IPI kaliteli gazeteciliği arttırmak için rapor yayınladı

IPI, TGS Akademi'de düzenlenen basın toplantısında Türkiye'de yerel gazeteciliğe odaklanan saha çalışmasının sonuçlarını açıkladı.



16-07-2019 18:05

Uluslararası Basın Enstitüsü(IPI), Türkiye’de yerel gazeteciliğe odaklanan saha çalışmasının sonuçlarını yaptıkları basın açıklamasıyla duyurdu. Basın toplantısına konuşmacı olarak TGS Genel Sekreteri Mustafa Kuleli, IPI Türkiye Ulusal Komitesi Başkanı Kadri Gürsel, IPI Direktörü Barbara Trionfi ve IPI Ulusal Komite Başkan Yardımcısı ile rapor yazarı Emre Kızılkaya katıldı.

Basın toplantısında ilk sözü TGS Genel Sekreteri Mustafa Kuleli aldı. Kuleli, "Biz siyasi parti değiliz. Siyasi aktivist de olmamalıyız. Gazetecilik bir meslektir. Türkiye'de bunlar birbirine çok karışmış durumda. Türkiye'deki kaliteli gazetecilik sorununu bunlar oluşturuyor. Solcu ve aktivistsen iyi gazeteci sayılıyorsun. Bence alakası yok. İyi solcu olmak iyi gazetecilik getirmiyor. Türkçe bilmek, yeni lisan bilmek, yeni teknolojiye adapte olmak gibi şartları var. Etik değerler var" diye konuştu.

"BAĞIMSIZ VE ÖZGÜR MEDYAYA İHTİYAÇ VAR"

IPI Türkiye Ulusal Komitesi Başkanı Gazeteci Kadri Gürsel, "Demokrasinin işleyişi için bağımsız ve özgür medyaya ihtiyaç var. Türkiye de bu ilkeden muaf tutulamaz ve demokrasiden bahsetmek için gazetecilerin durumuna bakmak gerekir. Türkiye'de mevcut durumda gazeteciler çeşitli siyasi saiklerle, motivasyonlarla gazetecilik yaptığını da iddia ederken bir takım siyasi baskıların ötesinde gazeteciliğin kalitesinin yükseltilmesi sorunu da duruyor. Çok uzun sürmeyen bir zamanda bu ortamın düzelmesi beklenirken bizde nasıl kaliteli gazetecilik yapılır üzerine rapor hazırladık" diye konuştu.

"TÜRKİYE'DEKİ GAZETECİLERİ HAPİSTEN ÇIKARMAK ÖNCELİKLERİMİZDEN OLDU"

IPI Direktoru Barbara Trionfi ise, 2016'dan itibaren daha fazla gazeteci hapise girdiğini söyleyerek, "Onları hapisten çıkarmak, basın özgürlüğü bizim önceliklerimizden biri oldu" dedi. Trionfi, 150'den fazla gazetecinin hapiste bulunduğu ve yüzlerce gazetecinin yargılandığı bir ortamda gazetecilerin kaliteli ve özgürce gazetecilik yapmasından çok bahsedilemeyeceğini vurguladı. Trionfi, "Cumhuriyet davası örneğin tamamen siyasi baskılarla kimin üzerinde ne zaman bir soruşturma olacağına dair belirsizlik ortamını genişletti. Kimin başının yargı ile ne zaman belaya gireceği yargı bilinmez hala gelmişti. Bu durum diğer basın kuruluşlarında bu çalışanları da baskı altına almıştı. IPI üyelerinin olduğu bir çok ülkede çok ağır baskılar var ama bu ülkelerin her birinde bağımsız, kamu yararına gazeteciliğin yaşayabileceği belli alanlar olduğunu görebiliyoruz. Türkiye'de böyle alanlar olmasa bile gazetecilerin mesleklerini sergiledikleri irade ve azim bizim desteklerimizi hakkediyor. Biz bu desteği nasıl verebileceğimiz yollarını arıyoruz. Olumlu değişikliklerin olacağına dair beklentilerin yaşandığı bir dönemde, bir kuşak gazeteciyi kaybetmemek adına bu kapasiteyi nasıl geliştirebileceğimize bakmak adına bu raporda çalıştık" dedi.

RAPOR HAKKINDA

Evrensel'in haberine göre Türkiye'nin, gazeteciler için dünyadaki en zor çalışma ortamlarından birini sunduğuna dikkat çeken IPI Ulusal Komite Başkan Yardımcısı ve rapor yazarı Emre Kızılkaya, "Siyasi ve ekonomik baskılar ülkedeki medyayı kesintisiz taciz altında tutarken, kaliteli gazeteciliği zedeliyor ve gelişmeye müsait potansiyelini de büyük ölçüde engelliyor.Uluslarlarası Basın Enstitüsü (IPI), Türkiye’de medyayı etkileyen güncel problemleri çeşitli açılarından açıklamak ve donörler dahil tüm paydaşlara olası çözüm yolları önerebilmek için yerel gazetecileri ve yarının gazetecileri olan öğrencileri temel alan bir saha araştırması yayımlıyor. IPI Ulusal Komitesi tarafından yapılan bu çalışma, ülkede kaliteli gazeteciliğin geliştirilebilmesi ve bu alanda uzun vadeli temellerin atılması adına bir kaynak olmayı amaçlıyor" diye konuştu.

Raporu özetleyen Kızılkaya, Şubat Nisan ayları arasında yürütülen çalışma boyunca Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinden 67 gazetecilik bölümü / iletişim fakültesi öğrencisi ve tüm bölgelerden yerel gazeteci ve yayıncılar ile röportajlar yapıldığı söyledi. Kızılkaya, "İstanbul’da tasarım odaklı düşünme tekniklerinden esinlenerek hazırlanan ve yenilikçi çözümler üretmeye odaklanan üç gazetecilik atölyesi düzenlendi.

Konuşulan gazetecilik öğrencilerinin, ülkedeki eleştirel seslere karşı devam eden tutuklamalar ve gençler arasındak yüksek işsizlik oranı gibi sorunlara rağmen yüksek seviyede direnç gösterdiği gözlemlendi. Bunun yanı sıra, gençler gazetecilikte “modası geçmiş” üniversite eğitim modelleri ve iş yerinde eğitim fırsatlarının eksikliğinden şikayet ettiler. Sansür, eskimiş eğitim müfredatı ve beceri odaklı staj yoksunluğu en çok bahsedilen problemler oldu" değerlendirmesinde bulundu.

Kızılkaya, yerel gazeteci ve yayıncılara göre, Türk lirasının değer kaybı ve kamu ilanlarından sağlananlar da dahil olmak üzere giderek azalan ilan gelirlerinin ciddi ekonomik etkileri oldu ve daha birçok medya kuruluşu 2019 bitmeden kapanma tehlikesiyle karşı karşıya olduklarını söyledi. Kızılkaya, "Yerel patronaj ilişkileri ve ulusal medya kuruluşlarının giderek küçülen bölge büroları, Türkiye’nin kırsal kesimlerinde ve Kürt popülasyonunun yoğun olduğu güneydoğu illerinde adeta “haber çölleri” oluşturdu.Yine de, yerel kesimlerde de olmak üzere vatandaş gazeteciliğinin devam ettiği söylenebilir. Fakat bu durum, Türkiye medyasının ekosisteminin daha özgür bir döneme geçildiğinde kaliteli gazetecilik üretmeye hazır olduğunu söylemek için yeterli değil" dedi.