İşçi sınıfının büyük önderi Lenin 151 yaşında: 'Lenin orada, hâlâ genç!'

Ekim Devrimi'nin öncüsü ve Bolşevik Parti'nin lideri Lenin 151 yaşında. İyi ki doğdun Lenin!



22-04-2021 13:08

İleri Haber

Dünya işçi sınıfının büyük önderi ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) kurucusu Lenin bundan tam 151 yıl önce doğdu.

Vladimir İlyiç Ulyanov, bilinen adıyla Lenin, 22 Nisan 1870'de Simbirsk kentinde orta halli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Lenin 17 yaşındayken, bir Narodnik olan ve idam edilen ağabeyi Alexander'ın anısını, Çarlık rejimine duyduğu öfke olarak her zaman içinde taşıdı.

Lise eğitiminin ardından Kazan Üniversitesi'nde hukuk eğitimine başlayan Lenin, devrimci faaliyetleri nedeniyle kısa süre sonra okuldan atıldı. Okulu dışarıdan bitirmek zorunda kalan Lenin, bundan böyle bütün yaşamını Rusya'da sosyalizm mücadelesine adadı.

1895'te yurtdışında Rus marksizminin önemli isimleriyle birlikte İşçi Sınıfının Kurtuluşu için Mücadele Birliği'ni kuran Lenin, aynı yıl tutuklanarak Sibirya'da sürgüne gönderildi. Sibirya'dan Rusya'ya yayılmış devrimci gruplarla temasını sürdüren Lenin, hazırladığı program taslağı ile Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin (RSDİP) kuruluşunda başı çekenlerden oldu. 1898'de kuruluşu gerçekleşen RSDİP içinde en etkin biçimde faaliyetlerini sürdüren İlyiç, Iskra'da yayınlanan bir makalesinde ilk kez "Lenin" adını kullandı.

1903'de RSDİP içinde demokratik merkeziyetçilik ve tüzük tartışmaları sırasında çoğunluğu sağlayan Lenin ve yoldaşları, o tarihten sonra "Bolşevikler" (çoğunluk) olarak, Lenin'e karşı çıkanlar ise "Menşevikler" (azınlık) olarak adlandırıldılar.

1905 devriminin yenilgiye uğrayıp geri çekilmesinden sonra yeniden yurtdışındaki mülteci yaşamına dönmek zorunda kalan Lenin, bu dönemde marksist felsefe ve iktisat teorisi üzerine önemli eserler kaleme aldı. Aynı zamanda Rusya'da Bolşevik Parti'nin örgütlenme faaliyetleriyle de bizzat ilgilenen Lenin, Avrupa işçi ve sosyalist hareketinde gözlemlemeye başladığı reformizm, revizyonizm ve oportünizm gibi akımlara karşı partisini sürekli güçlendirdi. Avrupa'da sosyal-demokrat partilerin işçi hareketine ihanet anlamına gelen, Birinci Dünya Savaşı'nda kendi hükümetlerine destek politikasını şiddetle eleştiren Lenin, bu dönemde uluslararası sosyalist hareketin en güçlü liderlerinden biri haline geldi. 

1917 Şubat Devrimi'nin ardından Rusya'ya dönen Lenin, Bolşevik Parti'nin sosyalist devrim stratejisini hayata geçirmek konusunda olağanüstü bir yaratıcılık ve taktik esneklik sergileyerek, devrim teorisine de geniş çaplı katkılar yaptı. 7 Kasım'da Lenin'in liderliğindeki Bolşeviklerin iktidarı ele geçirmesiyle birlikte, Büyük Ekim Devrimi zafere ulaşmış oldu.

Ekim Devrimi'nin ardından sosyalist inşa sürecinin bütün zorluklarına karşı özveri ve inançla mücadele eden Bolşevikler, yine Lenin'in bükülmez iradesinin liderliğinde yol aldı.

Lenin'i, 151. doğum gününde saygıyla anıyor,  devrim günlerinde emekçilere seslendiği ve 19 Kasım 1917’de Pravda’da yayınlanan yazısını okuyucularımızla paylaşıyoruz:

''İşçi, asker, köylü yoldaşlara, bütün emekçilere!

İşçi ve köylü devrimi, Kerenski tarafından aldatılmış olan az sayıdaki Kazakların son kalıntılarını da dağıtıp tutukladıktan sonra, Petrograd'da kesin olarak zafer kazandı. Devrim, Moskova'da da zafer kazandı. Petrograd'dan gelen bazı birliklerin Moskova'ya varmasından önce harp okulu öğrencileri ve öbür Kornilovcular, barış koşullarını, silahsızlanma ve kamu kurtuluş komitesinin dağılması koşullarını imzalamış bulunuyordu.

Cepheden ve kırlardan her gün, her an, siperdeki askerler ve bucaklardaki köylüler engin çoğunluğunun yeni hükümete, onun barış önerisi ve toprağın köylülere hemen verilmesine ilişkin kararnamelerine sağladığı destek üzerine haberler geliyor. İşçi ve köylü devriminin zaferi kesindir; çünkü halk çoğunluğu, daha şimdiden bu devrimi destekliyor. 

Anlamak kolaydır ki toprak sahipleri ve kapitalistler, burjuvaziye sıkı sıkıya bağlı yüksek memur ve müstahdemler; kısacası, bütün zenginler ve onların yanında yer alan herkes, yeni devrimi düşmanca karşılıyor, zaferine karşı çıkıyor. Bankaların etkinliğine son vermekle tehdit ediyor, çeşitli kuruluşların işleyişini baltalıyor ya da kötürümleştiriyor. Devrimi elden gelen her biçimde engelliyor, onu açıkça ya da üstü örtülü bir biçimde frenliyorlar. Her bilinçli işçi, bu türlü bir direnişle kaçınılmaz olarak karşılaşacağımızı çok iyi anlıyordu; tüm bolşevik basın, bunu birçok kez belirtmiş¬ti. Emekçi sınıflar bu direniş yüzünden bir an bile yılgınlığa kapılmayacak, burjuvazi yandaşlarının tehdit ve grevleri karşısında hiç mi hiç korkmayacaklardır. 

Halkın çoğunluğu, bizden yana. Tüm dünya emekçilerinin ve ezilenlerin çoğunluğu, bizden yana. Adalet davası, bizden yana. Zaferimizi hiçbir şey önleyemez. 

Kapitalistlerin ve yüksek memur ve müstahdemlerin direnişi kırılacak. Bankaların ve kartellerin ulusallaştırılması üzerine özel bir devlet yasası çıkarılmaksızın, kimse bizim tarafımızdan mallarından yoksun bırakılmayacak. Bu yasa hazırlanmaktadır. En titiz sayım ve denetim bir yana, ödenmesi gereken vergilerin gizlenmeksizin alınması bir yana, hükümet başka hiçbir önlem almak istemiyor. Halkın engin çoğunluğu, geçici işçi ve köylü hükümetini bu haklı istekler adına benimsedi.

"Emekçi yoldaşlar! 

Devleti şimdi kendinizin yönettiğini unutmayın. Eğer siz kendi aranızda birleşmez ve tüm devlet işlerini kendi ellerinize almazsanız, kimse size yardım edemez. Sizin sovyetleriniz, bundan böyle her türlü yetki ile donatılmış devlet iktidar organları, karar yetkisine sahip organlar durumuna geldi. 

Sovyetleriniz yöresinde toplanın. Onları pekiştirin. Kimseyi beklemeksizin, tabanda kendiliğinizden işe koyulun. En katı devrimci düzeni kurun. Sarhoşlardan, ayak takımından, karşı-devrimci harp okulu öğrencilerinden, Kornilovcular ve başkalarından gelen anarşi girişimlerini acımadan ezin.

Üretim üzerinde en sert denetimi kurun ve yiyecek maddelerinin dökümünü tutun. İster üretimin baltalanması (yıpratma, yavaş¬latma, yıkıcılık), buğday ve yiyecek maddeleri stoklarının gizlenmesi, demiryolları, posta, telgraf, telefon işlerinin bozulması… İsterse büyük barış davasına, toprağın köylülere verilmesine, üretim ve da¬ğıtım üzerinde işçi denetiminin gerçekleşmesine herhangi bir direniş söz konusu olsun, halkın davasına zarar verme cüretinde bulunacak herkesi tutuklayın ve devrimci halk mahkemesine verin.

İşçi, asker, köylü yoldaşlar, emekçi yoldaşlar!

Bütün iktidarı alın ve kendi sovyetlerinize verin. Toprağı, buğdayı, fabrikaları, avadanlığı, yiyecek maddelerini, ulaştırma araçlarını gözbebekleriniz gibi koruyun. Bütün bunlar bundan böyle tamamen sizin malınız, tüm halkın malı olacaktır. Köylülerin çoğunluğuyla uzlaşarak ve onaylarını alarak, köylülerin ve işçilerin pratik deneyimiyle belirlenen yolları izleyerek, en uygar ülkelerin öncü işçilerinin pekiştirecekleri sosyalizmin, halklara sürekli bir barış sağlayacak ve onları her türlü baskı ve her türlü sömürüden kurtaracak olan sosyalizmin zaferine doğru, kademe kademe ama kararlı bir biçimde yürüyeceğiz.''