İspanyalı komünist kadınlar: 2019'un sembolik bir gücü olmasını istiyoruz

İspanya'da geçen yıl 11 milyon kadın sokaklara çıktı. Grevin örgütleyicilerinden İspanya Komünist Partisi Merkez Kadın Sekreteryası'ndan Cristina Simó ile görüştük.



07-03-2019 11:50

Nazlı Eda Piyade

Çeviri: Özgür Yılmaz

Son 2 yıldır, Uluslararası Kadın Grevi (International Women’s Strike) Komitesi'nin Polonya’da Kara Pazartesi, Arjantin’de Bir Eksik Olmayacağız (Ni Una Menos), ABD’de Kadınsız Bir Gün (Day Without a Woman) gibi deneyimlerden aldığı güçle örgütlediği grevlerde geçen yıl İspanya'da yerini almıştı.

Geçtiğimiz yılın 8 Mart'ında İspanya'da ülke genelinde 2 saatlik iş bırakma eylemi yapılmış, giderek artan cinsel saldırı, taciz ve eşitsizliğe karşı kadınlar güçlü bir ses çıkarmıştı.
Kadınların erkeklere göre daha düşük ücretle çalıştırılması, kadınların ev işlerine erkeklere oranla çok daha fazla zaman ve emek harcamak zorunda kalması ve artan şiddet olaylarına karşı alınan grev kararı, ülkenin başlıca iki sendikası CCOO ve UGT'nin de çağrısıyla desteklenmiş, ülkenin birçok yerinde hayat durdurulmuştu.

Uzun süren tartışmaların ardından kadın örgütleri ve sendikaların desteklediği grev çağrısına Meclis'te de Podemos ve PSOE tarafından destek açıklaması gelmişti.

'DURDURUYORUM'

Grevin örgütleyici öznelerinden İspanya Komünist Partisi (PCE) Merkez Kadın Sekreteryası'ndan Cristina Simó ile grev kararı ve örgütlenme sürecini konuştuk.

Öncelikle geçtiğimiz yıl grev kararının alınmasına giden süreci konuşmak istiyoruz. İspanya Komünist Partisi üyesi kadınlar açısından bu süreç nasıl işledi?

İKP'li komünistler olarak, Arjantin'deki "Bir kişi daha eksilmeyeceğiz" eylemlerinden esinlenerek bir feminist grev yaratmanın yollarını aradık.

8 Mart 2017'de yaptığımız eylemlerde "Durduruyorum" (Dur de!) sloganı etrafında birleştik. Daha sonrasında 8 Mart Merkezi Komisyonu, 2018'de güçlü bir grev yaratmanın imkan ve olanaklarını tartışmaya başladı.

1 yıllık tartışmanın ardından, 2018'in 8 Mart'ında, grevi farklı şehirlere de taşıma fikriyle, Madrid, Elche ve Zaragoza şehirlerinde 3 buluşma gerçekleşti. 

Bizim açımızdan da süreç özellikle 2017 Eylül'ünden sonra şekillendi. İKP Kadın Merkez Sekreteryası'nda bir görüş birliğine vardık ve sonrasında güçlü bir kadın grevi inşasına destek olacak parti organlarında bu fikri tartışmaya vardık.

İki nokta bizim açımızdan tartışmalıydı. Bunlardan biri komünistlerin greve katılımının bazı tartışmalara ve tartışmaların da ayrılıklara yol açacağıydı. Bir diğeri de antikapitalist hatta birleşmek ve sınıf siyasetini feminist greve taşımak noktasıydı.

Komünistler olarak tüm bölgelerde grevlere, bütün çalışma komisyonları ve koordinasyonlarına katıldık. Böylece güçlü ittifaklar da geliştirdik. Bazı yoldaşlar da kadın grevi yerine, iş durdurmak için işçi grevleri örgütledi.

Dikkat çekmek istediğim noktalardan biri de örneğin bazı erkek yoldaşlar kadın grevinde çocukların bakımını sağlayıp, yemekleri yaptılar.

2018 grevindeki başarıdan sonra da kadın hareketi çalışmaya devam etti.  Grevden sonra Merida, Gijon ve Valencia şehirlerinde üç büyük grev daha örgütledik. 

Şimdi hepimiz 2019 feminist grevinin güçlü geçmesi için çalışıyoruz. 2019’un sembolik bir gücü olmasını istiyoruz.

'KADINLAR ISRARCI OLDUKLARINDA KAZANIM ELDE EDEBİLİYOR'

2015 yılından bu yana, Polonya, Arjantin, Amerika gibi ülkelerde büyük grevlere sahne oldu. İspanya'nın bu konudaki özgünlüğü nedir sizin için?

Bizim için bu uluslararası grevler birer referans oldu ancak İspanya’daki feminist hareketin kendine özgü noktaları var. 

2014’de kürtaj yasasını değiştirmeye çalışan bir bakanın istifa etmesini sağladık. O andan itibaren kadın hareketinin ve eylemliklerin gücü artmaya başladı. 

Kadınlar olarak anladık ki ısrarcı olduğumuzda kazanım sağlayabiliyoruz ve birleştiğimizde bu kazanımları elde tutabiliyoruz. Ancak tabi ki kendi özel takvimimiz, örgütlülüğümüz ve işlerimiz de oluyor.

Ayrıca, 2018 grevi yalnızca bir eylem değil, 2017’deki 8 Mart’ın getirdiği kazanımlar ve 2019’a giden sürecin yolunu açan bir noktaydı. 

Kadın hareketi her seferinde daha da güçleniyor ve bunun içeride de dışarıda da yansımaları oluyor. 

Yayınlarınızdan da takip edebildiğimiz kadarıyla grevin örgütlenmesi sürecinde feminist grev- grev tartışmaları da yaşandı. Sizin bu tartışmalara yaklaşımınız nasıldı?

Burada kadın yoldaşlarımızın çoğu Demokratik Kadın Hareketi'nin üyeleri. Komünist kadınlar olarak feminist harekete parti militanları olarak değil, feminist aktivistler olarak katılıyoruz.

Öte yandan, zamanla bizim antikapitalist ve antipatriyarkal pozisyonumuz da feminist hareket içerisinde bir hegamonya kazanıyor.

'KADINLARIN TANINIRLIĞI VE GÖRÜNÜRLÜĞÜ ARTIYOR'

Bu sene neler yapmayı planlıyorsunuz?

Bu senede grevi örgütlemeye devam ediyoruz çünkü inanıyoruz ki birliğimiz, aşırı sağa karşı kazanımlar sağlayan antikapitalist ve antipatriyarkal bir halk hareketidir. 

2018'de sokağa çıkan 11 milyon kadın ve daha fazlası, şiddeti ve eşitsizliği yenmek istiyor.

Örgütlediğimiz bu grev, kadınların tanınırlığını ve görünürlüğünü arttırıyor.

Ve o gün biz, kapitalist sistem ve patriyarkinin kadınlara olan düşmanlığını göstermiş oluyoruz. Zaten sloganımız da şu: "Patriyarki ve kapitalizm: Suç ittifakı!"