"Tampon bölge önermesi çöpe atılmalı"

IŞİD'in Şengal ve Kobane saldırılarının ardından Türkiye'de oluşturulan kampları ve bölgede süren savaşı gözlemlemek için oluşturulan HTKP heyeti ziyaret sonrasında bir rapor yayımladı.



04-10-2014 16:44

(İleri - Haber Merkezi) Halkın Türkiye Komünist Partisi(HTKP) tarafından IŞİD'in Şengal ve Kobane'ye yönelik saldırıları sonrasında Mardin, Batman ve Suruç'a gönderilen heyet, ziyaretinin ve bölgedeki gözlemlerini rapor haline getirdi. HTKP tarafından hazırlanan raporda AKP'nin tampon bölge planının Suriye’deki merkezi iktidara ve Rojava’daki Kürt yönetimine karşı bir girişim olduğu belirtildi ve "Tampon bölge önermesi çöpe atılmalıdır" dendi.

Raporun tamamı şöyle:

"IŞİD’in Şengal saldırısından kaçan Ezidiler için Batman ve Mardin'de oluşturulan kampları, Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde IŞİD teröründen kaçan Kobanêlilerin durumunu ve bölgede süren savaşı gözlemlemek, başta Kürt ve Ezidi halkı olmak üzere bölge halklarıyla dayanışmak amacıyla MK ve PM üyelerinin de içinde olduğu 30 kişiden oluşan Halkın Türkiye Komünist Partisi heyeti, iki günlük bölge ziyaretinde bulundu. Ziyaret 27.09.2014- 28.09.2014 tarihleri arasında gerçekleştirildi.

BATMAN

Heyetin ilk durağı Batman'da Beyçayırı mevkiinde terk edilmiş Ezidi köylerinin yakınında Batman Belediyesi tarafından oluşturulan Ezidi kampı oldu. Kampın ihtiyaçları Batman Belediyesi ve şehir halkı tarafından karşılanıyor. Kampta, büyük çadırlarda 1450 kişi kalıyor.

GERİCİ SALDIRILARIN GERÇEKLEŞME İHTİMALİ EZİDİLER ÜZERİNDE TEDİRGİNLİK YARATIYOR

Batman Belediyesi'nin oluşturduğu kamp ilk olarak şehir merkezinde yer alırken, şehirde HÜDA-PAR'ın varlığı Ezidiler üzerinde tedirginlik yarattığından kamp şehir dışına taşınmak zorunda kalmış. Kampta aldığımız bilgilere göre, birkaç kere Ezidilere yönelik küçük saldırılar gerçekleşmiş. Heyete kampı gezdiren ve bilgi veren Batman Belediyesi görevlileri, kamptaki çadırların en fazla 1,5 ay daha idare edebileceğini, Van depremi sırasında Van'a gönderdikleri konteynırları geri getireceklerini, konteynır ihtiyaçlarının bir bölümünü bu şekilde karşılayacaklarını aktardı.
 
DEVLET EN UFAK BİR YARDIMDA BULUNMUYOR
 
Batman Belediyesi'nin oluşturduğu kampa bugüne kadar devlet tarafından en ufak bir katkı yapılmamış. Kampta kalanları AFAD yetkilileri yeni kayıt altına almaya başlamış durumda. Ezidi kampında hayat oluşturulmaya başlanılan komisyonlar üzerinden sürüyor. Belediye yetkilileri çocukların eğitimi için çalışmalara başladıklarını belirtiyorlar. Kampta kalanlar devletin oluşturduğu kamplara gitmek istemiyorlar.
 
Batman civarında Ezidilerin, içinde yaşanılan bir kaç evin olduğu, geri kalan evlerin terk edilmiş olduğu geçmişten kalma dokuz köyü var.  Belediye terk edilmiş evlerin tamirini yaptırarak o evlere de Şengal'den gelen Ezidileri yerleştirmiş. Batman halkının %70'inin belediyenin Ezidilere yönelik çalışmalarından memnun olduğu aktarılan bilgiler arasında yer alıyor.
 
Kampta HTKP heyetine yaşadıklarını anlatan 22 yaşındaki Ezidi Kemal Bazoi, dört kardeşinin Şengal'de kaldığını, kendisinin yeni evli olduğu için ailesi tarafından gönderildiğini, dayısının IŞİD katliamında hayatını kaybettiğini, amcasının ise IŞİD militanları tarafından kafasının kesildiğini söyledi. Kemal, cep telefonundan amcasının kesik başını ve bedeninin fotoğrafını göstererek “O kadar öfkelendim ki, kendimi IŞİD'lilerin arasında patlatmak istedim. Ailem engel oldu” dedi.
 
EZİDİLER KDP’NİN KENDİLERİNE İHANET ETTİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR
 
Kemal'in arkadaşları Şengal'den çevre köylere yiyecek almaya giderken katledilmiş. Musul'da üniversitede okurken Barzani'nin partisine gidip geldiğini belirten Kemal, IŞİD'in Şengal'e saldırısı sırasında Barzani'nin kendilerini arkalarından vurduğunu, saldırıdan 4 – 5 gün sonra sadece PKK'nin gelip yardım ettiğini, PKK'nin açtığı yoldan 4500 kişi geldiklerini aktardı. Kemal ve diğer kampta konuştuğumuz diğer Ezidiler yaklaşık iki yüz bin Ezidi’nin bu şekilde kurtulduğundan bahsediyorlar. Ezidi kampında oluşabilecek tehlikelere karşı gece-gündüz nöbetler tutulmaya devam ediliyor.
 
Kemal'in heyete aktardığı bilgilere göre, IŞİD saldırısı sırasında kirve dedikleri çevre köylerde yaşayan Araplar, Ezidilerin evlerinin kapılarını söküp, silahlarını alıp kadınlara saldırmışlar. IŞİD yaklaşık 1000 kişinin yaşadığı Koça köyüne gidip “Müslüman olun ve silahlarınızı, altınlarınızı bize verin, size bir şey yapmayacağız” demiş. Buna rağmen IŞİD ve Sünni Araplar söylenenleri kabul eden ve yerine getiren köylülerin çoğunu katletmişler. Kemal, bebekleri vurduklarını, küçük kızları ise haremlerine aldıklarını, savaşabilecek erkekleri 15-20 kişilik gruplar halinde öldürdüklerini aktardı.
 
Batman Belediyesi'nin yetkilileri Şengal'e yardım yapıldığını, yaklaşık 10.000 kişinin Şengal'de IŞİD terörüne karşı savaştığını, Türkiye'den Şengal'e savaşmak için dönüşlerin olduğunu söyledi. Belediye, Kobanê'den Batman'a gelme ihtimali olan Kobanêliler için de merkezde kalan Ezidileri kampa aktarmış.

MARDİN

Heyetin ikinci ziyareti Mardin Belediyesi'nin yeni otogarda oluşturduğu Ezidi kampı oldu. Buradaki kampın durumu Batman'dakine göre daha iyi. Kampta yaklaşık 720 Ezidi kalıyor.  Bu sayının ilk başlarda daha fazla olduğu, fakat özellikle gençlerin IŞİD’e karşı savaşmak için Şengal’e geri dönmesiyle birlikte azaldığı belirtiliyor. Kampın sorumluları arasında Demokratik Bölgeler Partisi’nden (DBP) emekli öğretmenler bulunuyor. Kampta kalanlar yaş gruplarına göre ayrılmış ve eğitim verilmeye çalışılıyor. Heyete bilgi veren sorumlular Ezidilerin çok kapalı bir halk olduğunu, politik bilinçlerinin ise hiç olmadığını söylüyorlar.


  
Ezidiler 32 gündür bu kampta kalıyorlar. Hava koşullarından dolayı dışarıdaki çadırlardan yeni otogarın içinde oluşturulan odalara alınmışlar. Her aile bir odada kalıyor. Ezidiler akrabalarıyla yan yana odalarda kalmak istiyorlar.
 
KAMPTAN DAHA ÇOK KENDİ EVLERİ GİBİ
 
Belediye yetkilileri ve kamp sorumlusu DBP'liler buraya kamp demek istemiyorlar. Ezidiler de burayı bir kamptan ziyade kendi evleri olarak görmeye başlamış durumdalar ve devletin kamplarına gitmek istemiyorlar. Burada da devletin herhangi bir desteği olmuyor. Kampın ihtiyaçları büyükşehir belediyesi ve Mardin halkının verdiği destekle karşılanıyor.
 
IŞİD’E KARŞI SAVAŞMAYA GİDİYORLAR
 
Ezidiler Şengal'den ilk geldikleri dönemde Avrupa'ya gitmeyi düşünüyorlarmış. Şimdi ise IŞİD terörüne karşı savaşmak için Şengal'e geri dönenler var. Heyetin ziyaretinden bir gün önce 33 genç Şengal'e gitmiş.
 
Mardin'deki kampta da komisyonlar oluşturulmuş, kampın sorumluları arasına Ezidiler dahil edilmiş. Heyete yaşadıklarını anlatan kampın sorumlularından Ezidi Hatip Şükri Haydo IŞİD'in ilk saldırdığında 8 saat direndiklerini, sonrasında ise cephanelerinin bittiğini söyledi. Haydo “PKK olmasaydı IŞİD'in elinden kimse kurtulamazdı.” dedi.
 
Ezidilere sadece IŞİD'in değil civar köylerde oturan Arapların da saldırdığını belirten Haydo, Şengal'deki katliamdan kaçmak için yaklaşık 40 kilometre yol yürüdüklerini, yolda IŞİD'in katlettiği Ezidilerin kafaları kesik bir şekilde bedenlerini üst üste yığdıklarını, yolda yaşlılar ve çocuklar arasında susuzluktan ölenlerin olduğunu, ölenlerin üstüne sadece bir taş koyup yola devam ettiklerini söyledi.
 
IŞİD BİNLERCE KADINI KAÇIRMIŞ
 
IŞİD, Ezidilerin kaçışı esnasında yakalayabildiği kadınları Musul'da kurdukları pazarda 100 Dolar'a satılığa çıkarıyor. 3000 kadının kaçırıldığı tahmin ediliyor. IŞİD'in elinden kaçabilen 15 kadın var. IŞİD ilk saldırdığında, IŞİD'in eline geçmemek için kendilerini Şengal dağından atan genç kızların olduğu da aktarılan bilgiler arasında yer alıyor.   

SURUÇ

HTKP heyeti, ziyaretin ikinci günü olan 28 Eylül tarihinde Rojava’nın IŞİD saldırısı altında bulunan Kobanê kenti ile sınırı olan Şanlıurfa’nın Suruç ilçesine hareket etti.
 
Diyarbakır- Şanlıurfa yolu boyunca kolluk kuvvetleri, TOMA ve zırhlı araçlarla yol kontrolü yapıyor. Geçen araçları durdurup Suruç’a geçmelerine izin vermiyor. Bu yasakla ilgili valiliğin herhangi bir yasal dayanağı bulunmuyor. Heyetimizin de geçişine izin verilmedi. Heyet, DBP Suruç ilçe örgütü yetkililerinin yardımıyla köy yollarından geçerek Suruç’a gitmek zorunda kaldı.


 
HÜKÜMETİN VERDİĞİ SAYILAR GERÇEĞİ YANSITMIYOR
 
Heyetimiz burada HDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici ve Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım, DBP Suruç ilçe yetkilileri ile Suruç Belediyesi yetkilileri ile görüş alışverişinde bulundu. Heyetimizin gözlemlediği ve yetkililer tarafından aktarılan bilgiler doğrultusunda görünenin Kobanê’den gelenler hakkında hükümetin verdiği sayıların gerçeği yansıtmadığı oldu. Hükümetin dediği gibi 200.000 değil 20-25 bin civarında insanın geldiği belirtiliyor. Gelenler daha çok Kobanê’nin köylerinden. Kobanê merkezinde olanlar göç etmemişler. Çünkü IŞİD genellikle köylere saldırmış. Heyetimiz oradayken bu sayı 6-7 bin civarındaydı. Kadın, çocuk ve yaşlıların dışındaki hemen hemen herkes IŞİD ile savaşmak için Kobanê’ye geri dönmüş. Kobanê’den gelenler parklara, camilere, belediyeye ait mekanlara ve Suruç halkının evlerine yerleştirilmiş.

Suruç’ta çocuklar başta olmak üzere insanlar sağlıksız koşullarda yaşıyor ve temel ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar. Özellikle çocukların psikolojileri bozulmuş durumda. Aktardıklarına göre çocuklar geceleri uykularından DAİŞ (IŞİD’in Kürtçesinin kısaltması) diye korkarak uyanıyorlarmış. Bunun yanı sıra Suruç’taki Kobanêlilerin bir kulağı sınırın öbür tarafında. Oradaki yakınlarından ve Kobanê’den iyi haberler bekliyorlar. 

Hem Kobanêliler, hem de Suruç halkı kaygılı ama aynı zamanda kararlı bir bekleyiş içerisindeler. Her gece birkaç kilometre ötelerinde gözlerinin önünde gerçekleşen savaşı izliyorlar.
 
BU SAVAŞIN EN BÜYÜK SORUMLUSUNUN AKP OLDUĞU BİLİNİYOR
 
Bölge halkı askere ve hükümete çok tepkili. AKP’nin IŞİD’e destek verdiğini tüm çıplaklığıyla görüyorlar. Asker ve polis basın açıklamalarını, dayanışma etkinliklerini yasaklamış durumda. Heyetimiz oradayken bile insanlar sınıra barış nöbeti tutmak için gittiklerinde polisin çok sert saldırılarıyla karşılaştı. Kolluk kuvvetleri IŞİD’lilerin sınırdan geçişlerine alenen izin veriyorken insanların Kobanê ile dayanışmak için sınırda beklemek istemelerine tahammül bile göstermiyor. İnsanlar hükümetin ikiyüzlü bir politika izlediğini, köylere havan topu isabet etse bile cevap verilmediğini söylüyorlar.
 
Sınıra yakın köylerde geceleri insanlar nöbet tutuyor. Özellikle heyetimizin de gittiği Bexte ve Dewşen köylerinde yaşayanlar geceleri IŞİD’e yardımların gittiğini ve bunu engellemek için nöbet tuttuklarını söylüyorlar. Hatta heyetimizin orda olduğu günün bir gün öncesinde nöbet tutan gençler IŞİD’e yardım götüren bir aracı yakalamışlar. Tüm bu olanların devletin onca askerinin, polisinin, istihbaratçısın yığınak yaptığı bir yerde gerçekleşmesi devletin buna göz yumduğunu gösteriyor.
 
BÜYÜK BİR KUŞATMA VE BÜYÜK DİRENİŞ
 
Hem bölge halkının, hem de YPG’ye yakın kaynakların aktardığı bilgilere göre, IŞİD militanları yaklaşık 20 bin kişilik bir kuvvetle Kobanê’ye saldırmış vaziyette. Kobanê çok stratejik bir yer. Rojava’nın nefes borusu sayılıyor. Bölgeye yardım sadece buradan gerçekleşiyor. Kobanê şehrinde eli silah tutan herkes silahlanmış durumda. Ancak YPG’nin tek dezavantajı ağır silahlara sahip olmaması. IŞİD’in elinde tanklar, havan topları mevcut. Kimi zaman tankları durdurmak için YPG gerillaları feda eylemleri gerçekleştirmek durumunda kalıyorlar.
 
SİYASİ DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
 
IŞİD terörizmi, emperyalizm ve AKP hükümetinden aldığı destekle ayakta durmaktadır. Özellikle AKP IŞİD’e sağladığı para, silah ve lojistik desteğin yanı sıra Türkiye-Suriye sınırını bu çetenin her türlü geçişine açmasıyla yaşanan katliamların sorumluluğunu taşımaktadır. Bu destek bir an önce sonlandırılmalıdır.
 
Başta ABD olmak üzere emperyalist devletler, Ortadoğu’ya müdahale etmek için kendi yarattıkları IŞİD çetesini bahane etmekte ve AKP’de aynı politikayla Suriye’nin kuzeyinde tampon bölge kurulmasını istemektedir. Bunun IŞİD’e karşı değil Suriye’deki merkezi iktidara ve Rojava’daki Kürt yönetimine karşı bir girişim olduğunu biliyoruz. AKP bu politikasından derhal vazgeçmelidir. Tampon bölge önermesi çöpe atılmalıdır.
 
2 Ekim tarihinde AKP iktidarı tarafından Meclis’ten geçirilen savaş tezkeresi başta Suriye olmak üzere bölgedeki emekçi halklara karşı bir tehdit ve saldırı aracı olarak kullanılacaktır. Ülkemizdeki tüm ilerici güçlerin görevi bu tezkereyi reddetmek ve savaş karşıtlığını örgütlemektir.
 
Kobanê’ye açık bir ambargo uygulanmaktadır. Gıda, ilaç vb. gibi yardımların Türkiye devleti tarafından Kobanê’ye gitmesi sınır hattında engellenmektedir. Bu duruma derhal son verilmelidir. Kobanê’ye yardımların geçişine hükümet izin vermelidir.
 
Hem Ezidi halkının, hem de Kobanê halkının temel ihtiyaçları ve sağlık koşulları gönüllüler tarafından gerçekleştirilmektedir. Fakat bu yeterli olmamaktadır. Daha kapsamlı bir müdahale acilen gerekmektedir.

IŞİD zulmünden kaçan Ezidi ve Kobanêliler kış şartlarına uygun giyeceklere sahip değiller. Kış yaklaşmakta olduğundan özellikle çocuklar ve yaşlılar bu durumdan daha çok etkilenecekler. Bunun için kışlık bot, kazak, mont, palto, pantolon gibi giysiler karşılanması ve dayanışma yardımlarının toplanması gerekmektedir.
 
Şu an başta Kobanê ve Şengal olmak üzere Irak ve Suriye’de Kürt halkının cihatçı terörizme karşı verdiği insanlık mücadelesi ve bu mücadelenin başarıya ulaşması önem taşımaktadır. Bu mücadeleyle dayanışma ile birlikte bölge halklarının gericiliğe ve emperyalizme karşı mücadele birliğinin sağlanması, ülkemizdeki ve Ortadoğu’daki tüm ilerici güçlerin görevleri arasında yer almaktadır."