İHD 2020 yılı mülteci raporunu açıkladı

İHD, 2020 yılında mültecilere dönük hak ihlalleri raporunu yayınladı. Raporu İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri açıkladı.



29-01-2021 16:40

İHD İstanbul Şubesi, 2020 yılının mülteci raporlarını yayınladı. Raporda, ayrımcı yaklaşımlara ve nefret söylemlerine dikkat çekildi.

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi (İHD), 2020 yılı mültecilere yönelik hak ihlalleri raporunu açıkladı. 

Şube binasında yapılan toplantıya İHD İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri ve dernek yöneticileri katıldı. Raporu açıklayan Yoleri, dünyada ırkçılık, şiddet ve yoksulluğa paralel olarak, devletlerin çözümsüz kalmasının mültecilere yönelik hak ihlallerinin artmasına neden olduğunu söyledi.

Yoğun mülteci nüfusunun büyük sorunlar yol açtığına değinen Yoleri, Türkiye’de geçici koruma altındaki kayıtlı Suriyeli sayısısın 13 Ocak 2021 tarihi itibarıyla toplam 3 milyon 645 bin 557 kişiye ulaştığını açıkladı.

'GÖNDERİLME KORKUSUYLA HAK TALEP EDEMİYORLAR'

Derneklerine yapılan başvuru sonucu yasal statü almış mültecilerin dahi yaşadıkları haksızlıklara karşı sınır dışı edilme korkusuyla hak talep etmekten çekindiklerini ve adli makamlara başvurmak istemediklerini söyleyerek, “Bu nedenle yaşadıkları pek çok olumsuzluk kayıtlara geçmemekte gizli kalmaktadır. Yoğunluklu yaşandığı tespit edilen kadına yönelik şiddet, cinsel istismar, çocuklara yönelik hak ihlalleri, emek sömürüsü, ayrımcılık, adalete erişim engeli, çalışma hakkı ihlalleri, adalete erişim engelleri bu nedenle görünür olamamaktadır” dedi.

'AYRIMCI NEFRET DİLİ ÇEKİNGENLİĞİ BÜYÜTÜYOR'

Nefret söylemlerinin yanı sıra resmi kuruluşlarda karşılaştıkları ayrımcı yaklaşımlar ve dil problemini aşacak imkânların yaratılmamasının da bu çekinmede etkili olduğuna işaret eden Yoleri, “Siyasi aktörlerin ayrımcı açıklamaları ve medyadaki ayrımcı nefret dili bu çekingenliği büyütmektedir. Bu büyük engellere rağmen başvuru yapmaya cesaret edilmesi, sorunların ne derece ağır yaşandığının göstergesi olarak görülmelidir” diye belirtti.

HAK İHLALİ DİZ BOYU

Yoleri, derneklerine yapılan başvuru sonucu toplamda 658 hak ihlalinin yaşandığını aktararak, yaşanan ihlalleri verileriyle birlikte şöyle sıraladı: Haksız gözaltı, tutuklama 16, adil yargılanma hakkı 2, işkence, darp, kötü muamele 18, güvenlik güçlerinin neden olduğu ölümler 6, umut yolculuklarında yaşamını yitirenler 62, nefret saldırılarında yaşamını yitirenler 7, iş cinayetlerinde yaşamlarını yitirenler 101, nefret saldırılarında yaralananlar 22, uluslararası koruma talepleri 77, Türkiye’ye sığınma talepleri 19, geri gönderme yasağı ihlali 16, seyahat hakkı ihlali 209, kadına yönelik şiddet, cinsel istismar 4,  mültecilere ilişkin haber yapan gazetecilere yönelik baskılar, gözaltı, tutuklama 12.

Yoleri, hak ihlallerine karşı önerilerini ise şöyle sıraladı:

* Mültecilere yönelik hak temelli yaklaşımın benimsenmesi.

* Medyada ve siyasette daha da öne çıkan ve ırkçı saldırıları motive eden mültecilerle ilgili ayrımcı söylemlerden vazgeçilmesi, önleyici tedbir alınması.

* Nefret saldırılarında karşımıza çıkan cezasızlık uygulamasına son verilmesi.

* 1951 Cenevre sözleşmesindeki coğrafi çekincenin kaldırılması.

* AB-Türkiye arasındaki Geri Kabul Anlaşmasının geri çekilmesi.

* Sınırlar açılarak insan kaçakçılığının önlenmesi.

* Mültecileri sınırdan geçmek için yasadışı-tehlikeli yollara sevk eden politika ve söylemlerden vazgeçilmesi.

* BMMYK’nın Türkiye’de yeniden faaliyet göstermesi.

* Göç İdaresinin uluslararası koruma ve ikamet başvurularının alınması başta olmak üzere mültecilerin taleplerini karşılayacak güven verici, keyfiyetten uzak, mültecilerin erişimini kolaylaştıran bir sistem kurması.

* Geri gönderme yasağına aykırı uygulamaların durdurulması.

* Kadın ve çocuklara yönelik istismar ve şiddeti önleyici, kadın ve çocukları koruyucu etkin mekanizmaların hayata geçirilmesi.

* Dil ve maddi imkan sorunları da gözetilerek adalete erişim ve hukukun korumasından yararlanma konusunda eşitlik ve yeterli imkân sağlanması.

* Uzun süre Türkiye’de yaşayan ve geri dönmesi savaş ve sonraya etkilerinin neden olduğu koşullar çerçevesinde mümkün görünmeyen mültecilere vatandaşlık verilmesi sağlanmalıdır.