IMF'den Türkiye açıklaması

IMF, küresel ekonomiye yönelik büyüme beklentilerini yükselen riskler nedeniyle aşağı çekti.



09-10-2018 09:17

Uluslararası Para Fonu (IMF), “Dünya Ekonomik Görünüm Raporu”nun (DEG) Ekim 2018 sayısını “İstikrarlı Büyümeyi Sınayan Zorluklar” başlığıyla yayımladı.

ABD ekonomisine ilişkin bu yılki büyüme tahmini yüzde 2,9’da sabit bırakıldığı DEG raporunda, 2019 beklentisi ise Çin’le sürdürülen “ticaret savaşı” nedeniyle yüzde 2,7’den yüzde 2,5’e düşürüldü.

TÜRKİYE’NİN BÜYÜME BEKLENTİSİ DÜŞÜRÜLDÜ

Yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ekonomiler grubunda bulunan birçok ülke gibi Türkiye’ye yönelik büyüme beklentilerini de aşağı çeken IMF, Türkiye ekonomisinin bu yıl için yüzde 3,5 ve gelecek yıl için yüzde 0,4 büyüyeceği öngörüsünde bulundu. Bu oranlar, temmuz ayında güncellenen DEG’de sırasıyla yüzde 4,2 ve yüzde 3,9 seviyesindeydi.

DEG’de, ayrıca Türkiye ekonomisine ilişkin enflasyon, cari açık ve işsizlik beklentilerine yer verildi.

İŞSİZLİK ORANI YÜZDE 12

Buna göre, Türkiye’de tüketici fiyat endeksinin bu yılın sonunda yüzde 15 ve gelecek yılın sonunda yüzde 16,7 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Kuruluşun işsizlik oranı tahminleri ise bu yıl sonu için yüzde 11 ve 2019 sonu için yüzde 12,3 olarak belirlendi.

Raporda, cari açığın gayrisafi yurt içi hasılaya oranının bu yılın sonunda yüzde 5,7’e yükseldikten sonra gelecek sene yüzde 1,4’e gerileyeceği öngörüsünde de bulunuldu.

'MERKEZ BANKASI POLİTİKALARINA GÜVENİLİRLİK EKSİK'

Hızlı enflasyona yetişmeye başaramadığı ileri sürülen Merkez Bankası politikalarının, yüksek faiz artışına rağmen istenen sonucu alamadığını ve bunda ‘Merkez Bankası politikalarına güvenilirliğin eksik olmasının’ payını da olduğu vurgulandı.

'DEVLET GARANTİSİYLE BÜYÜTÜLEN ŞİRKETLERE ÖDEME AZALTILMALI'

Neredeyse tüm kamu kaynaklarının özel sermayeye aktarıldığı devasa altyapı projeleri hakkında da yorumda bulunan kuruluş, bu alanda dikkatli olunmasını ve gerekli görülmesi halinde devlet garantisi kapsamında şirketlere yapılan ödemelerin dereceli olarak azaltılmasını ve hatta “açık piyasa aksaklığı” seviyelerine indirilmesini öneriyor.