatıştırma politikasıyla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Bunun sebebi ise bu ülkelerin Washington’dan gelen ‘yardımına’ bağımlı olmasıydı.

Fakat bu durum Trump’ın ‘’İlk Önce Amerika’’ politikasıyla ve geleneksel olarak Amerika’nın müteffiği olan ülkelerin terk edilmesiyle değişti. Kudüs’ün Hebrew Üniversitesi’nde profesör olan Latin Amerika uzmanı Arie Kacowicz durumu şöyle özetliyor: ‘’ Latin Amerika kıtasının önde gelenleri Amerika Birleşik Milletlerinin desteğini kazanmayı amaçlıyor. Bunlardan bazıları İsrail ile olan bağları güçlendirmeye çalışsa da onların asıl hedefleri bu değil. Amerika ile olan ilişkileri öncelikli amaçları ve hedefleri.’’

Gazze Şeridi’ndeki savaş sırasında, birçok Latin Amerika devleti İsrail’i kınamanın ötesine geçerek büyükelçiliklerini Tel Aviv’den çekme kararı aldı. Bu sırada birçok Latin Amerika ülkesinde Gazze ve Filistin ile dayanışmak adına gösteriler ve yürüyüşler sokakları sarmıştı. Bu yüzden de, Arap ve Müslüman devletleri şunun farkında olmalıdır: İsrail’in Latin Amerika’daki başarısı Filistini destekleyen büyük ve küresel protestoları kaybetmek anlamına gelmektedir.

Sonuç olarak, İsrail’in Latin Amerika’daki (Afrika ve diğer Asya ülkelerini de katabiliriz) hamleleri ile yüzleşmek için Arap Birliği’nden ve aslında, tüm Arap ve Müslüman ülkelerinden gerekli politik ve diplomatik inisiyatifleri almalarını mı istemeliyiz, yoksa boşa kürek çekmiş mi oluruz?

Kaynak: Gulf News