İktisatçı yazar Mustafa Sönmez: 2020 yılında bir erken seçim ihtimalini güçlü görüyorum

İktisatçı yazar Mustafa Sönmez, 23 Haziran'da İstanbul seçimleri ile noktalanan yerel seçim sürecini İleri Haber'e değerlendirdi.



27-06-2019 13:16

Özgür Yılmaz - @ozguryilmaz344

İktisatçı yazar Mustafa Sönmez, 23 Haziran'da İstanbul seçimleri ile noktalanan yerel seçim süreci üzerine açıklamalarda bulundu.

Sönmez yerel seçimler, kabine revizyonu, AKP yönetimindeki değişiklikler, yeni parti iddiaları, topal ördek tartışmaları ve ekonomik krizin damgasını vurduğu siyasal durum üzerine önemli tespitlerde bulundu.

'TÜRKİYE MİLLİ GELİRİ'NİN YÜZDE 63'ÜNÜN ÜRETİLDİĞİ 21 BÜYÜKŞEHİR ELDEN GİTTİ'

İlk önce seçimler üzerine kısa bir değerlendirmenizi alabilir miyiz?

Ben aslında 31 Mart'ı önemsiyorum. 31 Mart AKP'nin inişinin somutlandığı bir tarih oldu. Yerel iktidarı bir ölçüde muhalefete kaptırdı. Sayı olarak şunu söylemek daha uygundur: 21 ilde Türkiye Milli Geliri'nin yüzde 63'ü üretiliyor. Bu illerde CHP yönetimi ele geçirdi. Bu anlamda Türkiye ekonomisinin hakim olduğu illerde AKP yerel iktidarı kaybetti. Bunların içinde İstanbul'da vardı. AKP hukuk dışı yollarla seçimi yeniletmek istedi ve 23 Haziran'da daha farklı bir hezimetle seçimi kaybetti. Dolayısıyla 31 Mart'ta somutlaşan hezimeti 23 Haziran'da daha görünür hale geldi. Bu noktada ciddi bir moral çöküntünün yanı sıra yönetememe ve yerel hegamonyayı kaybetme olduğunu görebiliriz, dolayısıyla bir toparlanma değil, bir çöküşe gidileceği öngörülebilir.

'ASIL SORUN SİSTEMDE'

Kabine revizyonu iddiaları üzerine neler söylemek istersiniz?

AKP'nin esas problemi, 24 Haziran 2018'de icraatına başladığı "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi." Bu sistemde bir sorun var, yargının ve yasamanın yetkilerini yürütmede toplayan tek adamın yönetimine bırakılmış, denetimi, danışmayı, siyasi rızayı dışlayan bir sistem icra ediyorlar. Bu sistemin geride kalan 1 yılında her alanda kötüleşme var. Ekonomide tam bir başarısızlık ve süren bir kriz, dış politikada aynı şekilde oldukça başarısız bir icraat var. Dolayısıyla yapının kimyası negatif olduğu için yapılacak kabine değişiklikleri sistemi etkilemeyecektir. Ancak bunu kabul etmiyorlar. Dolayısıyla bunu deneyebilirler. 

'BU DOĞUMA İZİN VERMEK İSTEMİYOR'

Peki, yeni parti iddiaları üzerine neler söylenebilir? Kurulacak yeni parti(ler) AKP içerisinde bir kırılma yaratır mı?

Bu uzun zamandır konuşulan ve beklenen bir şey AKP içinde. Abdullah Gül'ün perde önünde ya da arkasında olduğu yeni bir parti doğuşu... Buna Erdoğan çeşitli şekillerde bir basınç uyguluyor, bu doğuma izin vermek istemiyor. Ancak AKP zayıfladıkça buradaki girişimler güç kazanacaktır. Ancak ben bunun siyasi dengeleri önemli ölçüde değiştirecek girişimler olduğunun düşünmüyorum. Burada asıl inisiyatif CHP ve muhalefet partilerinde. Burada CHP kendi özgücüne ve inisiyatife güvenmek yerine, AKP'de yarılma, Ali Babacan'ın partisinden medet umması büyük yanlış olur. Bu parti son tahlilde AKP'nin genlerini taşıyan, liberal, sağcı ve İslamcı fonlar taşıyan bir parti olacaktır. Demokratikleşme, laik ve çoğulcu bir yapıya ulaşma yolunda bir katkısı olmayacaktır. Muhalefetin ilgi odağı AKP içerisindeki yarılma, Cumhur İttifakı'nın çatlayarak MHP'nin kopmasını beklemek değil esas olarak kendi gücüne güvenerek, ele geçirdiği inisiyatifi, moral üstünlüğü, rejim değişikliğine ve hukuk devletine götürmesi gerekmektedir. 

'HDP SAVRULMADI'

Yerel seçimlere dönmek gerekirse, Kürt seçmenin seçimlere etkisi ve "topal ördek" tartışmalarını nasıl yorumlarsınız?

Hem 31 Mart'ta hem 23 Haziran'da elde edilen sonuçta Kürt seçmeni temsil eden HDP'nin kilit bir rolü oldu. HDP burada savrulmayarak, yani boykot da deneyebilirdi, çekilebilirdi ancak bunun yerine AKP'ye kaybettirmek hedefine odaklanarak doğru bir duruşu seçti. Bunu hem Güneydoğu'da hem de Batı'da hayata geçirdi. Tabanında herhangi bir yarılma, savrulma olmadı. AKP'nin oyunlarını boşa çıkardı. AKP'nin 31 Mart'ta başlayan inişinde HDP'nin doğru duruşunun ciddi bir rolü olduğunu ve Kürt seçmenin önemli bir katkısı olduğunu söylememiz gerekir.

'ÇOK FAZLA ENGELLEMELERE GİDEMEZLER'

Topal ördek meselesi ise 2 türlü kullanılıyor. Önce Erdoğan kullandı. Seçilen başkanlara iş yaptırmamak anlamında kullandı, "Meclis bizim kontrolümüzde" anlamında. Bu yöntemi deneyecekler. Ancak başkanlığı elinde bulunduran muhalefetin gücü daha fazla. Eğer bir bilek güreşi olacaksa, başkanlık koltuğunda oturanlar bu tür engellemeleri bir şekilde aşabilirler. AKP istese de, metropollere taş koyamaz. Çünkü metropoller milli gelirinin önemli bir kısmını üretiyor. Burada milli geliri düşürücü hamleler, üretimi baltalamak sonuçta merkezin hanesine yazılır. 

O nedenle de çok fazla engellemelere gidemezler. Bu noktada CHP'nin basiretli davranması ve tabandan gelen güçle, iyi bir belediyecilik sergilemesi gerekiyor.

Topal ördek meselesi bir de AKP'nin 23 Haziran'dan sonra AKP'nin düştüğü durum için kullanıldı. AKP'nin güç kaybetmesi, MHP'nin ittifakı terk etmesi, yeni parti(ler) gibi iddialarla kullanılıyor. Bütün bu kuşku ve kaygılar içinde bir topal ördek tartışması daha yerine oturdu.

'ERKEN SEÇİM İHTİMALİNİ GÜÇLÜ GÖRÜYORUM'

Son olarak Türkiye siyasetinin geleceği hakkında neler söylenebilir, ekonomi özellikle önemli bir yer kaplıyor?

AKP'nin işi gerçekten bu açıdan zor. Halının altına süpürdükleri sorun yumağını nasıl aşacağı bilinmiyor. Bunun için dış dünyadan para gerekiyor. Dış yatırımcının gelme ihtimali düşük. Eğer piyasadan bu parayı bulamazsa, bu parayı IMF'den istemek zorunda ancak IMF için de ABD ile görüşmek zorunda. ABD ile de S-400 krizi var. Eğer ABD ile bir uzlaşı sağlayamazsa yeniden bir tirbülans yaşayabilir Türkiye. Yönetimsel anlamda ciddi sorunlar var. O anlamda, AKP bir erken seçime zorlanabilir. Bunu ayrıca ekonomik gidişat da zorlayabilir. Erdoğan "Önümüzde 4 yıl var" gibi bir laf etti ama şahsen ben 2020 yılında bir erken seçim ihtimalini güçlü görüyorum.