İçinizdeki çocuğu sevin

Çocuklara karşı yetişkin önyargıları ruhsuz dünyanın eseridir. İçimizdeki çocuğa 'dur’ değil, 'haydi’ demek bizi hep mutlu kılacaktır. Hem eğlenceli hem de önyargılardan uzaklaştıracak sıcacık iki öyküye merhaba deyin. 



28-10-2018 01:34

Gül Altıparmak

Çocuklar kadar geniş bir hayal dünyamızın olmaması ne üzücü şey! Çocuklarımızın anlattığı o sonu gelmeyen hikâyelere hepimiz yeterince alışkınız. Peki ya verdiğimiz tepkiler?  “Yalan söyleme!”, “Uçan kedi mi olur allah aşkına!..” gibi bir düzine daha üstten cümleler… İşte çocuklarımızın yaratıcılığını yavaş yavaş yok edeceğimiz durumlar böyle başlıyor. Oysa onların o uçsuz bucaksız hayal dünyalarına eşlik edip bizler de biraz eğlenemez miyiz? Sizlerle paylaşacağım bu iki kitapla eğlenceye ortak olun!

GERGEDANLAR KREP YEMEZ

Önyargılar biz büyüklerin dünyasına ait. Herşeyin en iyisini yapmaya çalışırken, asıl yapmamız gereken şeyi, çocuklarımızı dinlemeyi ihmal eden de bizleriz, onlara bizim doğrularımızı dikte etmeye çalışan da…

“Annenin ve babanın, seni çok sevdiklerini bilmene rağmen, bazen söylediğin şeyleri dinlemediklerini hissettiğin oldu mu?” diye başlıyor kitap. Evlerinin mutfağında mor bir gergedan gören Begüm anne babasına derdini bir türlü anlatamıyor. Sonunda anlatmaya çalışmaktan vazgeçip gergedanla arkadaş oluyor, ta ki krepler kayboluncaya kadar! Bu sefer Begüm’ü dinleyen anne babası, söyledikleri karşısında gülmeye başlıyorlar: “Çok tatlısın güzel kızım” dedi annesi, “Mor bir gergedanın evimizde olamayacağını sen de biliyorsun, değil mi? Bu mor gergedan senin hayali arkadaşın olmasın!” Anne ve babasının ona inanmamasının üzüntüsünü gergedanla paylaşırken, aslında onun da ailesinden uzakta ve mutsuz olduğunu gören Begüm, onu ailesine kavuşturmanın yollarını arıyor. Anne ve babası Begüm’e inanacak mı? Mor gerdanımız ailesine kavuşacak mı? 

Anna Kemp’in yazıp Sarah Ogilvie’nin resimlediği bu kitap, çocuklarımızın hayal gücünü destekleyecek ve biz büyükleri ise önyargılardan uzaklaştıracak evrensel duyguları barındırıyor. Kitaptaki resimler oldukça renkli ve canlı olmasıyla da ilgi çekici. Kurgusuyla başta, erken çocukluk dönemindeki çocukların hayali arkadaşlarını hatırlatsa da aslında çocukların öz saygılarını korumak adına onları dinlemek gerektiğini ve her yönüyle yaşantılarını ciddiye almamız gerektiğini hatırlatıyor. Çocukların gerçeğe ne kadar bağlı kaldığını ve aynı zamanda hayal dünyalarının sınırsızlığını ise gözler önüne seriyor.

KÖPEKLER BALE YAPMAZ 

Bir kız çocuğuyla, onun kendini köpek gibi hissetmeyen köpeğinin hikâyesi bu. “Benim köpeğim farklıdır. Diğer köpeklere benzemez. Onlar gibi davranmaz, Tuvaletten su içmez, terlikleri ısırmaz, kedileri kovalamaz.Yakalaması için bir sopa attığımda bana anlamsızca bakar. Sonra sopayı gidip kendim almak zorunda kalırım,” diye başlıyor hikâye. Üstelik dans etmeyi çok sever ve kendini balerin zanneder bu köpek. Küçük kızın tütüsüne hayran hayran bakar. Okula giderken onu gizlice takip eder. Küçük kız onun baleye olan ilgisinin farkındadır ama yetişkinler bunu asla kabul etmek istemezler. “Köpekler bale yapmaz!” derler sürekli ve bu, köpeği çok üzer. Peki gerçekten köpekler bale yapabilir mi acaba?..    
Anna Kemp’in bir diğer kitabı olan “Köpekler Bale Yapmaz”, bir önceki kitapta olduğu gibi yetişkin önyargılarını konu ediniyor. Aynı zamanda başarma duygusu zayıf olan çocuklar için de bir yol gösterici olabilecek nitelikte. Hikâyenin içindeki resimlerde, sürekli gizlenen köpeği bulmaya çalışırken çocuğunuzla bunu bir dikkat oyununa çevirebilirsiniz. Hikâyenin kahramanı küçük kızın, kendini iyi ifade ediyor oluşu ise sonrasında hikâye üzerine gerçekleştireceğiniz bir sohbetle, çocuğunuza bundan sonrası için kendini ifade etmesi açısından yardımcı olabilir. 

Erken çocukluk dönemindeki çocukların sınırsızlığı, çoğu zaman bizlerin sınırlarını zorlayabilir. Bir önceki gün bir dinazorla parkta tanışmış ya da bir ağaçla önemli bir sırrını paylaşmış olabilir. Bunlar bize ne kadar farklı gelse de, ne yalan ne de saçmalık. Bunların hepsi tamamiyle gerçek. Soyut kavramları anlamlandıramayan çocuklar, tüm bunları hayatlarında bir gerçekliğe oturtup yaşantılarıyla yoğururlar. Bizlerin yapması gereken ise onların hayal gücünü baltalamak değil yeşertmek olmalıdır. Böylelikle daha yaratıcı, dikkat becerisi yüksek, uzamsal düşünebilen, hayatlarının her alanında farklı bakış açılarına sahip ve eleştirel bakan bireyler olarak yaşamalarına katkı sağlamış oluruz. Yalnızca kitap seçimlerinde değil, oynadığımız oyunlarda ve birçok paylaşımda bu yaratıcılığı destekleyen seçimler yapmamız doğru olacaktır. Önyargıları ve hayata sıkışmışlığı bir kenara bırakıp çocuklarınızın hayal dünyasında, içinizdeki çocukla daha eğlenceli bir dünyayı yaratabilmeniz dileğiyle, iyi okumalar! 


KÜNYE: Gergedanlar Krep Yemez, Anna Kemp, Resimleyen: Sara Ogilvie, Çeviri: Gülbin Baltacıoğlu, Pearson Yayınları, 2012, 32 Sayfa. 
KÜNYE: Köpekler Bale Yapmaz, Anna Kemp, Resimleyen: Sara Ogilvie, Çeviri: Gülbin Baltacıoğlu, Pearson Yayınları, 2012, 32 Sayfa.